Lefkoşa 22°USD48,99 ₺▲EUR55,72 ₺▼GBP64,98 ₺▲GRAM ALTIN6.484,57 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Sandık kapanır faturası kalır!

Yine döndük en eskiye...Seçmeni satın alacaklar.Seçime birkaç ay kala 40 bin liralık ikramiye sözü…Maaş artışları…Sosyal konut projeleri…Yeni...

2 dakika okumaHaber: Cenk Mutluyakalı
Paylaş
Sandık kapanır faturası kalır!

Seçime birkaç ay kala 40 bin liralık ikramiye sözü…
Maaş artışları…
Sosyal konut projeleri…

Yeni vaatler...
Yeni açılışlar...
Yeni müjdeler...

***
Bir zamanlar seçim kazanmak uğruna on yıldan emeklilik hakkı verilmişti bu ülkede.
Otuz beşinde emekli olanlar vardı.

Bedelini sonraki kuşaklar ödedi.

Şimdi o erken emekli dedeler, nineler torunlarının geleceğine ağlıyor.

Çünkü popülizmin en acı tarafı budur:
Parayı bugün dağıtır, faturayı yarına bırakır.

***
Elbette “ikramiye” varsa emekliler alacak.

Sosyal konuta ihtiyacı olan başvurusunu yapacak mutlaka.

Hatta seçim dönemi tam zamanıdır işini çözmeye!

Yurttaşlık mı?
Arazi mi?
İzin mi?
İstihdam mı?

Eski siyaset tam da bu.

Yurttaşı hak sahibi olarak değil, minnet borcu taşıyan seçmen olarak görmek...
Tabandan tavana üleşmek ve sandığı dönüştürmek.

Kamusal hakkı siyasi sadakate bağlamak...

***
Yine de yurttaş farkında manzaranın.

Maaş ödemek için borçlanan bir kamu düzeninde yeni harcamaların mali hesabı nerede?

Kaynağı ne?

Bedelini kim ödeyecek?

Seçime birkaç ay kala hastane açmak için mevcut sağlık sistemindeki deneyimli personelin oradan oraya taşınması konuşuluyorsa bunun hayatımıza maliyeti nedir?

Bir hizmet gerçekten hazır olduğu için mi açılıyor?
Yoksa seçim takvimi öyle istediği için mi?

Birileri kendini kurtarmak uğruna toplumun yarınını harcıyor mu?

***
Yurttaş geçmişe göre çok daha bilinçli.
Görüyoruz.

Kamuoyu araştırmalarında da değişmiyor manzara.
İktidar bütün bu “müjdelere” rağmen toplumla arasındaki mesafeyi kapatamıyor.

Üstelik konuştukça yeni tartışmalar yaratıyor.
Seçime yaklaştıkça daha fazla para...
Daha fazla vaat...
Daha fazla açılış...
Daha fazla “müjde”...

Ama geçmiş bize bir şeyi öğretti.
Sandık kapanıyor, fatura kalıyor.

Niye görüşülmüyor

Kıbrıs meselesinde yine uzun uzun “neden görüşülmediğini” dinledik.

New York...
Açıklamalar...
Yalanlar…
Gerçekler…
Suçlamalar...
Maddeler...
Şartlar...
Stratejiler...

Yine masadan çok masanın neden kurulamadığını konuştuk.

Şunu anladık.
Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodoulides herkesle oynuyor.
Bizimle…
Birleşmiş Milletlerle…
Kendi toplumuyla…

Masada 7 maddelik öneri var.
Reddediyor!
19 maddelik yeni öneri getiriyor.

Bir gün evvel hiç sesi çıkmıyor, ertesi gün üçlü görüşme istiyor.
Beşli bağırıyor, tekli yürüyor.

***
Yorulduk.
Devrilmiş masaların altında…

Maddeler uçuşuyor havada.
Yedi madde...
On dokuz madde...
Metodoloji...
Güven yaratıcı…
Güven aşındırıcı…

Peki toplum bunların ne kadarını gerçekten biliyor?

***
Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz.
Çözüm için müzakere istiyoruz.

“Görüşme masası” ayrı...
“Müzakere masası” ayrı...
“Gayriresmî toplantı” ayrı...
“Genişletilmiş toplantı” ayrı...

Ne olursa olsun, diyalog şart.
Çünkü bir sorunu konuşmadan çözmenin başka bir yolu yok.

Ama diyalog kadar önemli bir başka mesele daha var: Şeffaflık.

Nerede uzlaşıldı?
Nerede ayrışıldı?
Siyasi eşitlik denildiğinde taraflar tam olarak ne söylüyor?
Geçiş kapılarındaki sorun nedir?
Güven yaratıcı önlemler neden ilerlemiyor?

Daha önce varılmış yakınlaşmaların hangileri hâlâ geçerli?
Hangi öneriyi kim kabul ediyor?
Hangisini kim reddediyor?

En önemlisi: Bundan sonra ne olacak?

Bizim hayatımız bu…

Diyeceğim çok samimi…
Yorulduk dinlemekten...
Niye olmadığını…

Bu yazı toplam 114 defa okunmuştur.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler