A+
A-
Cumhuriyet Meclis Başkan Yardımcısı, CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe, 15 Eylül 2026 tarihli Hız Tespit Kamera Sisteminin Değişimine İlişkin Sayıştay Raporu’nda ciddi bulgular bulunduğunu belirterek, bazı tespitlerin kamu zararı oluşturabileceğine dikkat çekti.
Özdenefe, raporun geçtiğimiz hafta Meclis’e ulaştığını, ilgili komitede ele alınacağını ve komitenin hazırlayacağı raporun Genel Kurul’a sunulacağını ifade etti.
Eski kamera sisteminin neden değiştirildiğine ilişkin yeterli belgeye ulaşılamadığını belirten Özdenefe, milyonlarca Euro bedelle alınan eski kameralara ilişkin envanter ve kayıtlarda da eksiklikler bulunduğunu söyledi.
Yeni sistemle ilgili bulgulara da dikkat çeken Özdenefe, eski sistem devreden çıkarılırken yeni sistemin bütün unsurlarıyla hazır olmadığının raporda ortaya konduğunu belirtti. Özdenefe, yeni kameralar devreye alınmasına rağmen yazılım entegrasyonlarının tamamlanmadığını ve tespit edilen ihlallerin cezaya dönüştürülmesinde sorunlar yaşandığının belirlendiğini kaydetti.
Sayıştay’ın farklı dönemler için yüz milyonlarca TL’ye ulaşan tutarlar hesapladığını belirten Özdenefe, bazı bulguların kamu zararı oluşturabileceğinin değerlendirildiğini ve Hukuk Dairesi’nin bilgisine getirilmesi gerektiği sonucuna varıldığını aktardı.
Özdenefe, söz konusu bulguların ceza hukuku bakımından da incelenmesi gerektiğini ifade etti.
“Görevi ihmalde kamu zararına sebep olunması suç teşkil edebilir”
2014 yılında yapılan değişikliklerle Fasıl 154 Ceza Yasası’nda görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarının bugünkü haliyle düzenlendiğini anımsatan Özdenefe, “kamu hizmetinde görevli kişi” kapsamının da genişletildiğini belirtti.
Özdenefe, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri ile yasada sayılan diğer siyasi ve idari görevlilerin bu kapsamda bulunduğunu söyledi.
Görevi kötüye kullanma ile görevi ihmalin aynı şey olmadığına dikkat çeken Özdenefe, görevi kötüye kullanmada kamunun zararına sebep olma amacının arandığını, görevi ihmalde ise böyle bir amacın şart olmadığını kaydetti.
Özdenefe, “Görevin gereklerini yerine getirmemek veya geciktirmek suretiyle kamu zararına sebep olunması da suç teşkil edebilir” dedi.
“Bilerek yapmadık, böyle olacağını nereden bilebilirdik” şeklindeki bir yaklaşımın tek başına cezai sorumluluk ihtimalini ortadan kaldırmayacağını ifade eden Özdenefe, kimin ne yaptığı veya yapmadığının, ihmal ya da gecikme bulunup bulunmadığının ve ortaya çıkan sonuçla arasındaki hukuki bağın ancak kapsamlı bir soruşturmayla ortaya çıkarılabileceğini vurguladı.
Özdenefe, mevcut aşamada yalnızca Sayıştay raporuna dayanarak herhangi bir kişi hakkında “suç işlemiştir” denilemeyeceğini belirterek, nihai kararı mahkemenin vereceğini söyledi.
“Kuralı koymak yetmez”
Sayıştay raporunun mevzuat, denetim ve takibin birlikte işlemesi gerektiğini bir kez daha gösterdiğini ifade eden Özdenefe, mevzuatta karşılığı olmayan bir yanlışın hesabını sormanın mümkün olmayabileceğini belirtti.
Özdenefe, “Mevzuat var ama denetim ve takip yoksa yasa kağıt üzerinde kalır. Kuralı koymak yetmez. Uygulamak, denetlemek, takip etmek ve gerektiğinde hesabını sormak gerekir” ifadelerini kullandı.
CTP’nin kamuoyuyla paylaştığı beş öncelikten ilkinin “İyi Yönetim, Dürüst Yönetim ve Yolsuzlukla Mücadele” olduğunu belirten Özdenefe, Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’nin kurulması, mal beyanlarının fiilen denetlenmesi, denetim kurumlarının güçlendirilmesi ve gerekli mevzuat değişikliklerinin bu yaklaşımın temel unsurları olduğunu söyledi.
Özdenefe, yolsuzlukla mücadele programının ayrıntılarının bu hafta ayrıca kamuoyuyla paylaşılacağını belirterek, “İyi yönetim, dürüst yönetim ve yolsuzlukla mücadele bizim birinci sözümüzdür. Bu sözün gereğini yapacağız” dedi.