Ne yazık ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde trafik kazaları, uzun zamandır gündemin değişmeyen başlıklarından biridir. Dolayısıyla, yaşanan her ağır kazanın ardından “Yollarımız güvenli değil”, “Sürücüler çok dikkatsiz”, “Denetimler yetersiz”, “Cezalar artırılmalı” gibi cümleleri kuruyoruz. Bir süre sonra gündem değişiyor; ancak trafiğin temel sorunları büyük ölçüde yerinde kalıyor. Bir sonraki kazada ise aynı tartışmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Oysa trafik güvenliği, yalnızca ticari araç şoförlerinin ve diğer sürücülerin davranışlarına indirgenemeyecek kadar karmaşık bir konudur. Kullanıcılar, araçlar, yollar, çevre koşulları, mevzuat, denetim ve acil müdahale sistemi birbirine bağlıdır. Bu zincirin herhangi bir halkasındaki zayıflık, diğer halkalardaki küçük hataları ağır sonuçlara dönüştürebilir. Dolayısıyla doğru soru yalnızca “Kazayı kim yaptı?” değil, aynı zamanda “Bu hata neden ölümle sonuçlandı?”, “Yeterli önlemler alınmış olsaydı, en azından ölüm riski ortadan kaldırılabilir miydi?” olmalıdır.
Kıbrıs’ın kuzeyinde 2025 yılında trafik kazalarında 42 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Küçük bir nüfus için bu, yalnızca istatistiksel bir değer değildir. Her rakamın arkasında yarım kalan bir hayat, dağılan bir aile ve uzun yıllar taşınacak bir toplumsal acı bulunmaktadır.
Trafik Kazası mı, Sistem Kusuru mu?
“Trafik kazası” ifadesi, bazen yaşanan olayın kaçınılmaz olduğu izlenimini yaratır. Oysa kazaların önemli bir bölümü öngörülebilir ve önlenebilir olaylardır. İnsan hata yapabilir; hızını yol koşullarına göre ayarlamayabilir, birkaç saniyeliğine dikkatini kaybedebilir veya önündeki tehlikeyi geç fark edebilir. Güvenli bir trafik sistemi ise insanın hata yapabileceğini baştan kabul eder ve bu hatanın ölümle sonuçlanmasını önlemeye çalışır.
Modern yol güvenliği anlayışının temelinde de bu yaklaşım vardır. Yolun geometrisi, görüş mesafesi, aydınlatması, yüzey durumu, kavşak düzeni, yol kenarındaki engeller ve trafik işaretleri birlikte değerlendirilir. Amaç, kazayı yalnızca önlemek değil; kaza meydana geldiğinde sonuçlarını da hafifletebilmektir.
Örneğin yüksek hızlara imkân veren geniş ve doğrusal bir yolun üzerinde yeterince korunmayan bir kavşak bulunuyorsa, yalnızca sürücülere “Dikkatli olun!” demek yeterli değildir. Yolun fiziksel yapısı sürücüye yüksek hızın mümkün ve güvenli olduğu mesajını verirken, trafik levhasıyla düşük hız talep etmek kendi içinde çelişkili bir düzenleme yaratabilir. Mühendislik tasarımı ile trafik kuralının aynı mesajı vermesi gerekir.
Küçük Bir Ülke, Hızla Büyüyen Trafik Yükü
KKTC’nin yüzölçümü ve nüfusu sınırlı olmasına rağmen günlük yaşam büyük ölçüde özel araç kullanımına dayanmaktadır. Yerleşim alanlarının yayılması, üniversiteler, turizm hareketliliği, yeni konut bölgeleri ve şehirlerarası yolculuklar trafik talebini sürekli artırmaktadır. Buna karşın toplu taşıma sistemi, özel araca gerçek anlamda alternatif oluşturabilecek sıklık, güvenilirlik ve kapsama düzeyine hiçbir zaman ulaştırılamamıştır.
Toplu taşımanın yetersiz olduğu bir yerde insanların otomobil kullanmasını eleştirmek kolay, fakat eksik bir yaklaşımdır. İnsanlara makul bir seçenek sunulmadığında özel araç kullanımı tercihten çok zorunluluğa dönüşür. Araç sayısı arttıkça yollar üzerindeki yük, kavşaklardaki gecikmeler, park ihtiyacı ve kaza riski de artmaktadır.
