Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Mustafa Alkan’ın sunduğu Genç TV’de yayınlanan “Er Meydanı” programında Kıbrıs sorunundan mülkiyet meselesine, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlığından geçiş kapılarına kadar birçok başlıkta dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Programın en önemli açıklaması ise uzun süredir güney basınında tartışılan Maraş-Mağusa Limanı önerisi konusunda geldi.
MARAŞ ÖNERİSİNİ İLK KEZ AÇIKLADI
Erhürman, Hristodulidis’in önerisini ilk kez açık biçimde anlattı:
“Maraş’ı Birleşmiş Milletler yönetimine devretmek, Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde; Mağusa Limanı’nın da AB kontrolünde açılması. Söylenen bu.”
Erhürman, Mağusa Limanı’nın zaten açık olduğunu, asıl meselenin Avrupa Birliği ile doğrudan ticaret yapılamaması olduğunu vurguladı:
“Mağusa Limanı açık bir limandır. Mağusa Limanı kapalı bir liman değil. Bizim limanlarımızdaki sorun doğrudan ticaret yapamıyor oluşumuzdur Avrupa Birliği ile.”
Hristodulidis’e doğrudan ticaret tüzüğünün yürürlüğe girip girmeyeceğini sorduğunu aktaran Erhürman, aldığı yanıtın “hayır” olduğunu söyledi:
“Doğrudan ticaret tüzüğünün yürürlüğe girmesi mi bu? Hayır, tüzüğün yürürlüğe girmesi değil. Ama AB kontrolünde olduğu için doğrudan ticaretin başlaması.”
Erhürman, önerinin dengeli olmadığını savundu:
“Maraş’ı niye BM idaresine vermenin karşılığı haline geliyor bu? Bunlar dengeli şeyler mi?”
Önerinin yeni olmadığını da belirten Erhürman, aynı formülün 2006 yılında Mehmet Ali Talat döneminde gündeme geldiğini söyledi: “Bu formül 2006 yılında Sayın Talat’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde sunulmuş bir formül. Yani 20 sene geçti üstünden; 20 sene sonra yeni bir formül diye getirildi.”
Erhürman, kendi tutumunu ise açıkça ortaya koydu: “Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil ki.”
Öneriyi reddettiğini de doğruladı: “Bugün de tekrar gündeme geldi. 2006’da Sayın Talat bu öneriyi reddetti. Reddetme sebebini de söyledi.”
“19 MADDELİK BİR KAĞIT YOK”
Erhürman’ın açıklamalarındaki bir diğer önemli başlık, Hristodulidis’in kamuoyunda “19 öneri” olarak bilinen paketi oldu.
Erhürman, kendisine ne doğrudan ne de dolaylı olarak yazılı bir belge ulaştırıldığını söyledi:
“19 maddelik bir kağıt yok ortada. Ne dolaylı olarak bana kâğıt geldi, ne doğrudan geldi.”
Hristodulidis’in görüşmelerde birtakım önerileri sözlü olarak dile getirdiğini anlatan Erhürman şöyle devam etti:
“Sadece sözlü olarak bir takım şeylerden bahsetti. Ben onları not aldım. Saydığım zaman ben hiçbir zaman 19’a ulaşamadım öneri konusunda.”
Erhürman, önerileri kendisinin açıklamasının diplomatik teamüllere uygun olmayacağını da söyledi:
“Sayın Hristodulidis isterse kendi önerileriyle ilgili açıklama yapar. Yaptığı zaman da ben üstüne konuşurum.”
“19 ÖNERİNİN BAZILARINI ZATEN KABUL ETTİM”
Kendisinin her şeyi reddeden taraf gibi gösterilmesine de itiraz eden Erhürman, 19 öneri kapsamında dile getirilen bazı başlıkları zaten kabul ettiğini söyledi.
Pile’ye birlikte gidilmesi, Gençlik Teknik Komitesi, Kültürel Miras Teknik Komitesi ve sivil toplum toplantılarının birlikte ziyaret edilmesini örnek gösterdi:
“Pile’ye gitmek birlikte… 19 maddeden biriydi. Gittim mi? Gittim. Kabul ettim mi? Demek ki kabul ettim.”
Ardından üç başlık daha sıraladı:
“Gençlik Teknik Komitesi’nin toplantısını ziyaret etmek, Kültürel Miras Teknik Komitesi’nin toplantısını ziyaret etmek, sivil toplum konusundaki danışma organının toplantısını ziyaret etmek. Üç tane de bunlar. Kabul ettim mi? Ettim.”
Erhürman, asıl itirazının BM Genel Sekreteri’nin masaya koyduğu 7 güven artırıcı önlem henüz sonuçlandırılmadan yeni bir 19 maddelik gündem oluşturulmasına olduğunu söyledi:
“Temmuz’un sonunda Sayın Genel Sekreter 7 madde koydu masaya. Üçüncü toplantıda 19 madde masaya geldi. 11 aydır ortada olmayan 19 madde.”
NEW YORK’TAKİ ÜÇLÜNÜN PERDE ARKASINI ANLATTI
Erhürman, New York’ta Hristodulidis’in talep ettiği üçlü görüşmeye neden katılmadığı konusunda da ayrıntılı açıklamalar yaptı.
Öncelikle üçlü görüşme önerisinin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ten değil, Hristodulidis’ten geldiğini vurguladı: “Üçlü görüşme istiyor Sayın Hristodulidis, Sayın Guterres değil, Sayın Hristodulidis.”
BM Genel Sekreteri’nin daha önce ortaya koyduğu yedi maddeden birkaçında uzlaşma ihtimali olması halinde toplantıya katılacağını Holguin’e söylediğini aktardı: “Yedi tane madde var Temmuz’un sonundan beri bekliyor. Birkaç tanesinde olsun anlaşma ihtimalimiz varsa ben böyle bir toplantıya gelmeye hazırım.”
Ancak bu konuda geri dönüş olmadığını söyledi.
Daha sonra Maria Angela Holguin’in yeniden kendisiyle görüşerek Hristodulidis’in dönüşümlü başkanlığı kabul etmeye hazır olduğunu aktardığını belirten Erhürman, buna da bir koşul koyduğunu anlattı: “Dönüşümlü başkanlığı ilkesel olarak kabul ettim; dönemleri, diğer ayrıntıları müzakereye açık diyecekse hemen ben geliyorum toplantıya.”
Erhürman’a göre bu konuda da geri dönüş olmadı.
Erhürman, Hristodulidis’in dönüşümlü başkanlığı güvenlik ve garantiler konusundaki kendi taleplerine bağlamasına karşı olduğunu söyledi: “Dönüşümlü başkanlığı kabul ediyorum, güvenlik ve garantiler karşılığında demesi için mi toplantı yapacağız? Yoksa fotoğraf vermek için mi?”
“BEN BİR MASADAN KAÇIYOR DEĞİLİM”
Kendisinin müzakere masasından kaçtığı yönündeki eleştirilere yanıt veren Erhürman, görüşmenin kendisi için değil, sonuç üretmesi için önemli olduğunu söyledi: “Ben bir masadan falan kaçıyor değilim.”





