Bir yolcu gemisi Girne’den sefere çıktıktan dakikalar sonra su alıyor, alabora oluyor.
Üstelik trajedinin ilk anından itibaren yansıyan görüntüler, karşı karşıya olduğumuz tablonun talihsiz bir kaza değil, insan hayatına dair derin bir ciddiyetsizliğin ve ihmalkârlığın acı bir kanıtı olduğunu gösteriyor.
Yolcuların tahliyesi...
Personelin davranışları...
Acil durum organizasyonu...
Can güvenliği prosedürleri...
Hepsi içler acısı...
Bunların tümü araştırılacak elbette.
Henüz kesin hüküm veremeyiz.
Ama ortada bu kadar ağır bir facia varsa bir başka soruyu şimdiden sorabiliriz:
Siyasi sorumluluk nerede?
***
Böyle zamanlarda “siyaset yapmayınız” diyorlar.
Peki ne zaman siyaset yapacağız?
Sahi nedir siyaset?
Kurdele kesmek mi?
Yeni bir binanın açılışında ön sıraya dizilmek... Başarı varsa sahiplenmek... Yetki varsa kullanmak... Atama yapmak... İzin vermek... Ama işlerin kötü gittiği gün sinmek mi....
Siyaset yetki kullanmak ya da gösteriş yapmak değildir sadece.
Sorumluluk üstlenme ahlakıdır aynı zamanda.
***
2002’de Senegal’de Le Joola feribotu battı.
Facianın ardından ihmaller ve denetimsizlik tartışılırken Ulaştırma Bakanı ile Silahlı Kuvvetler Bakanı istifa etti.
2014’te Güney Kore’de Sewol battı.
“Bu sorumluluğu taşımam gerekir" diyen Başbakan Chung Hong-won istifasını sundu.
2023’te Yunanistan’da bir yolcu, Pire Limanı’nda feribot personelinin müdahalesi sonrası denize düşerek öldü.
Bir tek insan...
Yunanistan Denizcilik Bakanı birkaç gün sonra istifa etti.
***
Bizde nedense “istifa” kelimesi duyulduğu anda şöyle bir savunma başlıyor: “Bakan mı batırdı gemiyi?”
Ya da... “Şimdi sırası mı?”






