Lefkoşa 33°USD48,43EUR56,32GBP65,58GRAM ALTIN6.846,39 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Pınar Savun yazdı: Girne’de deniz artık aynı deniz değil!

KIBRIS Medya Grubu Genel Müdürü Pınar Savun, gemi faciasının ardından yaşanan acıyı, arama-kurtarma çalışmalarını ve dayanışmayı...

3 dakika okumaHaber: Öykü Kendir
Paylaş
Pınar Savun yazdı: Girne’de deniz artık aynı deniz değil!

Savun’un köşe yazısının tamamı şöyle:

“Gemi faciasının yaşandığı günden beri Girne’de deniz aynı deniz değil.

Kıyıya vuran dalgalar aynı, ufuk aynı, mavilik aynı… Ama biz artık ona aynı gözle bakamıyoruz.

Çünkü o denize baktığımızda yalnızca suyu değil; yarım kalan hayatları, hâlâ ulaşılamayan insanları ve kıyıda gelecek tek bir habere tutunarak bekleyen aileleri görüyoruz.

Girne Limanı’ndan Taşucu’na gitmek üzere ayrılan gemide, herkes gibi hayatına devam etmeye çalışan insanlar vardı. Kimi evine dönüyor, kimi sevdiklerine kavuşmayı bekliyor, kimi de ertesi gün için planlar yapıyordu. Her birinin yarım kalan bir cümlesi, dönülecek bir evi, açılacak bir kapısı vardı.

Yolculuk henüz başlamıştı. Limandan ayrılmasının üzerinden yaklaşık 15 dakika geçmişti. Sonra bir anda her şey değişti.

Denizin ortasında verilen yaşam mücadelesi, kıyıda umutla bekleyen aileler, hastane koridorları, morg önlerinde geçen saatler… Ve geriye kalan tarifsiz bir acı…

Acı nerede yaşanırsa yaşansın, insan olanın yüreğine dokunur. Acının ülkesi, memleketi, adresi yoktur. Bir başkasının kaybını, gözyaşını ve içinde açılan boşluğu hissedebilmek ortak insanlık hâlimizdir. Bir evin kapısına dayanan acı, sınır tanımadan başka yüreklere ulaşır.

Sancılı bekleyiş hâlâ sürüyor. Arama-kurtarma ekipleri havadan, denizden ve kıyı hattından gece gündüz çalışıyor. Türkiye’den gelen TCG Işın ve TCG Alemdar, yaklaşık 554 metre derinlikteki batıkta robotik dalış ve taramalarını 24 saat esasıyla sürdürüyor. Devletin ilgili bütün birimleri ilk andan itibaren sahada; KKTC’nin imkânları, Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü desteğiyle birleşmiş durumda.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Başbakan Ünal Üstel kayıp yakınlarıyla ve kazazedelerle sürekli bir araya gelerek, bu ağır bekleyişi yaşayan insanların yalnız bırakılmadığını gösteriyor.

Fakat bu facianın görünmeyen tarafında da büyük bir emek, ağır bir sorumluluk ve gönüllülük de var. Kazanın ilk anlarında özel tekneleriyle denize açılan vatandaşlar, alabora olan geminin üzerinde ve çevresinde kurtarılmayı bekleyen insanları kıyıya ulaştırmak için canla başla çalıştı. Kapasitelerini zorlayarak bir cana daha ulaşmaya çalışan bu insanların emeğini yadsıyamayız.

Denizin altında kayıplara ulaşmaya çalışan ekipler, hastanelerde görev yapan sağlık çalışanları, naaşların ailelerine teslim edilmesinde görev alanlar, kazazedelere ilk andan itibaren yiyecek, içecek ve giyecek ulaştıranlar… Her biri, insanın omuzlarına kolay kolay sığmayacak kadar ağır bir yük taşıyor.

Bazen bir ismi doğrulamak, bir aileye haber vermek ya da bir naaşı yakınlarına teslim etmek bile başlı başına ağır bir görevdir.

Ancak ortaya konan bu çaba yalnızca mesleki bir görevin yerine getirilmesinden ibaret değildir. Aynı zamanda vicdani sorumluluğun, insani duyarlılığın ve dayanışmanın da bir yansımasıdır.

Perde arkasında çalışan herkes, üstlendiği bu ağır sorumluluğu büyük bir özveri ve hassasiyetle yerine getirmeye çalışıyor.

Kıbrıs Medya Grubu olarak bu faciayı yalnızca izleyenler olarak değil, kamuoyuna aktarmakla sorumlu gazeteciler olarak da yaşadık. Doğru haberi hızla ulaştırma sorumluluğu ile insanların acısına ve mahremiyetine saygı gösterme yükümlülüğü arasındaki ince çizgiyi korumak hiç kolay değildi. Gazetemizde, televizyon ekranlarımızda ve sosyal medya hesaplarımızda aynı hassasiyetle yayın yapmaya çalıştık.

Çünkü her gelişme haberdi ama her görüntü yayımlanacak bir görüntü değildi. Her bilgi önemliydi ama doğrulanmamış her cümle, zaten acı içinde bekleyen bir ailenin yarasını daha da büyütebilirdi. Gazetecilik yalnızca haberi vermek değil; hangi görüntüyü yayımlamayacağını bilmek ve acının karşısında insan kalabilmektir.

Toplum olarak bizim de acıyı çoğaltmamak gibi bir sorumluluğumuz var. İnsanların en savunmasız anlarını gösteren görüntüleri tekrar tekrar paylaşmak, acıyı bir merak unsuruna dönüştürür. Bilgi sahibi olmak için her şeyi görmek zorunda değiliz. Özellikle çocukları bu görüntülerden korumalı, onların dünyasına yeni korkular bırakmamalıyız. Ergenlerin sosyal medyada karşılaştıkları içerikleri de onlarla birlikte anlamlandırmalıyız.

Acımız da yasımız da çok büyük. Ancak yas tutmak, hesap sormaya engel değildir. Tam tersine, hayatını kaybeden insanlara karşı sorumluluğumuz bu facianın bütün yönleriyle aydınlatılmasını istemektir. Gemi neden battı? Gerekli kontroller yapıldı mı? Yolcuların güvenliği için bütün önlemler alındı mı? İhmal var mıydı? Sorumlular kimlerdi?

Bu soruların yanıtlanması için yargı süreci devam ediyor. Süreç açık, şeffaf ve tatmin edici biçimde sonuçlandırılmalıdır. Çünkü “kader” denilerek kapatılan her ihmal, yeni acılara kapı açar.

Denizde kaybettiğimiz insanları geri getiremeyiz. Ama geride kalanlara yalnız olmadıklarını hissettirebilir, gerçeğin ortaya çıkması için susmayabilir ve aynı acının bir daha yaşanmaması için ısrarcı olabiliriz.

Bu acı yalnızca o gemide hayatını kaybedenlerin ailelerinin değil…

İnsanlığını kaybetmemiş herkesin acısıdır.

Hepimizin acısıdır.”

Pınar Savun yazdı: Girne’de deniz artık aynı deniz değil!

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler