Oy kullanırken, sayım yapılırken zorluklar yaşanacağı gibi endişelerin yanına bir de bunu koymak gerekiyor.
Sandığa gidecek olanların eline kocaman bir milletvekili oy pusulası verilecek. Bir de belediye başkanlığı oy pusulası. Ardından belediye meclis üyeleri için kocaman bir oy pusulası daha… Bitmedi; Bir de muhtarlık için oy pusulası ve ardından da muhtar azalarının seçimi için ayrı bir oy pusulası…
‘Ye oğlum ye’ diye çokça kullandığımız deyimi ‘Seç oğlum seç’ diye de kullanabiliriz.
“Karma kalktı, hatalar azalır” diyebiliriz belki ama sadece genel seçimler yapılsaydı bu düşünce geçerli olabilirdi. Beş adet oy pusulasının verileceği bir seçimde hataların, geçersiz oy pusulalarının az olabileceğini düşünmek de hata olacaktır.
Neyse, başa dönersek; Yerel seçimler, genel seçimlerin gölgesinde kalıyor ne yazık ki… En azından benim gördüğüm öyle.
Oysa ki yerel seçim sonuçları günlük yaşantımıza daha çok, hatta oldukça fazla yansıyan sonuçlar olacaktır her zaman olduğu gibi… O yüzden de yerel seçimleri, belediye başkanlık ve üyelikleri özellikle milletvekili seçimlerinin gölgesinde bırakmak, önemsememek demeyim de ikinci plana itmek özellikle Cumhuriyetçi Türk Partisi açısından büyük bir hata olacaktır.
Neden?
Nedeni belli; CTP, elinde tuttuğu belediye başkanlıklarıyla diğer belediyeler açısından bir ‘özenti’ oluşturuyor. Çünkü CTP’nin bu belediyelerde elde ettiği başarı, diğer belediyeler için de örnek belediyeciliğin nüvelerini veriyor.
Bütçe dengeleri, verilen hizmetler, sırasında devletin, ilgili dairelerin yapması gereken işleri de CTP belediyelerinin yüklenmesi, halkla birlikte, şeffaf, paylaşımcı icraatları CTP’yi yerel seçimlerde oldukça öne çıkarırken, genel seçimler için de itici bir güç oluşturuyorlar.
İşte bu gücü iki seçimin de aynı günde yapılacak olmasından dolayı ikinci planda bırakmak, özellikle CTP için çok büyük siyasi bir hata olacaktır.






