DAÜ-SEN, Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Vakıf Yöneticiler Kurulu’nda (VYK) yaşananların üniversitenin temel karar mekanizmalarını işlemez hale getiren ciddi bir yönetim krizine dönüştüğünü açıkladı. Sendika, “DAÜ’de Vakıf Yöneticiler Kurulu partizan anlayışla çalışamaz hale getirildi. Kötü yönetimin maliyeti yüksek” dedi.
Açıklamada VYK’nın Başkan Şemi Bora ile Prof. Dr. Necdet Hayta, Prof. Dr. Ümit Süleyman Şehirli, Dr. Eyüp Göksu, Recai Ergün, Anıl İmre, Lütfü Oflaz, Özdinç Akdel ve Turan Büyükyılmaz’dan oluştuğu hatırlatıldı. Bu dokuz kişinin kişisel veya siyasi talepleri yerine getirmek için değil, DAÜ’nün mali sorunlarına çözüm bulmak ve üniversitenin çıkarlarını korumak amacıyla görevlendirildiği kaydedildi.
BEŞ ÜYE TOPLANTIYI TERK ETTİ, NİSAP YİNE DÜŞTÜ
DAÜ-SEN’in açıklamasına göre VYK Başkanı Şemi Bora’nın danışmanının görevlendirilmesinin sonlandırılması bir önergeyle gündeme alınmak istendi. Bora’nın talebi mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle gündeme almaması üzerine Recai Ergün, Dr. Eyüp Göksu, Anıl İmre, Özdinç Akdel ve Turan Büyükyılmaz toplantıyı terk etti ve toplantı nisabı bir kez daha düştü.
Sendika, bu tutumun kurul üyelerinin sorumsuz davrandığını gösterdiğini belirterek liyakatin yalnızca özgeçmişlerdeki unvanlarla ölçülemeyeceğini kaydetti:
“Liyakat: kriz anında sorumluluk üstlenmek, toplantıya katılmak, görüş ayrılıklarına rağmen masada kalmak, oy kullanmak ve alınan kararlardan sorumluluk almak demektir. Belirli talepler kabul edilmediğinde toplantıyı terk eden, nisabı düşüren ve çalışanların haklarıyla üniversitenin işleyişini kişisel hesaplara kurban eden bir kurulun işlevsel ve liyakate dayalı bir yönetim sergilediği ileri sürülemez.”
“TALİMATLARA DEĞİL, MEVZUATA UYANLAR MI HEDEF ALINMAKTADIR?”
Bir önceki VYK’nın siyasi talimatlara göre değil, mevzuata uygun hareket etmekte ısrar ettiği için hedef haline getirildiğini ve görevden alındığını savunan DAÜ-SEN, bugün de aynı tutumu sergileyen Şemi Bora’nın bazı kurul üyeleri ile hükümet partilerine yakın siyasi çevrelerin hedefi haline geldiğini belirtti.
Mali sorunları çözmek amacıyla göreve getirilen VYK’nın bazı üyelerinin, bu sorunları ve gerçek nedenlerini gündeme taşıyan Bora ile danışmanını hedef aldığı kaydedildi. Açıklamada, “Sorunları çözmekle görevlendirilen kurulun sorunların nedenlerini tartışmak yerine bunları dile getiren kişileri görevden uzaklaştırmaya çalışması kabul edilemez” denildi.
Sendika, VYK’daki tartışmaların kişiselleştiğini ve siyasi çekişmelerle bütünleştiğini belirterek üniversitenin mali, akademik ve idari meselelerinin kişisel ilişkiler, parti içi dengeler ve seçim hesaplarının gölgesinde kaldığını ifade etti.
“YÖNETİM KRİZİ HÜKÜMETİN TERCİHLERİNİN SONUCUDUR”
DAÜ-SEN, ortaya çıkan yönetim krizinin tesadüf olmadığını belirterek sorumluluğu eski VYK’nın tümünü değiştirmekte ısrar eden, yeni kurul üyelerini öneren ve üniversitenin ihtiyaçlarından çok siyasi dengeleri gözeten Milli Eğitim Bakanı ile hükümete yükledi.
Sorumluluğun yalnızca hükümetle sınırlı olmadığı belirtilen açıklamada, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın kurulun yapısına ilişkin çekincelerini açıklamasına karşın atama yetkisini kullandığı ve bu kararla sorumluluk üstlendiği kaydedildi. Sendika, “Siyasi makamların kendi aralarında kriz yaşamamasının bedeli araştırma görevlilerine, üniversite çalışanlarına, öğrencilere ve Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin geleceğine ödetilemez” dedi.
“VYK BAŞKANI İSTİFAYA MI ZORLANMAKTADIR?”
Son iki VYK toplantısında yaşananların yalnızca gündem maddeleri üzerindeki bir anlaşmazlık olarak değerlendirilemeyeceğini belirten DAÜ-SEN, taleplerin kabul edilmemesi üzerine toplantının terk edilmesi ve nisabın düşürülmesinin tekrarlanan bir yönteme dönüştüğünü kaydetti.
Sendika, aynı yöntemin iki toplantıda peş peşe uygulanmasının Şemi Bora’nın görevini sürdüremez hale getirilmesi veya istifaya zorlanması amacını taşıyıp taşımadığı sorusunu gündeme taşıdığını belirtti:






