Gazeteci-yazar Özer Kanlı, “Rum–Yunan ikilisi, İsrail’in Türkiye ile savaşa girmesini, bunu fırsat bilen Yunanistan’ın KKTC’ye saldırarak Türkiye’yi Kıbrıs’tan çıkarmasını konuşuyor, hayal kuruyor” başlıklı yazısında, Rum ve Yunan basınında Türkiye ile İsrail arasında çıkabilecek olası bir çatışmanın Kıbrıs’taki mevcut durumu değiştirmek amacıyla kullanılmasına yönelik senaryoların gündeme getirildiğini yazdı.
Kanlı, Rum ve Yunan basınında yer alan söz konusu yorumların ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirterek, “Bir çatışma çıkarsa biz de saldırır, adadaki durumu değiştiririz” anlayışının taşıdığı tehlikenin küçümsenmemesi gerektiğini ifade etti.
Yazısında Rum medyasında yer alan bir habere de yer veren Kanlı, bazı Yunan siyasetçi ve analistlerin, İsrail’in Kıbrıs’taki Türk kuvvetlerini hedef alması halinde Yunanistan’ın bütün gücüyle harekete geçmesi ve bu durumu adadaki mevcut statüyü kalıcı biçimde değiştirmek için kullanması gerektiğini savunduğunu aktardı. Söz konusu değerlendirmelerin artık yalnızca marjinal çevrelerle sınırlı olmadığının ileri sürüldüğünü belirten Kanlı, Atina ve Lefkoşa’daki siyasi ve stratejik çevrelerde de benzer düşüncelerin dile getirildiğini kaydetti.
Kanlı, yazısını, çocukların yeni savaşların tanığı olmasını istemediklerini belirterek tamamladı. Kıbrıs Türk halkının hedefinin, gelecek nesillere güven içinde yaşayabilecekleri ve komşularıyla huzur içerisinde ilişki kurabilecekleri bir gelecek bırakmak olması gerektiğini ifade etti.
Kanlı'nın yazısının tamamı şu şekilde:
"Rum ve Yunan basınında gündeme getirilen, Türkiye ile İsrail arasında çıkabilecek bir çatışmayı Yunanistan’ın KKTC’ye askerî müdahale fırsatına dönüştürme senaryoları üzerinde ciddiyetle durmalıyız.
Lütfen herkes Rum medyasında çıkan şu haberi dikkatle okusun:
'Yunan siyasetçiler ve analistler artık açıkça, İsrail’in Kıbrıs’taki Türk kuvvetlerini vurması hâlinde Yunanistan’ın bütün gücüyle harekete geçmesi ve bu fırsatı adadaki mevcut durumu kalıcı biçimde değiştirmek için kullanması gerektiğini savunuyor. Bu düşünce artık marjinal çevrelerle sınırlı değil. Atina ve Lefkoşa’daki siyasi liderler ve strateji çevreleri bunu açıkça dile getiriyor.
Bu gelişmelerin arka planında, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin hızla kötüleşmesi bulunuyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül’de BM Genel Kurulu’nda Erdoğan’ı teröristleri barındıran, Kuzey Kıbrıs’ı yasa dışı biçimde işgal eden ve Yunanistan’ın egemenliğini düzenli olarak ihlal eden bir ‘tiran’ olarak nitelendirdi. Ağustos ayında Suudi Arabistan ve Pakistan ile İslam dünyasını kapsayan Mekke Savunma Paktı’nı kuran Erdoğan ise iki gün önce İsrail’i ‘soykırımcı bir zihniyete’ sahip olmakla suçlamıştı. Ardından karşılıklı sert açıklamalar her gün devam etti.
Atina’daki analistlerin şimdi üzerinde çalıştığı senaryo şöyle: İsrail, Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki veya işgal altındaki Kıbrıs’taki askerî tesislerini vurur; Yunanistan da 1974’ten bu yana süren işgali kalıcı biçimde sona erdirmek için İsrail’in yanında yer alır. Yunan Çözümü Partisi lideri Kiryakos Velopulos, 29 Eylül’de Real FM’e yaptığı açıklamada bunu doğrudan dile getirdi: ‘İsrail ile Türkiye Kıbrıs’ta çatışırsa, biz de otomatik olarak Türkiye’yi vurmalıyız.’'






