2018'de Türkiya'da başganlıg sisdemine geşilmesiynan MİT Cumhurbaşganlı'ına ba'lı bir yapıya dönüşdü. MİT’in dovrudan yürüdmenin bir parçası haline gelmesi, devletin gendi sınırlarının ötesinde, dış politikanın önemli bir aracına dönüşmesini sa’ladı. Buradakı diggad çekici adım MİT Başganı olan Hakan Fidan’ın 2023 yılında Türg Dışişleri Bakanı olarag görevlendirilmesi, Erdoğan’ın danışmanı ve sözcüsü olan İbrahim Kalın’nın da MİT başganı olmasıdır. Hakan Fidan ve İbrahim Kalın Erdoğan’a eñ yakın iki önemli isimdir. Erdoğan içün MİT’in ne gadar kritig bir kurum oldu’unu da bundan anlayabilirig.
MİT'in 2024 yılı toblam harcaması 23.9 milyar TL'dir. 2025 yılı harcaması isa 36.3 milyar TL'ye yügseldi. Bu yügselişin %51.8 oranında oldu'u belirtilmegdedir. Dolar bazında 2024’de 730 milyon dolar olan harcama, 2025’te 920 milyon dolara çıkarag yaklaşık dörtte bir oranında büyüdü (Gültekin 2026). Bu rakamlar MİT’in Türg devletinin içündeki önemini ve MİT’in sahadakı faaliyedlernin böyüglüynü görmemiz aşısından deyerlidir.
Hatzadony ve Plakoudas’a görem, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Türkiya’nın dış politikasının bir aracına dönüşmüşdür. Hatzadony ve Plakoudas, Türkiya’nın istihbarat ve gizli operasyonlarnın genişleyen kabsamı ve gelişmişli’i, ülkenin dış ve güvenlig politikasının ayrılmaz bir parçası haline geldiyni, gizli istihbarat operasyonlarnın gidereg Türkiya’nın deyişen jeopolitik konumunun bir aracı olsu’unu iddia edmegdedir (Hatzadony, Plakoudas 2024). Cihad İslam Yılmaz, “MİT yalnızca riskleri raporlayan ya da tehditleri bertaraf eden bir yapı olmanın ötesine geçerek, devletin doğrudan hareket edemediği alanlarda temas kurabilen, nabız yoklayabilen ve gerektiğinde krizleri yumuşatabilen bir kapasite sunmaktadır. Bu durum, MİT’in dış politikanın yerine geçtiği anlamına gelmez. Daha ziyade, dış politikanın erişemediği ya da erişmesinin maliyetli olduğu alanlarda, tamamlayıcı bir rol üstlenildiğini göstermektedir” demegdedir (Yılmaz 2026). MİT yapısal bir dönüşüm geşirmiş, Türkiya’nın Orta Do’u, Kafkasya ve Afrika’da egemenliyni arddırmag içün girişdiyi çalışmaların önemli bir aparatı haline gelmişdir. Batı Libyayı kontrolü altında dutan ve Türkiya’ynan garşı garşıya savaşmış Hafter’in Türg Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’nan görüşmesine zemin hazırlayan gişi MİT Başganı İbrahim Kalın’dır. Kalın, 2025 yılında Hafter’nan görüşmüş, zemin hazırlamış austoz 2026 yılında da Hakan Fidan Hafter’nan görüşmüşdür. MİT’in faaliyed alanlarından biri da “İstigbarad diplomasisi”dir.
İbrahim Kalın 2024 yılında MİT’in 97. Yıl guruluş edginli’inde yabdı’ı önemli bir gonuşma var. Bu gonuşmada Kalın, “bugün Batı paradigması sorgulanırken yerine neyin ikame edileceğinin, çağın büyük sorularından biri olduğuna” işaret eddi. Kalın gonuşmasının devamında “Rusya, Çin, Hindistan veya bir başka güç merkezinin alternatif bir model olup olmayacağını kestirmenin şu aşamada mümkün olmadığını, Batı merkezli tasavvurların alternatifinin başka bir etno-merkezcilik olmadığını ve olmaması gerektiğini” söyledi (“MİT Başkanı Kalın” 2024). Kalın gonuşmasında, Batı’ya eleşdirel yaglaşırkana onun garşısındakı alternatif modellere da mesafesini goymagdadır. Bu nogda da ortaya çıkan soru Türkiya gendini bu iki kutub arasında başga bir merkezde gonumlandırır? Yani Türkiya bu iki kudbun dışında bir yol arayaşındadır? Ortaya çıkan bir diyer soru da yenñi dünya düzeninde egemenlig mücadelesinde Türkiya hangı rolü üsdlenecegdir?
