Güneş enerjili yol aydınlatması trafik ölümlerini azaltabilir
Uluslararası araştırmalar, yeterli aydınlatmanın gece meydana gelen trafik kazalarını ve ağır yaralanmaları önemli ölçüde azaltabileceğini gösteriyor. Güneş enerjili akıllı sistemler, Kıbrıs’ın karanlık yol kesimleri için elektrik şebekesine bağlantı gerektirmeyen bir çözüm sunabilir.
Bugün Kıbrıs
Kıbrıs’ta özellikle gece saatlerinde ve şiddetli yağış sırasında karanlık kalan yollar, sürücülerin yolun sınırlarını, virajları ve önlerindeki tehlikeleri zamanında fark etmesini zorlaştırıyor.
Politis’in uluslararası araştırmaları derlediği haberine göre yol aydınlatması, kazaların sayısını azaltmanın yanı sıra meydana gelen kazalardaki yaralanmaların şiddetini de düşürebiliyor.
Kıbrıs’a iklimi ve yol koşulları bakımından yakın bir örnek oluşturan Yunanistan’da, 1996-2008 yılları arasında polis kayıtlarına geçen 358 bin 485 trafik kazası incelendi. Araştırmada hem kentlerde hem de kırsal bölgelerde aydınlatılmış yolların karanlık yollara kıyasla daha güvenli olduğu belirlendi.
Aydınlatmanın sağladığı koruyucu etkinin, ölümlü ve ağır yaralanmalı kazalarda daha belirgin olduğu kaydedildi. Ağır vasıtaların karıştığı kazalarda ölüm ve ciddi yaralanma oranının karanlıkta, yeterli aydınlatmaya sahip yollara göre yaklaşık iki kat yüksek olduğu saptandı.
ARAŞTIRMALAR YÜZDE 55’E VARAN AZALMAYA İŞARET EDİYOR
Kontrollü araştırmaların sonuçlarını bir araya getiren Cochrane incelemesine göre sokak ve yol aydınlatması toplam kazaları yüzde 32 ile yüzde 55 arasında azaltabiliyor. Ölümlü kazalardaki azalmanın ise bazı çalışmalarda yüzde 77’ye kadar çıkabildiği bildiriliyor.
Hollanda’da 20 yıllık dönemde 763 bin yaralanmalı kazanın incelendiği bir araştırma da aydınlatılmış yollarda gece meydana gelen yaralanmalı kazaların yüzde 50 azaldığını ortaya koydu.
Yeni Zelanda’nın ulusal ulaşım kurumu ise aydınlatmanın yetersiz olduğu yolların iyileştirilmesinden beklenen kaza azalmasını yüzde 35 olarak hesaplıyor.
Bu oranlar her yol ve trafik ortamında aynı sonucu garanti etmese de farklı ülkelerde yürütülen çalışmalar, yeterli aydınlatma ile yol güvenliği arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.
ELEKTRİK ŞEBEKESİNE BAĞLANTI GEREKTİRMİYOR
Uzak veya kırsal yolların aydınlatılmasının önündeki en büyük engeller arasında elektrik hattı döşeme, kazı, kablolama ve işletme maliyetleri bulunuyor. İspanya ve Macaristan’da uygulanan güneş enerjili sistemler ise bu soruna alternatif oluşturuyor.
İspanya’nın Valencia bölgesinde, güvenlik riski taşıyan karanlık bir yol kesimine bağımsız güneş enerjili aydınlatma direkleri yerleştirildi. Sistem için yer altına kablo döşenmesine veya elektrik şebekesine bağlantı kurulmasına ihtiyaç duyulmadı. Böylece söz konusu kesimin aydınlatmadan kaynaklanan elektrik tüketim maliyeti sıfıra indirildi.
Macaristan’daki M25 otoyolu yakınında bulunan tehlikeli bir kavşağa ise hareket sensörlü akıllı güneş lambaları kuruldu. Düşük seviyede çalışan lambalar, araç veya bisikletli yaklaştığında otomatik olarak tam güçle yanıyor. Proje mühendislerine göre sistem, standart aydınlatmaya kıyasla enerji tüketimini yüzde 90’a kadar azaltabiliyor.
KIBRIS’IN GÜNEŞ POTANSİYELİ AVANTAJ SAĞLIYOR
Kıbrıs, yılda 3 bin 300 saati aşan güneşlenme süresiyle Avrupa’nın en yüksek güneş enerjisi potansiyeline sahip bölgeleri arasında bulunuyor. Günlük güneşlenme süresi aralık ayında yaklaşık 5-6 saat, yaz aylarında ise 12-13 saat seviyesine ulaşıyor.
İspanya ve Macaristan gibi Kıbrıs’tan daha az güneş alan ülkelerde kullanılan sistemlerin adada daha verimli çalışabileceği değerlendiriliyor.
Özellikle Trodos eteklerindeki yollar, kıyı güzergâhları, tehlikeli kavşaklar ve ani hava değişikliklerinden etkilenen karanlık kesimler uygulama için öncelikli bölgeler olabilir.
İLK ADIM RİSKLİ NOKTALARIN BELİRLENMESİ
Sistemin uygulanabilmesi için öncelikle gece kazalarının yoğunlaştığı, görüş mesafesinin düştüğü ve mevcut aydınlatmanın yetersiz kaldığı yol kesimlerinin belirlenmesi gerekiyor.
Bu noktalarda başlatılacak pilot uygulamalarla kazaların sayısı, enerji tüketimi, bakım ihtiyacı ve sistemlerin farklı hava koşullarındaki performansı ölçülebilir. Sonuçların olumlu olması halinde uygulama diğer riskli güzergâhlara yaygınlaştırılabilir.