Lefkoşa 37°USD47,75EUR55,10GBP64,64 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

DAÜ-SEN: VYK partizan anlayışla çalışamaz hale getirildi

Bugün Kıbrıs DAÜ-SEN, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Vakıf Yöneticiler Kurulu’nda (VYK) yaşananların üniversitenin temel karar mekanizmalarını işlemez hale getiren ciddi bir yönetim krizine dönüştüğünü açıkladı.

4 dakika okumaHaber: Emine Yüksel
Paylaş
DAÜ-SEN: VYK partizan anlayışla çalışamaz hale getirildi

DAÜ-SEN, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Vakıf Yöneticiler Kurulu’nda (VYK) yaşananların üniversitenin temel karar mekanizmalarını işlemez hale getiren ciddi bir yönetim krizine dönüştüğünü açıkladı. Sendika, “DAÜ’de Vakıf Yöneticiler Kurulu partizan anlayışla çalışamaz hale getirildi. Kötü yönetimin maliyeti yüksek” dedi.

Açıklamada VYK’nın Başkan Şemi Bora ile Prof. Dr. Necdet Hayta, Prof. Dr. Ümit Süleyman Şehirli, Dr. Eyüp Göksu, Recai Ergün, Anıl İmre, Lütfü Oflaz, Özdinç Akdel ve Turan Büyükyılmaz’dan oluştuğu hatırlatıldı. Bu dokuz kişinin kişisel veya siyasi talepleri yerine getirmek için değil, DAÜ’nün mali sorunlarına çözüm bulmak ve üniversitenin çıkarlarını korumak amacıyla görevlendirildiği kaydedildi.

BEŞ ÜYE TOPLANTIYI TERK ETTİ, NİSAP YİNE DÜŞTÜ
DAÜ-SEN’in açıklamasına göre VYK Başkanı Şemi Bora’nın danışmanının görevlendirilmesinin sonlandırılması bir önergeyle gündeme alınmak istendi. Bora’nın talebi mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle gündeme almaması üzerine Recai Ergün, Dr. Eyüp Göksu, Anıl İmre, Özdinç Akdel ve Turan Büyükyılmaz toplantıyı terk etti ve toplantı nisabı bir kez daha düştü.

Sendika, bu tutumun kurul üyelerinin sorumsuz davrandığını gösterdiğini belirterek liyakatin yalnızca özgeçmişlerdeki unvanlarla ölçülemeyeceğini kaydetti:

“Liyakat: kriz anında sorumluluk üstlenmek, toplantıya katılmak, görüş ayrılıklarına rağmen masada kalmak, oy kullanmak ve alınan kararlardan sorumluluk almak demektir. Belirli talepler kabul edilmediğinde toplantıyı terk eden, nisabı düşüren ve çalışanların haklarıyla üniversitenin işleyişini kişisel hesaplara kurban eden bir kurulun işlevsel ve liyakate dayalı bir yönetim sergilediği ileri sürülemez.”

“TALİMATLARA DEĞİL, MEVZUATA UYANLAR MI HEDEF ALINMAKTADIR?”
Bir önceki VYK’nın siyasi talimatlara göre değil, mevzuata uygun hareket etmekte ısrar ettiği için hedef haline getirildiğini ve görevden alındığını savunan DAÜ-SEN, bugün de aynı tutumu sergileyen Şemi Bora’nın bazı kurul üyeleri ile hükümet partilerine yakın siyasi çevrelerin hedefi haline geldiğini belirtti.

Mali sorunları çözmek amacıyla göreve getirilen VYK’nın bazı üyelerinin, bu sorunları ve gerçek nedenlerini gündeme taşıyan Bora ile danışmanını hedef aldığı kaydedildi. Açıklamada, “Sorunları çözmekle görevlendirilen kurulun sorunların nedenlerini tartışmak yerine bunları dile getiren kişileri görevden uzaklaştırmaya çalışması kabul edilemez” denildi.

Sendika, VYK’daki tartışmaların kişiselleştiğini ve siyasi çekişmelerle bütünleştiğini belirterek üniversitenin mali, akademik ve idari meselelerinin kişisel ilişkiler, parti içi dengeler ve seçim hesaplarının gölgesinde kaldığını ifade etti.

“YÖNETİM KRİZİ HÜKÜMETİN TERCİHLERİNİN SONUCUDUR”
DAÜ-SEN, ortaya çıkan yönetim krizinin tesadüf olmadığını belirterek sorumluluğu eski VYK’nın tümünü değiştirmekte ısrar eden, yeni kurul üyelerini öneren ve üniversitenin ihtiyaçlarından çok siyasi dengeleri gözeten Milli Eğitim Bakanı ile hükümete yükledi.

Sorumluluğun yalnızca hükümetle sınırlı olmadığı belirtilen açıklamada, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın kurulun yapısına ilişkin çekincelerini açıklamasına karşın atama yetkisini kullandığı ve bu kararla sorumluluk üstlendiği kaydedildi. Sendika, “Siyasi makamların kendi aralarında kriz yaşamamasının bedeli araştırma görevlilerine, üniversite çalışanlarına, öğrencilere ve Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin geleceğine ödetilemez” dedi.

