A+
A-
Murat OBENLER / ADANA
Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Büyük Kapanış ve Ödül Töreni ile sona erdi. Sunuculuğunu Jülide Ateş ile Volkan Severcan’ın yaptığı gecede, bir haftadır süren yarışma heyecanı da ödüllerle son buldu. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Ali Vatansever’in “Bir Arada Yalnız” filmi En İyi Film seçilirken, En İyi Yönetmen Ödülü de Ali Vatansever’in oldu. Yılmaz Güney Ödülü ise Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” filmine verildi. En İyi Belgesel Ödülü Aylin Kuryel’in “Stella ile 8 Mart” filmine giderken, Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda Avustralya’dan Radheya Jang’ın “Trading Cards” filmi, Ulusal Kısa Film Yarışması’nda ise Halil Tanışan’ın “Otel” filmi En İyi Film Ödülü’nü kazandı. Gecede 5 ödül alan “Bir Arada Yalnız” en çok ödüle uzanan film olurken onu 4 ödülle “Mutter” ve 3’er ödülle “Karanlıkta Islık Çalanlar” ve “Günyüzü” takip etti.
Kapanış törenini Adana Büyükşehir Belediyesi’nin davetlisi olarak Adana’da bulunan Gazimağusa Belediyesi Başkanı Dr. Süleyman Uluçay ve belediye heyeti üyeleri ile Hazar Ergüçlü’nün annesi Neşe Ergüçlü de izledi.
Vatansever, “Ödülü anneme adıyorum ama bunu anne sözü dinlemeyenler için, dünya yanarken iyi kalmayı başaranlar için alıyorum.”
En İyi Film ve Yönetmen Ödülü için Sahneye çıkan Ali Vatansever, “Bu ödülü anneme adıyorum. Sinema hobin olsun dedi ama ben onu dinlemedim ve mesleğim oldu. Anne sözü dinlemeyenler için alıyorum, dünya yanarken iyi kalmayı başaranlar için alıyorum.” Dedi.
Yılmaz Güney Ödülü’nü alan Banu Sıvacı ise ödülü filmdeki gibi evinin anahtarını bırakmayan tüm kadınlara adadı. Filmin yapımcılarından Orkun Huylu da filmin örtbas edilmeye çalışılan bir cinayeti konu aldığını söyleyerek ödülü hapishanelerdeki düşünce tutsaklarına ve Berkin Elvan’a adadı. İlyas Salman da Türkiye’deki demokrasiden her geçen gün uzaklaşan rejimi ve kötü siyasi yönetimi eleştirerek sanatın her zaman bir direngi noktası olduğunu kaydetti.

Ergüçlü konuşması ile geceye damga vurdu, sinema dünyası ve emekçilerin sesi oldu
“MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan ülkemizin önemli oyuncusu Hazar Ergüçlü ise yaptığı duygusal ve anlam dolu konuşma ile geceye damga vurdu. Türkiye’deki maden cinayetlerinden toplumsal ve sosyolojik konulara ve sinema sektörüne uzanan konuşması salonda dakikalarca alkış alan Ergüçlü adeta sinema dünyasının ve sinema emekçilerinin sesi oldu.
Ergüçlü tam olarak sanatçı sorumluluğuna karşılık gelen bir konuşma yaptı
Filmin ortaya çıkmasında emeği geçenlere ve jüri üyelerine teşekkür ederek konuşmasına başlayan
Ergüçlü tam bir sanatçı sorumluluğuna karşılık gelen duygu yüklü konuşmasında: “Bir şeylere sevinmek çok uzun zamandır hepimiz için çok zor. Her gün apayrı bir kabusa uyanıyoruz. Kendin olmanın böylesine tehlikeli olduğu, hatta yasaklanmaya çalışıldığı bir dönemde, herkesin tek tipleştirilmeye, aynı kalıba sokulmaya çalışıldığı bu yerde ve sektörümüzde emeğimin görülmesi beni çok onurlandırdı. Öncelikle siz saygıdeğer jüri üyelerimize teşekkür ederim. Çok mutlu oldum.”

“Çok uzun zamandır o kadar çok acıya maruz kaldık ki uyuştuk gibi hissediyorum.”
Madencilere ve madenci ailelerinin yaşadığı acılara değinen Ergüçlü, kendi ailesinin madencilik geçmişinden de kısaca bahsetti. Soma’da 37 yaşında hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı gördüğünü belirten Ergüçlü, “Çok uzun zamandır o kadar çok acıya maruz kaldık ki uyuştuk gibi hissediyorum. Ama dün 37 yaşında Soma’da hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı görünce yine bittim” dedi.
Ailesinin de madencilikle bağını anlatan Ergüçlü, “Benim nenem, dedem kömür işçisiydi. Dedem bakır madenlerde çalıştı. Her madenci gördüğümde gözümün önüne kendi dedem, kendi nenem geliyor. İnsanca yaşayabilmek için, çocuklarını okutabilmek için verdikleri emek geliyor” diye konuştu.
“Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum.”
Madenci ailelerinin yaşadığı acıya dikkat çeken Ergüçlü, “Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum. Bunu vicdanımı rahatlatmak veya bir şeyin sözcüsü olmak niyetiyle de yapmıyorum şu an. Sadece bu adaletsizlikler bana fazla geliyor ve ne yaparsam yapayım bu üzüntüyü içimden atamıyorum” ifadelerini kullandı.

“Yine de elimizde bir tek umudumuz kaldı. Onu da vermeyeceğiz”
Ergüçlü, konuşmasının son bölümünde ise: “Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz? Hep beraber, beraberce, insanca yaşayamayacaksak nasıl bir toplum olacağız? Yaşar’ın çektiği acı biraz da bizim sorumluluğumuz değil mi? O yüzden bunları söylerken Yaşar’dan özür diliyorum. Sadece burada onu anmaktan başka bir şey yapamadığım için. Yine de elimizde bir tek umudumuz kaldı. Onu da vermeyeceğiz demek istiyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum.”






