Japonya Büyükelçiliği tarafından organize edilen Koto Resitali için Kıbrıs’a gelen Japon Koto müzik sanatçısı Aki Kitagawa (Akiharu Kitagawa) ile koto müziğinin kökeninden modern zamanlardaki yolculuğuna, Uzak Asya ile Avrupa’daki icralardan sanatçının Japonya’da başlayıp Amerika’da devam eden ve Avrupa kıtasında son durak olarak süren kişisel müzikal hikayesini konuştuk. Bir kültür elçisi olarak dünyada az bilinen koto müziğini de tanıtma görevini de kendine misyon edinen sanatçı ile çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Öncelikle ender olarak bilinin Uzak Asya yaylı enstrümanlarından kotonun kökeni ile ilgili bizlere bilgi verebilir misiniz?
Aki Kitagawa: Koto ile ilgili en eski bilgilere göre 3. Yüzyılda doğduğu söyleniyor.7. ve 8. Yüzyıllarda Çin’den Japonya’ya getiriliyor. Edo dönemine kadar koto müziğinin pek de bilindiği söylenemez. Koto bir dini ve saray müziği enstrümanı idi, elitler bunu kullanıyordu ve halkla da pek bir bağı yoktu. 300 yıl önce modern koto müziğinin babası olarak da tanımlanan Yatsuhushi Kengyo usta ile koto saray dışına çıkarak halk arasında, köylerde ve Zen rahipleri arasında yaygınlaştı.

Milliyetçilik çağı öncesinde bu enstrümanın da Asya coğrafyasının ortak bir kullanım alanı olduğu söylenebilir mi? Bu telli ailesine ait benzer enstrümanlara bu coğrafyanın farklı topraklarında rastlıyoruz.
Tabi ki söylenebilir. Asya kıtasının dev coğrafyasında gerek yer değiştirmelerle/seyahatlerle gerek toprakların yönetimlerinin değişmesiyle koto ve benzer aileden telli enstrümanlar da geniş coğrafyalara yayılmıştır. Tabi farklı coğrafyalarda farklılıklar gösteren isimlerle kullanıldılar. Başka Zither(telli çalgılar) de vardır. Yatga, sitar, kanun vb. gibi. Koto, Japonya'nın ulusal çalgısı olarak yarım silindir gövdeli ve telleri çekilerek çalınan Japon zitheri olarak bilinir.
Çin ve Japonya arasında günlük yaşamda kullanımlarda farklılıklar var mıdır?
Tarihsel olarak koto Çinde kullanılsa da bugün artık popülerliğini kaybettiğini Japonya’da ise farklı ölçeklerde yayın olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Koto enstrümanında da kullanılan Hirajōshi denen 5 notadan oluşan (pentatonik) gam ile yapılmış şarkılar,ezgiler özellikle Japon halk müziğinde kullanılır.

“Geleneklerin, katı kuralların varlığı belli alanlarda özgürlüğün yok edilmesini getiriyor. Sanatçı bu yolları bularak geleneği geleceğe taşımakla da sorumludur”
Koto enstrümanı bir yandan özellikle Gagaku denen geleneksel gösteri sanatları ve geleneksel halk müziğinde kullanılırken bir yandan da modern batı müziği dediğimiz müziğin içinde de kendine yer bulabiliyor.
