Kıbrıs’ta son bir haftada yaşanan gelişmeleri birbirinden bağımsız okumak büyük resmi kaçırmak olur…
Barcelona Academy’nin KKTC’de gerçekleştirmeyi planladığı organizasyonun engellenmesi, Hristodulidis-Erhürman görüşmeleri ve Türkiye ile KKTC arasında planlanan doğal gaz boru hattının Rum yönetimi tarafından Birleşmiş Milletler’e taşınması…
Üç ayrı gelişme…
Ama aslında tek bir mesele var:
Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının dünyada görünür olmasına, kendi geleceğine ilişkin karar vermesine ve Türkiye ile birlikte güçlenmesine duyduğu tahammülsüzlük…
…
Barcelona Academy olayı bunun en açık örneklerinden biridir…
Çocukların ve gençlerin futbol oynayacağı uluslararası bir organizasyon dahi Rum tarafı için siyasi mücadele alanına dönüştürüldü. Çünkü mesele futbol değildi…
Mesele, dünyanın KKTC’ye gelmesiydi…
Kıbrıs Türk gençlerinin uluslararası bir markayla kendi topraklarında buluşmasıydı…
Ve en önemlisi, KKTC’nin adının dünyada duyulmasıydı…
Bir tarafta bunlar yaşanırken diğer tarafta Hristodulidis ile Erhürman görüşüyor, masada güven artırıcı önlemler ve Kıbrıs meselesinin geleceği konuşuluyor…
Elbette diyalog kurulmalıdır…
Ancak burada ciddi bir soru işareti vardır…
Bir halkın çocuklarının spor organizasyonuna dahi müdahale ederken o halkla nasıl güven inşa edeceksiniz?
Kıbrıs Türkünü dünyadan soyutlamaya çalışırken hangi ortak gelecekten bahsedeceksiniz?
…
Asıl büyük fotoğraf ise enerji meselesinde karşımıza çıkıyor…
Türkiye ile KKTC arasında planlanan doğal gaz boru hattının Rum yönetimi tarafından BM’ye şikâyet edilmesi, aslında Rum tarafının yıllardır değişmeyen anlayışının yeni bir yansımasıdır…
Rum yönetimi Doğu Akdeniz’de İsrail’den Mısır’a, Yunanistan’dan Avrupa ülkelerine kadar istediği devletle enerji ve savunma anlaşmaları yaparken Kıbrıs Türk halkının iradesini sormuyor…






