Politis’te yayımlanan dikkat çekici analizinde Kostas Themistokleous, Kıbrıs sorununda son bir yılda yaşanan gelişmeleri Hristodulidis-Erhürman görüşmeleri üzerinden değerlendirdi ve Kıbrıslı Rum yönetimine yönelik sert eleştirilerde bulundu.
“İtiraf edelim: Bizim taraf ucu açık görüşmeler istiyor, Güven Artırıcı Önlem istemiyor, çözüm istemiyor” başlıklı yazısında Themistokleous, Kıbrıs sorunundaki mevcut hareketsizliğin artık yalnızca Türkiye veya Kıbrıslı Türk tarafına yüklenemeyeceğini savundu.
Themistokleous, “Türkiye suçlu” ya da “her şey karşı tarafın uzlaşmazlığından kaynaklanıyor” şeklindeki söylemlerin mevcut tabloyu açıklamakta yetersiz kaldığını belirterek, Kıbrıslı Rum tarafının kendi politikasının da sorgulanması gerektiğini yazdı.
“HRİSTODULİDİS NE GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLERLE NE DE ÇÖZÜMLE İLGİLENİYOR”
Themistokleous’un yazısındaki en sert değerlendirme doğrudan Hristodulidis’e yönelik oldu.
Kıbrıslı Rum liderin iletişim politikasının arkasına bakıldığında tablonun açık olduğunu savunan Themistokleous şöyle yazdı:
“Hristodulidis ne güven artırıcı önlemlerle ne de çözüme götürecek müzakerelerle ilgileniyor. O, sonuçsuz ve ucu açık bir diyalogla ilgileniyor. Sonu olmayan bir süreç istiyor.”
Themistokleous, bu yaklaşımı “the show must go on” sözleriyle tanımladı ve bir süreç sonuçsuz kaldığında yenisinin başlatıldığını savundu.
“ERHÜRMAN HAZIRLIKLI GELDİ, HRİSTODULİDİS’İN DERDİ GAZETECİLERE NE SÖYLEYECEĞİYDİ”
Themistokleous, Tufan Erhürman ile Nikos Hristodulidis arasındaki ilk görüşmeye de dikkat çekti.
Erhürman’ın görüşmeye dört metodolojik öneriyle hazırlıklı geldiğini belirten Themistokleous, Hristodulidis için çok daha sert ifadeler kullandı:
“Biri görüşmeye dört metodolojik noktasıyla hazırlanmış olarak gelirken, diğeri hazırlıksız ve şaşkın geliyor. Tek derdi, Başkanlık Sarayı’na döndüğünde gazetecilere ne söyleyeceğidir.”
Aradan geçen aylarda Hristodulidis’in Erhürman’ın dört önerisinden üçünü kabul ettiğini söylediğini, Kıbrıslı Türk tarafının ise bunu reddettiğini hatırlatan Themistokleous, “Kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor?” sorusunu yöneltti.
“ÜÇÜNCÜ TARAFLAR ERHÜRMAN’IN DEĞERLENDİRMELERİNİ PAYLAŞIYOR GİBİ”
Themistokleous, bu tartışmada iki liderin açıklamalarından çok Birleşmiş Milletler’in tutumuna bakılması gerektiğini savundu.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin ve BM Sözcüsü Stephane Dujarric’in açıklamalarına işaret eden Themistokleous şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ne zaman konuşsalar, ne zaman yazsalar, Erhürman’ın analiz ve değerlendirmelerini paylaşıyor gibi görünüyorlar; en azından Hristodulidis’in iddia ettiklerini doğrulamıyorlar.”
Themistokleous, BM yetkililerinin bu nedenle Kıbrıslı Rum tarafında yeniden “hedef tahtasına” konulduğunu savundu.
GUTERRES’İN YANITI İÇİN “HRİSTODULİDİS’E DARBE” İDDİASI
Hristodulidis’in BM Genel Sekreteri Guterres’e sık sık mektup gönderdiğini ve bu mektupların içeriğini kamuoyuyla paylaştığını belirten Themistokleous, buna karşılık Guterres’in verdiği yanıtların açıklanmadığını yazdı.
Erhürman’ın da yakın zamanda Guterres’e mektup gönderdiğine işaret eden Themistokleous, BM Genel Sekreteri’nden gelen yanıtın Hristodulidis açısından olumsuz olduğunu ileri sürdü.
Themistokleous, Guterres’in güven ortamının oluşmaması ve önerilen Güven Artırıcı Önlemlerin ilerletilememesi konusunda Hristodulidis’e sorumluluk yüklediğini savundu.






