Halkın Partisi (HP) MYK Üyesi Yusuf Avcıoğlu, son günlerde farklı alanlarda yaşanan olayları değerlendirerek hükümete “Sokaklarda mafya, denizlerde facia, okullarda başıboşluk, yönetemiyorsunuz!” sözleriyle seslendi.
Avcıoğlu; başkentte bir oto galerinin kundaklanması, bir kadının evinin avlusunda katledilmesi, Güngör Katı Atık Tesisi’nde yeniden çıkan yangın, Kıbrıs’ın kuzeyinde tespit edilen Batı Nil virüsü vakaları, okullar ve okul servislerine ilişkin denetim tartışmaları, feribot faciası ve YEK Tüzüğü taslağını aynı yönetim anlayışının sonuçları olarak değerlendirdi.
Yaşananların birbirinden bağımsız olaylar olmadığını savunan Avcıoğlu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, tarihinin en ağır yönetimsel ve ahlaki krizini yaşıyor. Yaşadığımız bu süreç tesadüfi olaylar silsilesi değil; bugünden geçmişe doğru baktığımızda, katlanarak büyüyen; karada, denizde, havada, sağlıkta, enerjide, eğitimde ve hatta evlerde devlet mekanizmasının topyekun iflas ettiğini net bir şekilde gösteriyor” dedi.
Avcıoğlu, farklı alanlardaki sorunların merkezinde ortak bir neden bulunduğunu belirterek, “Farklı alanlardaki tüm bu trajedilerin merkezinde tek bir gerçek yatmaktadır: Devleti bilimin, verinin, liyakatin ve teknolojinin ışığında yönetememek; ülkeyi denetimsizliğe ve ranta kurban etmek!” ifadelerini kullandı.
SOKAKLARDA MAFYATİK KUNDAKLAMALAR, EVLERİNDE KORUNAMAYAN KADINLAR
Lefkoşa’da bir otogalerinin kundaklanmasına değinen Avcıoğlu, HP’nin 24 Ağustos 2026’da yaptığı asayiş açıklamasını hatırlattı. O tarihte, “21. yüzyılın organize suçları, eski usul yöntemlerle ve insan inisiyatifine bırakılmış pasif takiple engellenemez” uyarısında bulunduklarını belirten Avcıoğlu, kent kameralarında yapay zeka video analitiği ile biyometrik sınır blokaj sistemi önerdiklerini kaydetti.
Avcıoğlu, önerdikleri proaktif güvenlik sistemlerinin devrede olması halinde kundaklama olayının önlenebileceğini savunarak, “Önerdiğimiz proaktif güvenlik yazılımları bugün devrede olsaydı, o suçlular daha ellerindeki yanıcı maddeyi araçlara dökemeden polis tarafından suçüstü yakalanacaktı” dedi.
Saliha Özkol’un öldürülmesini de değerlendiren Avcıoğlu, kadınların korunmasına yönelik mekanizmaların yetersiz bırakıldığını belirtti. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin bütçe ve personel açısından işlevsiz hale getirildiğini savunan Avcıoğlu, KAYAD tarafından hazırlanan Ev İçi Şiddet Yasa Önerisi’nin de Meclis’te beklediğine işaret etti.
Avcıoğlu, “Şiddeti önleyecek, mağduru koruyacak yasaları ve mekanizmaları kilitleyenler, korumasız bırakılan her bir canın vebalini üzerinde taşımaktadır. Can güvenliğini her alanda yitiren bu toplum, artık kendi evinin avlusunda bile açık hedef olmaktadır” ifadelerine yer verdi.
KIBRIS’IN GÜNEYİNDE OTOBÜSLER DENETLENİRKEN, KUZEYDE OKULLAR VE SERVİSLER GÜNDEMDE
Yeni eğitim yılı öncesinde okul servisleri ve okul binalarının durumunu da gündeme taşıyan Avcıoğlu, Kıbrıs’ın güneyinde yapılan denetimlerde kriterleri karşılamayan 40 okul otobüsünün trafikten men edildiğini, Kıbrıs’ın kuzeyinde ise okul servislerine yönelik denetimlerin durumunun belirsiz olduğunu savundu.
Avcıoğlu, “Ders zilinin çalmasına günler kalmışken, ülkemizdeki birçok okulun ise hâlâ birer şantiye hâlinde olması, çocuklarımızın nasıl bir düzensizliğe ve risk ortamına terk edildiğinin en açık göstergesidir” dedi.
GÜNGÖR’DEKİ YANGIN VE YEK TÜZÜĞÜ ELEŞTİRİSİ
Güngör Katı Atık Tesisi’nde yeniden çıkan yangına değinen Avcıoğlu, Haziran 2026’daki yangının ardından HP’nin yaptığı açıklamayı hatırlatarak, “Güngör’deki yangınlar teknik bir kaza değil; plansızlığın, denetimsizliğin ve ülkedeki kontrolsüz fiili nüfusun yarattığı yapısal çöküşün göstergesidir” sözlerini yineledi.
Avcıoğlu, “Ne nüfus politikası ürettiler ne de tesisi modernize ettiler, sonuç yine zehir oldu” dedi.
Yenilenebilir enerji alanında hazırlanan YEK Tüzüğü taslağını da eleştiren Avcıoğlu, 26 Ağustos’ta yaptıkları açıklamada taslağı, “dürüst vatandaşı cezalandıran, kaçak kurulumu teşvik eden ve adayı adeta denetimsiz, patlamaya hazır bir bombaya çevirecek teknik bir ihanet belgesi” olarak nitelendirdiklerini hatırlattı.
Avcıoğlu ayrıca geçmişte KIB-TEK üzerinden yaşanan yakıt tartışmaları ve elektrik üretimindeki sorunların da enerji yönetimindeki denetimsizliğin göstergeleri olduğunu savundu.