Yeni yol yapmak veya mevcut yolları genişletmek zaman zaman gerekli olabilir; ancak trafik sorununu yalnızca daha fazla asfalt dökerek çözmek mümkün değildir. Yol kapasitesi artırıldığında başlangıçta rahatlama sağlansa bile özel araç kullanımı yeniden artabilir ve birkaç yıl içinde benzer sıkışıklıklar tekrar oluşabilir. Bu nedenle yol yatırımları; toplu taşıma, yaya ulaşımı, bisiklet bağlantıları, otopark politikaları ve arazi kullanım planlamasıyla birlikte ele alınmalıdır. Bunun yanında gelişmiş ülkelerdeki birçok metropolde şehir içi trafik yükü “Park n’ Ride” diye tabir edilen ve şehir çeperine kurulan geniş park alanlarından sağlanan toplu taşımacılık ile ve hatta bisiklet kullanımını teşvikle trafik yükü azaltılmaktadır.
Bakım ve Tasarım Kusurları Sürücü Hatasını Büyütüyor
KKTC’de trafik güvenliği tartışılırken çoğu zaman araç kullanıcılarının süratine ve dikkatsizliğine odaklanılıyor. Oysa yolun fiziksel durumu ve yol kenarı güvenliği de kazaların meydana gelmesinde veya sonuçlarının ağırlaşmasında belirleyici olabilmektedir.
Kullanıcıların yaptığı küçük bir hata, uygun biçimde tasarlanmış ve bakımı yapılmış bir yolda kontrol edilebilirken, sistemdeki başka eksikliklerle birleştiğinde ağır bir kazaya dönüşebilir.Boğaz–Lefkoşa ve Lefkoşa–Güzelyurt arasındaki bölünmüş yollarda, yol kenarındaki ağaç ve çalı dallarının zaman zaman emniyet şeridini aşarak aktif trafik şeritlerine kadar uzandığı görülmektedir. Bu durum yalnızca araçların çizilmesine veya aynalarının zarar görmesine yol açan bir bakım sorunu değildir. Sürücülerin dallardan kaçınmak için aniden şerit değiştirmesi, yan şeritteki araçların hareket alanını ihlal etmesi veya özellikle gece saatlerinde beklenmedik bir manevra yapmak zorunda kalması ciddi bir kaza riski oluşturmaktadır. Yol bakımının, yalnızca asfalt yüzeyindeki çukurların kapatılması olarak görülmemesi; yol kenarı bitki örtüsü, görüş mesafesi, yollara dökülen yağ ve mıcırın oluşturduğu tehlikeler, drenaj, levhalar ve emniyet alanlarıyla birlikte ele alınması gerekir.
Asfalt yüzeyindeki çukurlar, çökmeler ve ağır vasıtaların tekerlek izlerinde oluşan deformasyonlar ise özellikle motosiklet sürücüleri açısından çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Dört tekerlekli bir aracın sarsıntıyla geçebildiği bir yüzey bozukluğu, motosiklet sürücüsünün ani yön değiştirmesine veya dengesini tamamen kaybetmesine neden olabilir. Atatürk Spor Salonu’ndan Gönyeli Çemberi’ne girişte ve Hamitköy yönünden gelip Lefkoşa’ya dönüş sağlayan, kamuoyunda Jet Gaz Kavşağı olarak bilinen sinyalize kavşakta gözlemlenen yüzey deformasyonları bu açıdan değerlendirilmelidir. Yol yüzeyinin sürüş konforundan önce bir güvenlik unsuru olduğu unutulmamalıdır.
Yol kenarı ve orta refüjlerde kullanılan beton bariyerler de ayrıca incelenmelidir. Jersey tipi beton bariyerler, uygun geometrik profile, yüksekliğe ve koruma seviyesine sahip olduğunda çarpan aracı yeniden yola yönlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. Ancak KKTC’de araç filosunun önemli bölümünü yüksek ağırlık merkezine sahip jip, SUV ve pick-up türü araçların oluşturması, mevcut bariyerlerin her konum için yeterliliğinin sorgulanmasını gerektirir. Özellikle şehirlerarası bölünmüş ana arterlerde bariyer sistemleri düzenli yol güvenliği denetimlerine tabi tutulmalıdır.