Japon sanatı "İemoto" olarak yazılan ve yüzyıllardır Japonya'nın somut olmayan kültürel mirasını koruyan en temel sistemlerden birisinin içinde yer alır. Kelime anlamı olarak "evin kökeni" veya "ailenin temeli" anlamına gelir. Bu sistem; çay seremonisi, ikebana (çiçek düzenleme), kaligrafi, geleneksel Japon dansı, tiyatrosu (Noh) ve hatta Go/Şogi gibi oyunlarda kurucu ailenin (veya baş ustanın) mutlak otoritesini ve nesiller boyu aktarılan liderliğini ifade eder. Geleneklerin, yerleşmiş katı kuralların varlığı belli alanlarda özgürlüğün yok edilmesini getiriyor. Sanat da duyguların, düşüncelerin özgür bir ifade alanı olduğuna göre biz de bu kültürel mirasa saygı duyarak onu birçok kültürlerin birbiriyle etkileştiği modern dünyanın müzikal sistemine uyarladık. Bir sanatçı olarak bu çatışmalı durumla zaman zaman yüz yüze gelmemize rağmen geniş bir bakış açısı ile her ikisini de yapabiliriz diye düşünüyorum. Geleneksel parçalarla ilgili de çokça çalışmalar yapıyorum ama müzikal potansiyelimi yansıtmak için modern bir formda da koto enstrümanımı kullanıyorum. Bugün hayatta olmayan ustalarımızdan aldığımız bu koto geleneğini gelecek kuşaklara taşımanın yollarını bulmalıyız çünkü 21. Yüzyılın diğerlerinden çok daha farklı dinamikleri barındırdığını yaşayarak görüyoruz. Örneğin Japon edebiyatındaki ünlü Genji Hikayelerinde de çokça koto müziği devreye giriyor.
Genji Hikayeleri,Edo döneminden günümüze daha çok kadar parası olan kişilerin ulaşabildiği bir şey oldu. Şiir ve müziği içiren bu hikayelerin yavaş yavaş toplumda yayılması ile koto müzisyenleri de bu şiirlerden bölümleri koto parçalarında kullanmaya başladılar. Okulda geleneksel edebiyat eserleri öğretiliyor ama koto gibi geleneksel bir enstrüman da geleneksel müzik başlığı altında öğretilmesine (bilgi vermek) karşın uygulamada müzik dersinde koto enstrümanı yoktur. Bunun yapılması lazımdır.
Sizin ilk koto ile tanışmanız nasıl oldu?
İlk olarak okulda geleneksel müzik aletleri anlatılırken kotoyla tanıştım ve ona aşık oldum. Başlangıç olarak en düşük 300 Euro gibi bir fiyatı olan kotoyu Japonya’da kolaylıkla alabilirsiniz. Üniversitede kimya eğitimi aldım ve master ve doktoramı da bu alanda yaptım. Hep Koto sevdamın peşinden gittim. Japonya’da iken koto dersleri aldım. Ailem ile ABD’ye taşındığımızda orada da bir koto hocası bularak özel derslere devam ettim. Taşıması da zor olduğu için hocanın olduğu yere gidiyorsunuz.
Görme engelli Yatsuhushi Kengyo ustada olduğu gibi görme engeli olan koto sanatçılarının bu sanatın halka yayılmasında büyük katkıları var. Bu görme engelinin müzikal üretimdeki etkileri nasıl olmuştur?
Görme engelli Yatsuhushi Kengyo ustada olduğu gibi görme engelli müzisyenlerden Miyagi Michio da özellikle yeni teknikleri kullanımı ve kotoyu orkestrasyonda kullanımı olarak bu alanda çığır açıcı isimlerdendir. Bu kişilerin çok parası yoktu ve koto müziğine kendilerini adadılar. Görme engeline rağmen başka özelliklerini geliştirerek koto müziğini başarıyla icra ettiler.
20.yüzyılda Kimio Eto, Tadao Sawai-Kazue Sawai çifti, Reiko Obata vb. usta koto müzisyenleri de bu müzik geleneğinin yeni kuşaklara aktarılmasında önemli görevler yaptılar.
Ben de öğretmenim Hikaru Sawai’nin babası olan Tadao Sawai ve eşi Kazue Sawai’ye büyük saygı duyuyorum. Sawai Koto Enstitüsü’nden (Sawai Koto Institute) resmi eğitmenlik sertifikasını aldım. Kendilerine bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Bu sertifika ile koto eğitmenliği de yapabiliyorum.
“Zor olsa da gelenekseli günümüze adapte ederek içgüdülerimi de devreye koyarak kendi formumu yaratıyorum”







