Lefkoşa 30°USD48,45EUR56,34GBP65,56GRAM ALTIN6.843,58 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

“Denetleme Kurulu 5 yıldır çalışmıyor!”

"Limanlar Dairesi bünyesindeki Denetleme/Survey Kurulu'nda 5 yıldır kimse yok; ne gemilerin seyir ekipmanları ne de personelin yeterlilikleri denetleniyor."

9 dakika okumaHaber: https://www.yeniduzen.com/odul-asik-ulker-177y.htm
Paylaş
“Denetleme Kurulu 5 yıldır çalışmıyor!”

Bilirkişi, Denizcilik Danışmanı ve Uzak Yol Kaptanı Ulus Göker, Filo Jet faciasıyla ilgili soruşturmanın dikkatli ve kapsamlı şekilde yapılması gerektiğinin altını çizerek, en büyük endişesinin soruşturmanın layıkıyla yapılmama ihtimali ve konunun İSİAS davasının sonucu benzeri bir sona varması olduğunu dile getirdi.

“Bu olay, umarım İSİAS davasındaki gibi sonuçlanmaz” diyen Göker, soruşturmanın gidişatında endişe verici noktalar olduğunu, olaya şüpheyle yaklaşıp, inceleme yapmak, hiçbir ihtimali göz ardı etmemek gerektiğini vurguladı.

40 yılı aşkın denizcilik tecrübesi olan, bu tür olaylarda çok defa bilirkişi olarak görev yapan Ulus Göker, “Gözlerini para hırsı bürümüş bazı kişilerin yolcu gemilerini, bilerek ve isteyerek, batırdığı geçmişte oldu. Denizcilikte bu tür olaylar çok oldu, şimdi de oluyor. Bazı sigorta şirketleri, bazı gemilerin bilerek ve isteyerek batırıldığını tespit etti ve para ödemedi. Yani sigortadan para koparmak için, bilerek ve isteyerek, bu tür olaylar yapılabiliyor. Bu olaya da, şüpheyle yaklaşıp, inceleme yapmak gerekir” diye konuştu.

“Denizcilikte ihmale yer yoktur” diyen Göker, Filo Jet faciasında ihmaller zinciri olduğunu, ihmallerin birikiminin çok ciddi bir kusur ortaya çıkardığını, gemi işletmesinin de kusura ortak olduğunu söyledi.

Geminin su aldığının önceden bilindiğine de dikkat çeken Göker, “Test ettiyse, arıza varsa, geminin su aldığını biliyorsa, niye sefere çıktı? Buna kim karar verdi? Tamir edilebilecek bir şey miydi? Şirkete bilgi verildi mi?” diye sordu.

Göker, Limanlar Dairesi bünyesindeki Denetleme/Survey Kurulu’nda 5 senedir personel olmadığının, dolayısıyla hiçbir denetleme ve kontrol yapılmadığının da altını çizdi.

Ulus Göker, “Konu, Limanlar Dairesi’ne Ulaştırma Bakanlığı’na uzanıyor. Hükümetlerin, devletin mekanizmalarının doğru çalışmasını sağlaması gerekiyor. Bunlar olmayınca, sistem çalışmıyor, denetim yapılmıyor. Denetim olmadığı zaman da bu tür olaylarla karşılaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Filo Jet’in batarken, çevreyi de ciddi anlamda kirlettiğini, dipteki batık gemiden mazot ve yağ sızmaya devam ettiğini söyleyen Ulus Göker, Çevre Bakanlığı’nın, çevreyi korumak adına, olaya müdahil olması gerektiğine ancak olayın üstünden bir hafta geçmiş olmasına rağmen hiçbir tedbir alınmadığına dikkat çekti.

“Denizcilikte ihmale yer yoktur”

Soru: İlk günden beri olayın oluş şeklini, ihmalleri konuşuyoruz. Filo Jet faciasına baktığınızda, denizcilik açısından en büyük ihmal hangi aşamada oldu?