“VYK BAŞKANI İSTİFAYA MI ZORLANMAKTADIR?”
Son iki VYK toplantısında yaşananların yalnızca gündem maddeleri üzerindeki bir anlaşmazlık olarak değerlendirilemeyeceğini belirten DAÜ-SEN, taleplerin kabul edilmemesi üzerine toplantının terk edilmesi ve nisabın düşürülmesinin tekrarlanan bir yönteme dönüştüğünü kaydetti.

Sendika, aynı yöntemin iki toplantıda peş peşe uygulanmasının Şemi Bora’nın görevini sürdüremez hale getirilmesi veya istifaya zorlanması amacını taşıyıp taşımadığı sorusunu gündeme taşıdığını belirtti:

“Sayın Şemi Bora’nın aylardır çeşitli engellemelerle karşı karşıya kaldığı ve istifaya zorlandığı yönünde ciddi bir görüntü oluşmuştur. Toplantılara katılmamak, toplantıları terk etmek, nisabı düşürmek ve belirli kişilere ilişkin talepleri üniversitenin temel sorunlarının önüne koymak, VYK Başkanı’nı etkisizleştirmeye yönelik sistematik bir yönteme dönüşmüştür.”

Bora’nın kişisel veya siyasi taleplere göre değil, mevzuata, kurumsal sorumluluğa ve üniversitenin çıkarlarına göre hareket etmesinin önemli olduğu vurgulandı. DAÜ-SEN, Bora’ya baskı ve dayatmalara teslim olmaması çağrısı yaptı:

“Üniversitenin yararını, çalışanların haklarını, hukuku ve kurumsal doğruları savunmaya devam ediniz. Toplantı nisabını düşürerek üniversitenin karar mekanizmalarını işlemez hale getiren baskı ve dayatmalara teslim olmayınız.”

MAAŞLAR ÖDENEMEDİ, YÜKSELTİLMELER GECİKTİ
VYK üyelerinin tutumlarının hesabını vermesi gerektiğini belirten sendika, toplantıların nisap düşürülerek sonuçsuz bırakılmasının doğrudan sonuçlarını da sıraladı. Açıklamada bu durumun araştırma görevlilerinin maaş alamamasına, akademik yükseltilmelerin gecikmesine, önemli personel kararlarının alınamamasına, mali önlemlerin uygulanamamasına ve üniversitenin yönetim mekanizmasının işlemez hale gelmesine yol açtığı kaydedildi.

VYK üyelerinin kendilerini göreve öneren veya atayan siyasi makamları değil, DAÜ’nün çıkarlarını temsil etmek zorunda oldukları belirtildi. Üyelerin görüş ayrılığı yaşadıkları durumlarda da toplantıda kalmaları, görüşlerini açıklamaları, oylarını kullanmaları ve alınan kararlardan sorumluluk üstlenmeleri gerektiği vurgulandı.

“REKTÖR BU TOPLANTILARA SEYİRCİ OLARAK MI KATILMAKTADIR?”
DAÜ-SEN, Rektör Prof. Dr. Hasan Kılıç’ın tutumunu da sorguladı. Araştırma görevlileri emeklerinin karşılığını alamazken, akademik yükseltilmeler bekletilirken ve karar mekanizması iki toplantıda işlemez hale gelirken Rektörlüğün yalnızca yaşananları izleyemeyeceği belirtildi.

Açıklamada, “Bir rektörün görevi üniversitesinin akademik özerkliğini, yürürlükteki mevzuatını, çalışanlarının haklarını ve kurumsal iradesini kararlılıkla savunmaktır” denildi. Rektörlükten araştırma görevlilerinin ödemelerinin yapılması ve acil işlemlerin sonuçlandırılması amacıyla hangi girişimlerde bulunduğunu DAÜ kamuoyuna açıklaması istendi.

HÜKÜMET İLE CUMHURBAŞKANI’NA ÇAĞRI
DAÜ-SEN, toplantıları terk eden üyeleri göreve öneren Milli Eğitim Bakanı ile hükümetin ve atama kararını veren Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın krizi yalnızca izlemekle yetinemeyeceğini belirtti. Hükümetten, görevlendirdiği üyelerin üniversitenin işleyişini engelleyen tutumları hakkında derhal değerlendirme yapması istendi.

Cumhurbaşkanı Erhürman’a da yönetim krizini tüm yönleriyle değerlendirme çağrısı yapılan açıklamada, atama sırasında dile getirilen çekincelerin somutlaştığı kaydedildi. DAÜ-SEN, “Kurumsal doğruları ve hukuku savunmaya çalışan bir VYK başkanının baskı altında bırakılmasına ve toplantıları terk ederek nisabı düşüren üyelerin üniversiteyi yönetilemez hale getirmesine seyirci kalmayınız” dedi.

Sendika, toplantıları terk ederek nisabı düşüren üyelerin davranışlarının sonuçlarından, Milli Eğitim Bakanı ile hükümetin bu üyeleri önermekten, Cumhurbaşkanı’nın ise çekincelerine rağmen atama yetkisini kullanmaktan sorumlu olduğunu belirtti:

“Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı artık birbirlerini işaret etmek yerine, birlikte oluşturdukları bu yönetim krizini çözmek zorundadır. Doğu Akdeniz Üniversitesi hiç kimsenin kişisel veya siyasi hesaplaşma alanı değildir.”

DAÜ-SEN: VYK partizan anlayışla çalışamaz hale getirildi

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler