Kıbrıs sorununda son günlerde ayrı ayrı açıklanan diplomatik temaslar yan yana getirildiğinde, BM’nin yalnız iki toplum liderini yeniden müzakere masasına taşımaya çalışmadığı, aynı zamanda Türkiye ile Avrupa Birliği arasında ayrı bir kanal açmaya hazırlandığı görülüyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, dün Brüksel’de yaptığı açıklamada ekim ayı sona ermeden Avrupa Birliği ile Türkiye arasında “en üst düzeyde” bir görüşme gerçekleştirileceğini söyledi.
Hristodulidis’e göre toplantı doğrudan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in talebiyle düzenlenecek ve masada iki dosya bulunacak: Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması ve Türkiye–AB ilişkilerinde ilerleme.
GUTERRES’TEN YENİ FORMÜL: SADECE İKİ LİDER DEĞİL
Bu gelişme önemli çünkü BM’nin son dönemdeki Kıbrıs diplomasisinin merkezi iki lider ve garantör ülkelerin katıldığı 5+1 formatıydı.
Ancak yeni tabloda Guterres’in, AB ile Türkiye’yi doğrudan aynı masaya taşıyan paralel bir kanal açmaya çalıştığı görülüyor.
BM, temmuz ayında Guterres’in yeni bir genişletilmiş toplantıyı ancak güven artırıcı önlemler, yöntem ve müzakerenin özü konusunda yeterli hazırlık yapılmasının ardından düzenleyeceğini açıklamıştı.
Şimdi ise hazırlık sürecinin başka bir ayağı ortaya çıkmış durumda: Brüksel-Ankara görüşmesi.
AYNI TAKVİME ÜÇ TEMAS SIĞDIRILIYOR
Diplomatik takvim dikkat çekici biçimde üst üste geliyor.
Cumhurbaşkanı Erhürman ile Hristodulidis, 13 Ekim’deki görüşmelerinin ardından gelecek hafta yeniden buluşma kararı aldı. BM ayrıca iki liderin güven artırıcı adımlar ve teknik komiteler üzerinden temaslarını sürdürmesini istiyor.
Hristodulidis, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in de ekim sonunda adaya gelmesinin beklendiğini açıkladı.
Buna bir de ekim içerisinde yapılacağı belirtilen AB–Türkiye görüşmesi ekleniyor.
Yani aynı birkaç haftalık dönemde, Erhürman–Hristodulidis görüşmesi, AB–Türkiye üst düzey teması ve Holguin’in Kıbrıs ziyareti gerçekleşecek.
Takvim, müzakerelerin yeniden başlaması için birbirine paralel üç kanal üzerinde çalışıldığını gösteriyor.
ASIL PAZARLIK AB–TÜRKİYE DOSYASINDA MI?
Hristodulidis’in açıklamasındaki en önemli bölüm ise AB–Türkiye ilişkileriyle Kıbrıs müzakerelerini açık biçimde birbirine bağlaması.
Hristodulidis, Türkiye–AB ilişkilerinde sağlanabilecek ilerlemenin, Kıbrıs müzakerelerinin “uzlaşılan çerçevede” yeniden başlamasına bağlı olduğunu söyledi.
Türkiye ile AB arasında halihazırda Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, vize süreci, güvenlik, göç, enerji, Avrupa Yatırım Bankası faaliyetleri ve SEPA’ya olası katılım gibi Ankara açısından önemli başlıklar görüşülüyor. Haziran ayındaki ortak açıklamada taraflar bu alanlarda yüksek düzeyli diyaloğun sürdürülmesi konusunda anlaşmıştı.
Daha da önemlisi, 13 Ekim’de Brüksel’de Türkiye–AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu yapıldı. Görüşmede Gümrük Birliği’nin güncellenmesi de masadaydı.
Dolayısıyla Kıbrıs dosyası, yeniden yalnız BM müzakere masasındaki bir konu olmaktan çıkıp Türkiye’nin AB ile ilişkisindeki daha geniş pazarlık paketine bağlanıyor.
AMA ORTADA BİR EKSİK VAR: ANKARA HENÜZ AÇIKLAMADI
Hristodulidis toplantının ekim içinde ve “en üst düzeyde” yapılacağını açıkladı. Euronews, Cyprus Mail, CNA ve RIK de açıklamayı haberleştirdi.
Ancak Bugün Kıbrıs‘ın incelemesine göre 17 Ekim sabahı itibarıyla Avrupa Konseyi’nin yayımlanmış toplantı takviminde Türkiye ile böyle bir zirve görünmüyor. Takvimde 24 Ekim AB–Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi ve 29–30 Ekim AB–Kanada Zirvesi bulunuyor.
Türkiye’nin AB Başkanlığı’nın güncel duyurularında da söz konusu zirveye ilişkin kamuya açık bir ilan bulunmuyor; son açıklamalar 13 Ekim’deki Türkiye–AB Ticaret Diyaloğu üzerine.
Bu nedenle şu anda toplantının tarihi, yeri, katılımcıları ve Türkiye’nin hangi şartlarla katılacağı kamuoyuna açıklanmış değil.
ANKARA’NIN POZİSYONU DA DEĞİŞMİŞ DEĞİL
Burada ikinci önemli çelişki ortaya çıkıyor.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, temmuz ayında yaptığı son kapsamlı Kıbrıs açıklamasında, taraflar arasında çözüm için ortak zeminin henüz bulunmadığını savunmuş; federasyon modelinin tükendiği görüşünü yineleyerek çözümün Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü temelinde olması gerektiğini açıklamıştı.
AB ve BM tarafı ise hala BM Güvenlik Konseyi kararları temelinde iki toplumlu, iki bölgeli federasyon çerçevesini esas alıyor. MED9 ülkeleri de 7 Ekim tarihli ortak bildiride bu çerçeveyi açıkça yeniden teyit etti.
Dolayısıyla kurulması planlanan AB–Türkiye masasının önündeki temel soru yalnız “müzakereler ne zaman başlayacak?” değil. Tarafların müzakerenin hangi zeminde başlayacağı konusunda birbirinden farklı pozisyonları nasıl aşılacak?
Kıbrıs dosyasının merkezi değişiyor: Guterres Kıbrıs için Ankara-Brüksel masasını kuruyor