Boşanma davalarının en fazla tartışılan başlıklarından biri olan yoksulluk nafakasında önemli bir değişim sürecine girildi. Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresine yönelik verdiği iptal kararı, uzun süredir kamuoyunda tartışılan nafaka sistemini yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Kararın ardından özellikle “Süresiz nafaka tamamen kalktı mı?”, “Daha önce hükmedilen nafakalar sona erecek mi?” ve “Yeni davalarda nafaka kaç yıl ödenecek?” soruları öne çıktı. Ancak mevcut hukuki tablo, kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “nafakalar kaldırıldı” yorumlarından daha farklı ve daha karmaşık bir süreç içeriyor.
Bugün itibarıyla yoksulluk nafakasının tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. AYM’nin iptal kararının ardından yasama organının yeni hukuki çerçeveyi oluşturması bekleniyor. Yeni düzenlemenin ise önümüzdeki dönemde Meclis gündemine gelmesi öngörülüyor.
Tartışmanın merkezinde yoksulluk nafakası var
Türkiye’de boşanma sonrası nafaka denildiğinde farklı hukuki kurumlar aynı kavram altında değerlendirilebiliyor. Oysa tartışmaya konu olan düzenleme doğrudan “yoksulluk nafakası” ile ilgili.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması şartıyla karşı tarafın mali gücü oranında nafaka talebinde bulunabiliyor. Mevcut düzenlemede bulunan “süresiz olarak” ifadesi, AYM önüne taşınan başvurunun temel konusunu oluşturdu.
Başvurunun dikkat çeken bir başka yönü ise Antalya’dan gelmesi oldu. Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından yapılan başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, söz konusu ibarenin iptaline karar verdi. Böylece yıllardır gerek hukuk çevrelerinde gerekse kamuoyunda tartışılan süresiz nafaka konusunda yeni bir hukuki dönemin kapısı aralandı.
Kararın ardından gözler doğal olarak yeni yasal düzenlemeye çevrildi. Antalya avukat hizmeti verenler için yoğun mesailer böylece başlamış oldu.
“Nafaka kalktı” yorumu mevcut tabloyu tam olarak yansıtmıyor
AYM kararının kamuoyuna yansımasının ardından sosyal medyada ve çeşitli platformlarda nafakanın tamamen kaldırıldığı yönünde değerlendirmeler yapıldı. Ancak karar yalnızca Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve yoksulluk nafakasının süresine ilişkin olan “süresiz olarak” ibaresini hedef alıyor.
Dolayısıyla çocuklar için ödenen iştirak nafakası, boşanma davası devam ederken hükmedilebilen tedbir nafakası ve kanundaki diğer nafaka türleri bu tartışmanın doğrudan konusu değil.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel de kararın ardından yaptığı değerlendirmede, AYM kararının “nafaka tamamen ortadan kaldırıldı” ya da bütün nafaka türlerinin sona erdiği şeklinde yorumlanamayacağını vurguladı. Tartışmanın temelinde, korunmaya ihtiyaç duyan tarafın hakları ile diğer eş açısından süresiz ve öngörülemez bir yükümlülük oluşmasının önlenmesi arasında nasıl bir denge kurulacağı bulunuyor.
Bu ayrım, halen nafaka alan ya da nafaka ödeyen kişilerin hukuki durumlarını değerlendirirken de önem taşıyor.
Mevcut nafaka kararları kendiliğinden ortadan kalkmıyor
Yeni gelişmelerle birlikte en fazla merak edilen konulardan biri, daha önce aile mahkemeleri tarafından hükmedilen yoksulluk nafakalarının akıbeti.
Hukukçuların dikkat çektiği temel nokta, AYM kararının mevcut nafaka kararlarını bir anda hükümsüz hale getiren bir sonuç doğurmadığı. Başka bir ifadeyle, daha önce mahkeme kararıyla nafaka ödeme yükümlülüğü bulunan bir kişinin yalnızca AYM kararını gerekçe göstererek ödemeyi tek taraflı biçimde durdurması söz konusu değil.
Aynı şekilde nafaka alacaklılarının da mevcut hukuki düzenin geçiş sürecini takip etmesi gerekiyor.
Nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması zaten mevcut hukuk sisteminde belirli koşullar altında mahkemeden talep edilebiliyor. Tarafların ekonomik durumlarının değişmesi, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya kanunda düzenlenen diğer koşullar somut olayın özelliklerine göre mahkemeler tarafından değerlendiriliyor.
Bu nedenle boşanma ve nafaka uyuşmazlıklarında her dosyanın kendi koşulları ayrı önem taşıyor. Özellikle AYM başvurusunun Antalya’daki bir aile mahkemesinden çıkmasıyla kentte de yakından takip edilen süreçte, boşanma sonrası mali sonuçların nasıl şekilleneceğine ilişkin hukuki değerlendirme almak isteyen kişilerin bir Antalya boşanma avukatı aracılığıyla kendi dosyalarındaki mevcut kararın ve yeni düzenlemenin olası etkilerini değerlendirmesi önem taşıyabiliyor.
Yeni sistem için Ekim ayı işaret ediliyor
Nafaka tartışmasını yeniden güncel hale getiren gelişmeler yalnızca Anayasa Mahkemesi kararıyla sınırlı değil. Ağustos ayında kamuoyuna yansıyan açıklama ve haberlerde, nafaka ve boşanma süreçlerine ilişkin kapsamlı değişiklikler içermesi beklenen 13. Yargı Paketi’nin Ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınmasının planlandığı belirtildi.
Paket kapsamında en dikkat çekici başlığın yoksulluk nafakasının süresi olması bekleniyor.
Kamuoyuna yansıyan taslak çalışmalarda nafaka süresinin evlilik süresi başta olmak üzere bazı kriterlerle ilişkilendirilmesine yönelik seçenekler üzerinde durulduğu ifade ediliyor. Bazı haberlerde en az beş yıllık süreyi içeren bir model üzerinde çalışıldığı aktarılıyor.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Meclis’e sunulmuş ve yasalaşmış nihai bir kanun metni ortaya çıkmadan kamuoyuna yansıyan formüllerin kesinleşmiş hukuk kuralı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Yeni sistemin ayrıntıları; teklifin TBMM’ye sunulması, komisyon görüşmeleri, Genel Kurul süreci ve olası değişikliklerin ardından netleşecek.






