Güneyin en büyük gazetelerinden Fileleftheros’ta yayımlanan köşe yazısında, Girne açıklarında batan Filo Jet’in ardından sosyal medyada yapılan ırkçı ve nefret içerikli yorumlar sert biçimde eleştirildi.
Yorgos Kallinikou tarafından kaleme alınan yazı, “Girne’deki trajedi ve insanlıktan çıkanların trajedisi: Kıbrıs’ı savunmuyorsunuz, küçültüyorsunuz” başlığıyla yayımlandı.
Kallinikou, yazısına kayıp çocuklarından gelecek haberi Girne Limanı önünde bekleyen bir ailenin yaşadıklarını anlatarak başladı.
İKİ ÇOCUĞUNDAN HABER BEKLİYOR
Yazıda, Ayten Biçer’in Filo Jet’te bulunan iki çocuğu hakkında bilgi alabilmek için saatler boyunca limanın önünde beklediği belirtildi.
Biçer’in 12 yaşındaki kızı Saliha Miray ile altı yaşındaki oğlu Mehmet Asaf’ın kayıplar arasında bulunduğunu aktaran Kallinikou, annenin ağlayarak yetkililerden bilgi istediğini yazdı.
Çocukların babasının da bir noktada limana girip çıkan ambulansların önüne geçmeye çalıştığını anlatan Kallinikou, ailenin tek beklentisinin çocuklarının durumunu öğrenmek olduğunu vurguladı.
Yazar bu görüntünün karşısına, facia haberlerinin altında yapılan nefret içerikli sosyal medya yorumlarını koydu.
ÖLÜM TEMENNİLİ YORUMLARA TEPKİ
Kallinikou, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki bazı sosyal medya kullanıcılarının Filo Jet’te bulunan Türk ve Kıbrıslı Türkler hakkında ırkçı küfürler kullandığını, insanların boğulmasını ve ölmesini dileyen mesajlar paylaştığını aktardı.
Yazıda söz konusu ifadelerin tamamının yeniden yayımlanması yerine, bunların insan hayatını ve çocukların ölümünü hedef alan ağır nefret söylemleri olduğu vurgulandı.
Kallinikou, siyasi görüşlerin, Kıbrıs sorununun bu tür ifadeler için gerekçe oluşturamayacağını belirtti.
“BU VATANSEVERLİK DEĞİL”
Yazar, işgale karşı çıkmanın, Türkiye’nin Kıbrıs politikasını mahkum etmenin ve adanın yeniden birleşmesini istemenin meşru olduğunu kaydetti. Ancak bu siyasi tutumların, denizde yaşam mücadelesi veren insanların ölümüne sevinmeyi haklı çıkaramayacağını ifade etti.
Kallinikou, insanların kimlikleri veya taşıdıkları bayrak üzerinden yaşama hakkının sorgulanamayacağını savunarak şu mesajı verdi:
“Bir insan boğulurken ona hangi bayrağı taşıdığını sormazsınız; onu kurtarırsınız.”
Yazar, kayıp çocukların işgalin veya Türkiye’nin siyasi kararlarının sorumlusu olmadığını belirtti. Çocukların ve ailelerin yaşadığı acının milliyetlerine göre değerlendirilmesini “ahlaki çöküş” olarak nitelendirdi.






