İnsanların ekmek almaya, süt almaya, çocuklarının elinden tutup alışveriş yapmaya gittiği bir market...
Ve gün ortasında, onlarca insanın gözleri önünde bir kadın gözü dönmüş bir cani tarafından hunharca bıçaklandı. Ardından saldırgan aynı bıçakla kendine zarar verdi.
Konu ile ilgili polis soruşturması sürüyor...
Fakat bu olay yalnızca bir adli vaka değildir.
Bu olay, Kıbrıs'ın kuzeyinin içine sürüklendiği güvenlik ve şiddet krizinin en ağır görsellerinden biridir.
Çünkü artık hiçbirimiz güvende değiliz.
Evimizde güvende değiliz...
Sokakta değiliz...
İş yerinde değiliz...
Kafede değiliz...
Ve artık markette bile değiliz...
Bu ülkede insanlar alışveriş yaparken öldürülmeye çalışılıyorsa, ortada yalnızca bireysel bir suç değil, devletin yerine getirmediği görevler de vardır.
***
Son dönemde gazetelerde ve haber sitelerinde yayımlanan haberlere bir bakın.
Kadına şiddet haberleri...
Tehditler...
Taciz...
Darplar...
Cinayet girişimleri...
Silahlar...
Bıçaklar...
Hepsi de aynı cümle ile sona eriyor: “Soruşturma sürüyor.”
Oysa işlenen suç eyleme dönüşmeden önce yapılması gerekenler var. Burada bir devlet olduğumuzu iddia edenler var ya, onların yapması gerekenler var.
En basitinden koruyucu politikalar geliştirilmeli, giriş çıkışlar etkin bir şekilde denetlenmeli, etkili psikolojik destek programları geliştirilmeli ve toplumun her kesimine yayılmalı, şiddet önleyici eğitimler müfredatlara dahil edilmeli, hızlı çalışan bir hukuk sistemi kurulmalı, risk altındaki kişileri gerçekten koruyabilecek bir sistem oluşturulmalı...
Bizde bunların hangisi yeterince var?
Üzülerek söylüyorum ki, hiçbiri!
***
Kadına yönelik şiddet tesadüf değildir.





