Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, Kıbrıs sorununda müzakerelerin yeniden başlaması için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in stratejik anlaşmazlık noktalarını içeren bir çerçeve ortaya koyması gerektiğini söyledi.
RIK’e konuşan Kombos, Kıbrıs sorunundaki diplomatik sürecin durduğu yönündeki değerlendirmelere karşı çıktı.
Kombos’a göre kritik aşama, BM Genel Sekreteri’nin tarafların üzerinde müzakere etmesi gereken stratejik başlıkları masaya koymasıyla başlayacak.
Böyle bir girişimin Kıbrıs sorununda önemli gelişmelerin önünü açabileceğini belirtti.
“GUTERRES NEDEN HENÜZ BU ADIMI ATMADI?”
Kombos, olası müzakere çerçevesinin daha önceki yakınlaşmaları içeren bir belge olabileceğini, ancak Crans-Montana sürecindeki gibi stratejik görüş ayrılıklarını sıralayan yeni bir metnin daha olası göründüğünü söyledi.
BM Genel Sekreteri’nin 2017 tarihli raporuna işaret eden Kombos, o dönemde altı temel başlıkta anlaşma sağlanmasının stratejik bir uzlaşmanın önünü açabileceğinin değerlendirildiğini hatırlattı.
Kombos, bugün yanıtlanması gereken sorunun Guterres’in böyle bir adım atıp atmayacağı, daha da önemlisi neden henüz atmadığı olduğunu ifade etti.
“GECİKMENİN NEDENİ ANKARA’NIN TUTUMU”
Kıbrıslı Rum tarafının BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde yürütülecek müzakerelere hazır olduğunu savunan Kombos, mevcut çıkmazdan Türkiye’yi sorumlu tuttu.
Ankara’nın iki devletli çözüm ve egemen eşitlik taleplerinden vazgeçmemesinin görüşmelerin başlamasını engellediğini ileri sürdü.
Kombos, BM Genel Sekreteri’nin yeni bir girişimde bulunmadan önce bütün tarafların müzakereye istekli olduğuna kanaat getirmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulunda iki devletli çözüm yönündeki tutumunu yeniden dile getirdiğini hatırlattı.
BM YAKINLAŞMA BELGESİNİ TARAFLARA VERMEYECEK
Kombos, BM’nin önceki müzakerelerde sağlanan yakınlaşmaları içeren belgeyi taraflara vermeyeceğini de doğruladı.
Kıbrıslı Rum tarafının bu belgeyi yararlı gördüğünü belirten Kombos, metnin geçmişte üzerinde çalışılan çözüm temelini ve Crans-Montana’ya kadar sağlanan ilerlemeyi ortaya koyduğunu söyledi.
Bununla birlikte bundan sonraki adımın daha önemli olduğunu ifade etti.