Kalın’nın gonuşmasının ald medni Türkiya’nın da bu çog kutublu dünyada belirleyici bir agdör olma arzusu içünde oldu’udur. Bu çerçevede MİT’in dönüşümü Hakan Fidan’nan başlamış İbrahim Kalın’nan başga bir nogdaya evrilmiş ve evrilecegdir da. Hatırlanılması gereken Fidan’ın asger kökenli olması, Kalın’ın ise Siyasal İslam düşüncesini benimsemiş, siyasal İslamın yetişdirdiyi önemli bir entellegdüel olmasıdır. Kalın, kuşgusuz MİT’in teorig dönüşümüne ciddi kadgılar sa’laycagdır. Nitekim 2024 yılında “Milli İstihbarat Akademisi”nin guruldu’unu açıgladı.
Kalın’ın ifadelerinde diggad çekici nogdalardan bir diyeri da özelliynan “etno-merkezci” annayışa eleşdirel yaglaşmasıdır. Kalın’ın politig geçmişi göz önüne alındı’ında bunun “ümmet” annayışı oldu’unu söyleyebiliriz sanırım. Ümmedcilig, dünyadakı müslümannarın teg bir çatı altında, İslam gardaşlı'ı ba'lamında bir araya gelmesi figridir. Kalın’ın bu ifadeleri Türg dış politikası, MİT ve SADAT’ın faaliyed alannarı, Erdoğan’nın Kürd ve Arablar’nan igili söyledigleri diggate alındı’ında, yenñi Türkiya’nın ümmed figri temelli bir yapılanma içünde oldu’u ned bir şekilde görünmegdedir. Cumhurbasganı Erdoğan, 2018’de, Müslüman Azınlıklar Zirvesi’nde, “Biz Türk, Arap, Acem, Afrikalı, Peştun, Somali, Malayi, Hintli, Kürt olmaktan önce Müslümanız” ifadelerini gullandı (Adalet ve Kalkınma Partisi 2018).
Sonuş
Türkiya’da kurumlar Siyasal İslamcı gadrolarnan doldurulmuşdur. Ancag deyişen Türkiya’da Kemalisd rejime aid olan kurumlar da, Türkiya’nın jeopolitig çıkarları, hedefleri dovrultusunda deyişmiş, yapılanmış hadda yenñi kurumlar gurulmuşdur. Bu kurumlar üzerinden Türkiya egemenliyni gelişdirmegdedir. Bu kurumları annamag, bu kurumları tartışmag Türkiya’nın ilişgi içüne girdiyi ülkeleri nasıl dönüşdürdüynü, nasıl başdan yapılandırdı’ını anlamag adına önemlidir. Margsisd düşünür Louis Althusser’in devletin ideolojig aygıdları teorisinden yol çıkarag düşündüymüzde, TİKA, Yunus Emre Enstütüsü, Türkiya Maarif Vakfı, Türk Kızılayı gibi kurumlar Türkiya’nın sivil alanda, kültürel alanda hegemonya araşları olarag garşımızda dururkan, Türg ordusu, SADAT ve MİT’da basgıcı devled aygıdları olarag Türkiya dışındakı ülkelerde faaliyedlerni yürüdmegdedir. Böyün Türg dış politikasını incelediymizde, ilg önce basgıcı devled aygıdları yabancı ülkelerde sahada faaliyedler yürüdmegde, alanın güvenliyi sa’landı’ında isa basgıcı olmayan devled aygıdları devreye girmegdedir. Bunun yanında basgıcı olmayan devled aygıdları faaliyedlerine başlarkan Türk sermayesi da gendini inşa edmeye başlamagdadır.






