KSP, Kıbrıs’ın bağımsızlığı ve kalıcı barışın mevcut diplomatik yöntemlerle sağlanamayacağını savunarak işçi sınıfı öncülüğünde Anti-Emperyalist Birleşik Cephe Hükümeti kurulmasını önerdi. Parti, bankaların ve büyük işletmelerin kamulaştırılması, emekçilere eşit vatandaşlık hakları tanınması ve doğrudan demokrasiye dayalı yeni bir siyasal düzen oluşturulmasını hedeflediğini açıkladı.
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP), Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz’deki siyasi gelişmelere ilişkin anti-emperyalist yaklaşımını ortaya koyan kapsamlı bir açıklama yayımladı. Kıbrıs’taki bölünmüşlüğün etnik veya dini farklılıklardan kaynaklanmadığını savunan parti, sorunun temelinde İngiliz sömürgeciliği, ABD’nin bölgesel politikaları, NATO ve garantör devletlerin müdahalelerinin bulunduğunu belirtti.
Anti-emperyalizmi yalnızca bağımsızlık söylemi veya dış politika eleştirisi olarak görmediğini ifade eden KSP, yaklaşımını emperyalist-kapitalist dünya sistemi, devlet kuramı, ulusal sorun ve işçi sınıfının iktidar mücadelesini kapsayan devrimci bir strateji olarak tanımladı.
“KIBRIS SORUNUNUN ÖZÜ EMPERYALİST TAHAKKÜM SORUNUDUR”
KSP, Kıbrıs sorununun etnik ve kültürel anlaşmazlıklar üzerinden ele alınmasına karşı çıkarak adanın emperyalist güçlerin askeri ve stratejik çıkarları doğrultusunda kullanıldığını savundu. Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
“Kıbrıs Sosyalist Partisi siyasetine göre, ‘Kıbrıs sorunu’ olarak adlandırılan ve yarım asrı aşkın süredir devam eden kriz, burjuva ideologlarının iddia ettiği gibi etnik veya dini topluluklar arasındaki milli ya da kültürel bir uyuşmazlıktan kaynaklanmamaktadır. Sorunun gerçek özü, tekelci kapitalizmin azgın ve çürümüş aşaması olan emperyalizmin adamız Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da bir “batırılamaz uçak gemisi”, lojistik hat ve askeri üs olarak kullanma stratejisidir.”
Leninist emperyalizm anlayışını temel aldığını belirten parti, tekelci sermaye ve finans oligarşisinin dünya pazarlarını yeniden paylaşma mücadelesinin bağımlı ülkelerde ulusal sorunları derinleştirdiğini ifade etti.
Kıbrıs’ın 1878’den itibaren İngiliz emperyalizminin, son 80 yılda ise Anglo-Amerikan politikalarının hedefi haline getirildiğini savunan KSP, adadaki bölünmüşlüğün sorumluları arasında İngiltere, ABD, NATO, Türkiye ve Yunanistan burjuvazileri ile yerel işbirlikçi sınıfları gösterdi.
“BM VE AB ÇERÇEVESİNDE ÇÖZÜM ARAMAK KISIR DÖNGÜDÜR”
KSP, Birleşmiş Milletler parametreleri, Avrupa Birliği müktesebatı ve iki bölgeli, iki toplumlu federal çözüm modellerine yönelik eleştirilerini de açıkladı. Söz konusu modelleri “burjuva-emperyalist çözüm türleri” olarak tanımlayan parti, mevcut uluslararası kurumların Kıbrıs’ın bağımsızlığına ve kalıcı barışa hizmet etmediğini savundu.
BM’nin tarafsız bir uluslararası kurum olmadığını öne süren KSP, örgütün emperyalist hiyerarşiyi koruyan bir araç olduğunu iddia etti. Avrupa Birliği’ni de Avrupa tekelci sermayesinin emperyalist ittifakı olarak nitelendiren parti, İngiliz egemen üslerinin AB’nin hukuki alanı dışında bırakılmasını eleştirdi.
Açıklamada mevcut diplomatik çözüm arayışları için şu ifadeler kullanıldı:
“Burjuva partilerin (sağ ve sol yelpazedeki) BM koridorlarında veya garantör devletlerin masalarında çözüm araması tam bir ‘kısır döngü’dür. Emperyalist dünya sistemi içerisinde kalarak Kıbrıs’ın bağımsızlığını, demokrasisini ve barışını elde etmek imkansızla iştigal etmektir.”
“İNGİLİZ ÜSLERİ KAPATILMALI, TÜM YABANCI ASKERLER ADADAN ÇIKARILMALI”
KSP, anti-emperyalist programının temel koşullarından birinin Kıbrıs üzerindeki askeri ve siyasi müdahalelerin sona erdirilmesi olduğunu belirtti. Parti, Ağrotur ve Dikelya’daki İngiliz egemen üslerinin yanı sıra Amerikan dinleme istasyonlarının da kapatılmasını talep etti.
Açıklamada, “Ağrotur ve Dikelya üsleri ile Amerikan dinleme istasyonları (FLR-9 vb.), Ortadoğu halklarına yönelik saldırıların lojistik merkezleridir. Bu üsler derhal kapatılmalı, toprakları kayıtsız şartsız Kıbrıs halkına iade edilmelidir.” denildi.
1959-1960 Zürih ve Londra Antlaşmalarını da eleştiren KSP, bu düzenlemelerin Kıbrıs’ın egemenliğini sınırlandırdığını savundu. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlük görevlerinin kaldırılmasını ve BM’nin bu görevleri tanıyan kararlarının yok sayılmasını isteyen parti, askeri varlıkların tümüyle tasfiye edilmesi çağrısında bulundu:
“Adada bulunan Türk, Yunan, İngiliz ve diğer tüm yabancı askeri unsurlar ile BM Barış Gücü adadan çıkarılmalı; adamız tamamen yabancı askerlerden arındırılmalıdır.”
İŞÇİ SINIFI ÖNCÜLÜĞÜNDE BİRLEŞİK CEPHE HÜKÜMETİ ÖNERİSİ
KSP, Kıbrıs sorununun çözümü için mevcut diplomatik girişimlerin dışında, işçi sınıfının siyasal iktidarını esas alan bir model önerdi. Anti-Emperyalist Birleşik Cephe Hükümeti (AEBCH) olarak adlandırılan modelin işçi sınıfı önderliğinde yoksul köylüleri, zanaatkarları, ezilen kesimleri ve yurtsever aydınları bir araya getirmesi öngörüldü.
Açıklamada, “Kıbrıs Sosyalist Partisi, anti-emperyalist mücadeleyi kitlelerin pasif seyirci olduğu diplomatik manevralarla değil, halkın öz gücüne dayanan siyasal bir iktidar alternatifiyle yürütür.” denilerek önerilen hükümet modelinin siyasal temeli anlatıldı.






