Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, 30 Ağustos 2026 tarihinde Girne’de yaşanan deniz faciasının toplum üzerindeki olası etkilerine ilişkin broşür yayımlayarak, böyle dönemlerde bireylerin kendilerini ve çevrelerindekileri korumak için yapabilecekleri konusunda önerilerde bulundu.
“Deniz faciası olayının ardından kendimiz nasıl baş edebiliriz ve birbirimizi nasıl destekleyebiliriz?” başlıklı broşürde, olayla doğrudan bağlantısı olmayan bireylerin de haberler, görüntüler, sosyal medya paylaşımları, çevrede yapılan konuşmalar ve toplumdaki ortak keder nedeniyle korku, üzüntü, kaygı veya çaresizlik yaşayabileceğine dikkat çekildi.

DENİZ FACİASINDAN HERKES ETKİLENEBİLİR
Broşürde, toplumu etkileyen deniz faciasının ardından üzülmenin, endişelenmenin veya yaşananları düşünmenin insani tepkiler olduğu belirtildi.
Deniz faciasını doğrudan yaşamamış kişilerin de olaydan etkilenebileceği kaydedilen broşürde, bazı kişilerin olayla ilgili haberleri sık sık kontrol etmek isteyebileceği, kendisinin veya sevdiklerinin güvenliği konusunda daha fazla kaygılanabileceği, üzgün, öfkeli veya çaresiz hissedebileceği ifade edildi.
Uykuya dalmakta veya dikkatini toplamakta zorlanma, olayla ilgili görüntü ve düşüncelerin zihne tekrar tekrar gelmesi ve bir süre günlük yaşama odaklanmakta güçlük çekmenin de görülebilecek tepkiler arasında olduğu belirtildi.
Herkesin aynı şekilde etkilenmeyeceği vurgulanan broşürde, bazı insanların yoğun duygular yaşayabileceği, bazılarının ise günlük yaşamına büyük ölçüde devam edebileceği kaydedildi.
“Her iki durum da mümkün ve normaldir” denilen broşürde, yaşananlardan etkilenmenin bir zayıflık göstergesi olmadığı, etkilenmemiş hissetmenin de duyarsızlık anlamına gelmediği ifade edildi.

HABER VE SOSYAL MEDYA KULLANIMINA DİKKAT
Broşürde, böyle dönemlerde ne olduğunu anlamak ve yeni gelişmeleri öğrenmek istemenin doğal olduğu belirtilerek, ancak aynı haberleri, görüntüleri ve videoları tekrar tekrar izlemenin sıkıntıyı artırabileceği uyarısında bulunuldu.
Bireylerin haberleri güvenilir kaynaklardan takip etmesi, gün boyunca sürekli kontrol etmek yerine haber takibini sınırlandırması ve kendisini yoğun biçimde etkileyen görüntü ve videoları tekrar tekrar izlememesi önerildi.
Yaralanma, ölüm veya kurtarma çalışmalarına ait rahatsız edici görüntülerin başkalarına gönderilmemesi ve doğruluğundan emin olunmayan bilgilerin paylaşılmaması gerektiği belirtilen broşürde, sosyal medyada zorlanıldığının fark edilmesi halinde ara verilmesi ve günlük yaşama dönülmesi tavsiye edildi.
“Bilgi sahibi olmak için her görüntüyü görmek zorunda değilsiniz” ifadelerine yer verildi.

ÇOCUKLARIN KORUNMASI
Çocukların zorlayıcı toplumsal olaylardan korunmasının, onlarla mutlaka olay hakkında konuşmak anlamına gelmediği belirtilen broşürde, çocuk olaydan haberdar değilse ve günlük yaşamına olağan şekilde devam ediyorsa konunun özellikle açılmasına gerek olmadığı kaydedildi.
Önceliğin çocuğa yeni bir kaygı vermek değil, karşılaştığı bilgiyi yaşına uygun biçimde anlamlandırmasına yardımcı olmak olduğu vurgulandı.
0-5 yaş grubundaki çocukların deniz faciasıyla ilgili bilgi ve görüntülere erişiminin engellenmesi ve rutinlerinin korunması gerektiği belirtilerek, televizyon ve telefonlarda rahatsız edici görüntülerin görülmesinin önlenmesi, çocuğun yanında olayın konuşulmaması ve günlük oyun, yemek, uyku ve okul rutinlerinin mümkün olduğunca korunması önerildi.








