Halkın Partisi, 6 Ocak 2016’da siyaset sahnesine çıkarken iddiasını açık biçimde ortaya koydu.
Kudret Özersay, partinin kuruluşunda mevcut siyaset ve yönetim anlayışının değiştirilmesi gerektiğini söylüyor; HP’nin yeni siyaset anlayışını şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve hukukun üstünlüğü gibi kavramlar üzerine kuruyordu.
HP’nin en önemli siyasi sermayelerinden biri de buydu:
Eski siyasete karşı yeni siyaset.
Hesap soran ama gerektiğinde hesap da veren bir yönetim anlayışı.
Aradan geçen yılların ardından Halkın Partisi bugün yeniden siyasi sorumluluk ve hesap verebilirlik kavramlarını gündeme taşırken, geçmişte hükümet ortağı olduğu dönemin arşivi de aynı soruyu HP’ye yöneltiyor:
Muhalefette savunulan hesap verebilirlik standardı, iktidarda da aynı şekilde uygulandı mı?
2016: ÜÇ CAN GİTTİ, ULAŞTIRMA BAKANINA “İSTİFA” ÇAĞRISI
29 Kasım 2016 sabahı Girne-Değirmenlik Dağyolu’nda meydana gelen korkunç trafik kazası ülkeyi yasa boğdu.
Minibüs şoförü Denktaş Mutluel ile Bülent Ecevit Anadolu Lisesi öğrencileri Sude Demirkıran ve İlayda Yeliz Öztürk yaşamlarını yitirdi.
Yedi kişi de yaralandı.
O dönemde hükümet UBP-DP koalisyonuydu ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı koltuğunda Kemal Dürüst oturuyordu.
Facianın ardından hükümete ve Ulaştırma Bakanlığı’na yönelik ağır eleştiriler yükseldi.
Henüz hükümette olmayan Halkın Partisi cephesinde de siyasi sorumluluk tartışılıyordu.
Daha sonra HP’nin Ulaştırma Bakanı olacak Tolga Atakan’ın, dönemin Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst’e yönelik tavrı yıllar sonra yeniden gündeme gelecekti.
Atakan’ın Dürüst’e söylediği hatırlatılan söz açıktı:
“Sokağın sesini dinle.”
Tartışmanın merkezinde ise istifa vardı.
Mesaj, siyasi sorumluluk açısından son derece açıktı:
Bir kamu hizmetindeki ağır sorunların sonucunda canlar kaybediliyorsa, yalnızca teknik ve idari sorumluluk değil, siyasi sorumluluk da tartışılmalıdır.
Aradan yaklaşık iki yıl geçti.
Bu kez Halkın Partisi muhalefette değildi.
İktidardaydı.
2018: HP ARTIK HÜKÜMETTEYDİ
2 Şubat 2018’de CTP-HP-TDP-DP koalisyon hükümeti kuruldu.
Tufan Erhürman Başbakan, HP Genel Başkanı Kudret Özersay ise Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı oldu.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı da Halkın Partisi’ne geçti.
Bakanlık koltuğunda Tolga Atakan vardı.
HP artık eleştiren tarafta değil, devlet yönetiminin doğrudan sorumluluğunu taşıyan hükümet ortaklarından biriydi.
Ve 5 Aralık 2018’de ülke bir kez daha büyük bir acıyla sarsıldı.
CİKLOS’TA DÖRT GENÇ HAYATINI KAYBETTİ
Girne-Lefkoşa anayolunun Ciklos mevkiinde şiddetli yağışların ardından yaşanan felakette Gaye Soyutok, Günay Kandaz, Tolga Bekçi ve Ahmet Kılıç yaşamlarını yitirdi.
Dört gencin ölümü ülkeyi yasa boğdu.
Facianın ardından yolun yapısı, menfezler, altyapı, mühendislik uygulamaları ve kamu otoritesinin sorumluluğu tartışılmaya başlandı.
Siyasi tartışma Meclis’e kadar taşındı.
Dönemin UBP milletvekili ve eski Ulaştırma Bakanı Ersan Saner, KTMMOB’nin yol konusunda mühendislik hatasına işaret eden değerlendirmelerini gündeme taşıyarak Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan’ı istifaya çağırdı.
Ancak Atakan istifa etmedi.
Halkın Partisi de kendi Ulaştırma Bakanı’nın görevden ayrılmasını istemedi.
Tam da bu noktada HP’nin geçmişte savunduğu siyasi sorumluluk anlayışıyla kendi iktidar pratiği arasındaki fark tartışılmaya başlandı.
MESELE HUKUKİ DEĞİL, SİYASİ SORUMLULUK
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Ciklos faciasının cezai veya hukuki sorumluluğunu herhangi bir siyasi isme yüklemek bu haberin konusu değildir.
Buna karar verecek olan yargıdır.
Ancak siyasette hukuki sorumluluğun yanında başka bir kavram daha vardır:
Siyasi sorumluluk.
Bir bakanın istifa etmesi için mutlaka kişisel olarak suç işlemiş olması gerekmez.
Dünyanın birçok demokrasisinde siyasi sorumluluk; yönettiği alanda yaşanan ağır bir başarısızlık, ciddi bir kamu hizmeti aksaması veya toplumun güvenini sarsan bir olay karşısında gündeme gelebilir.
HP’nin geçmişte başkalarına karşı savunduğu standardın sınandığı yer de tam olarak burasıdır.
2016’da üç kişinin yaşamını yitirdiği Dağyolu faciasının ardından dönemin Ulaştırma Bakanı’nın istifası gündeme getirilirken, iki yıl sonra Ulaştırma Bakanlığı HP’nin elindeyken ve Ciklos’ta dört genç yaşamını yitirmişken aynı siyasi refleks neden gösterilmedi?
2019’DA İSTİFA YİNE GÜNDEME GELDİ
Ciklos’un ardından yol güvenliği ve ölümlü trafik kazaları ülkenin gündeminden düşmedi.
2019 yılı boyunca yaşanan kazalar, yolların durumu ve alınması gereken önlemler tartışılmaya devam etti.
Aralık 2019’da meydana gelen bir başka ölümlü trafik kazasının ardından Tolga Atakan’ın istifası yeniden gündeme geldi.
Atakan’ın istifa etme düşüncesini dönemin Başbakanı Ersin Tatar’a aktardığı kamuoyuna yansıdı.
Ancak istifa gerçekleşmedi.