Göker: Denizcilikte ihmale yer yoktur, “Sonra yaparım, sonra bakarım” yoktur. Tespit edilen bir aksaklığın, o anda giderilmesi gerekir. Denizle hiçbir zaman şaka olmaz. Gemi limandan kalkmadan önce, tüm tedbirlerin alınması gerekir. Bütün denizcilik şirketleri, International Safety Management System-ISM kullanmak zorundadır, 2000 yılından itibaren bu bir kuraldır. ISM neleri içerir? İşletme, gemiyle arasındaki diyaloğu nasıl sağlayacak? DPA Designated Person Ashore diye bir görevli gemiyle şirket arasındaki koordinasyonu sağlar. Çeşitli evraklar, kontrol listeleri vardır, her seferden önce bu kontroller yapılmalı ve evraklar doldurulmak zorundadır. “Bu sefere çıkarken, bu evrakları doldurmayalım” diyemezsiniz. “Radar çalışıyor mu? VDR çalışıyor mu, açık mı?” gibi her sefer öncesinde kontrol edilmesi gereken hususlar vardır. Eğer sefer uzunsa, aralarda da kontrollerin yapılması gerekir. Gemilerde, dört saatte bir vardiyalar değişir, vardiya değişiminde de kontrolleri yapmak standart bir prosedürdür. Her vardiya devrederken, çeşitli kontroller prosedür gereği yapılmalıdır.

“Şirkete bilgi verildi mi?”

Soru: Bu faciada, söz konusu geminin su aldığının önceden bilindiği bilgisi mahkemede dile getirildi...

Göker: O zaman, test ettiyse, arıza varsa, geminin su aldığını biliyorsa, niye sefere çıktı? Buna kim karar verdi? Tamir edilebilecek bir şey miydi? Şirkete bilgi verildi mi? Kontroller yapılır ve gemi jurnaline yani seyir defterine yazılır. Kaptan gemiyi terk ederken, bunu almakla yükümlüdür. Ancak, bu olayda kaptan olduğu söylenen kişinin bunu almadan gemiden ayrıldığı mahkemede dile getirildi. Bazı kurallar, gemiden gemiye değişse de, kaptanın gemiden ayrılırken yapacakları değişmez. Bu konuda kural bellidir. Kaptanın yeri köprü üstündedir. Gemiden ayrılırken, gemi jurnalini, liman cüzdanlarını, gemi sertifikasını, Emergency Position Indicating Radio Beacon - EPIRB cihazını yanına alır. Bu cihaz aktif duruma getirilir ve gemide bulunan kazazedelerin nerede olduğunu, enlem boylam olarak sürekli bilgi verir. Bu kural hiçbir zaman değişmez. Bu olayda, kaptan olduğu söylenen kişi, bunu bile yapmamıştır, gemiden kendi personeliyle ayrılmıştır.

“Kaptan olduğu söylenen kişinin sağlık sertifikası var mı?”

Soru: Kaptanla ilgili iddialar var, gerekli yeterlilikte olmaması gibi... Kaptan kimdir? Nasıl kaptan olunur? Söz konusu olayda kaptan olduğu söylenen kişinin belgeleri ne söylüyor?

Göker: Kaptan, geminin sevk ve idaresini emniyetli bir şekilde yapan kişidir. Bu, çok basit bir cümle gibi gözüküyor ama çok kapsamlıdır. Bu olayda, kaptan olduğu söylenen kişide bu üç önemli noktadan eser yok.

Kaptan olduğu söylenen kişi, 10 yıl meslekten uzak kalmış deniyor. Acaba 10 yıl önce elinde olan belge geçerli miydi, onu da bilmiyoruz. 10 yıl hiç çalışmadı mı? Denizciliğe ara mı verdi yoksa sağlık kontrolünden geçemediği için mi yapamadı? Bu şahıs, başka bir firmada, Gürcistan ehliyetiyle de çalıştı. Türkiye ehliyetiyle çalışmadığı 10 yıllık arada, başka bir ehliyetle, aktif olarak denizciliğe devam ettiği bilgisi var.

Mahkemede, 3500 dolar karşılığında, Honduras’tan bir belge temin ettiği söylendi. Aldığı eğitimlerin, kursların ne olduğu belli değil. Honduras sertifikasına baktığımızda, kaptan olduğu söylenen kişi, benimle aynı ehliyeti yani Uzakyol Kaptanı ehliyetini taşıyor. Ben İTÜ Denizcilik Fakültesi’nde dört yıl okudum, sürekli çeşitli kurslara gittim, gitmeye devam ediyorum. Okulda aldığım eğitimlerin haricinde, kendimi sürekli güncelliyorum. Eğer bu kişi, o belgede yazan özelliklere sahip olsaydı, böyle olmaması gerekirdi.

Sağlık konusu da önemli, fiziki sağlık ve ruh sağlığı. Bu olayda kaptan olduğu söylenen kişinin sağlık sertifikası var mı? Liman cüzdanımız her beş yılda bir yenilenir ama sağlık kontrolünden her iki yılda bir geçmemiz gerekiyor. Bu kişiyle ilgili bu bilgi de yok. Sağlıklı karar verebilecek biri mi? Gemilerde kaptanlara ve mürettebata random alkol veya uyuşturucu kontrolü yapılır. Bu olayda bunlar yapıldı mı?

“5 senedir denetleme, kontrol yapılmıyor”

Soru: Bu tür olaylarda Limanlar Dairesi’nin sorumluluğu nedir?

Göker: Türk Loydu, KKTC Bayraklı gemilere klas sertifikasını verir. Geminin her türlü, yapısal, mekanik ve emniyet teçhizatlarının kontrollerini yapar, uygunsa klas sertifikasını verir. Klas sertifikasına istinaden de, Limanlar Dairesi Müdürlüğü, geminin diğer bütün evraklarını hazırlayıp, gemi kaptanı ve armatöre teslim eder. Bu belgelerin bir nüshası Limanlar Dairesi’nde olur. Limanlar Dairesi bütün bu evraklardan sorumludur. Daha sonra, geminin düzenli şekilde denetlemelerini yapması gerekir. Her yıl geminin havuzlanıp kontrol edilmesi ve Türk Loydu’nun klas sertifikasının süresinin uzatmasının ardından, daha önceden Limanlar Dairesi’nden verilenlerin de uzatılması gibi bir sistem olması gerekir.

Limanlar Dairesi’nin bünyesinde, Denetleme/Survey Kurulu var. Bu daha önce sürekli kullanılıyordu, ancak yaklaşık 5 senedir, o bölümde kimse yok. Dolayısıyla hiçbir denetleme, kontrol yapılmıyor. Uluslararası Port State Control denilen birim, geminin seyir, emniyet ekipmanlarını ve teçhizatlarını, aynı zamanda gemi personelinin Standards of Training, Certification and Watchkeeping for Seafarers - STCW sertifikalarını da denetler, 5 senedir bu yoktur.

Hukuki ve idari sorumluluğu nereye kadar uzanır?

Soru: Bunun hukuki ve idari sorumluluğu nereye kadar uzanır?

Göker: Bakanlığa... Çünkü eleman almak, Limanlar Dairesi Müdürlüğü’nün yetkisinde değildir. Ulaştırma Bakanlığı istihdam yapmak, bu kadroları liyakatlı kişilerle donatmak zorundadır. Limanlar Dairesi müdürü de yasa gereği denizcilikten gelme, denizcilik eğitimi almış biri olmalıdır, ki görevden alınan son müdür böyle değildi.

“Sigortadan para koparmak için, bilerek ve isteyerek, gemiler batırılabiliyor”

Soru: 40 yılı aşkın tecrübesi olan, bu tür olaylarda çok defa bilirkişi olarak görev yapmış biri olarak, sizce, Filo Jet olayında soruşturmanın özellikle hangi noktaya odaklanması gerekir?

Göker: Bu olayda ihmaller zinciri var. Kaptanın, ikinci kaptanın veya diğerlerinin sertifikasyonu çok önemli. Bunları çalıştıran gemi işletmesi de, kusura ortaktır. Burada ortak bir kusur var. İhmallerin birikimi, çok ciddi bir kusur ortaya çıkardı, bu büyük kusur, kazaya, kazazedelere, kayıplara, insanların ölümüne sebebiyet verdi.

Filo Jet’te kapıların kapatıldığı da söyleniyor. İnsanın aklına çok kötü şeyler geliyor. Gözlerini para hırsı bürümüş bazı kişilerin yolcu gemilerini, bilerek ve isteyerek, batırdığı geçmişte oldu. Denizcilikte bu tür olaylar çok oldu, şimdi de oluyor. Bazı sigorta şirketleri, bazı gemilerin bilerek ve isteyerek batırıldığını tespit etti ve para ödemedi. Yani sigortadan para koparmak için, bilerek ve isteyerek, bu tür olaylar yapılabiliyor. Bu olaya da, şüpheyle yaklaşıp, inceleme yapmak gerekir. Benim bu tür kaza olaylarına dair araştırma sertifikalarım var. Bir olaya bakarken, en kötü ihtimali de düşünürüm. Hiçbir ihtimali göz ardı etmemek gerekir. Hele hele, bunun gibi insan hayatının kaybı söz konusu olduğu olaylarda.

“Hükümetlerin, devletin mekanizmalarının doğru çalışmasını sağlaması gerekir”

Konu, orada da durmuyor, Limanlar Dairesi’ne Ulaştırma Bakanlığı’na uzanıyor. Hükümetlerin, devletin mekanizmalarının doğru çalışmasını sağlaması gerekiyor. Bunlar olmayınca, sistem çalışmıyor, denetim yapılmıyor. Denetim olmadığı zaman da bu tür olaylarla karşılaşıyoruz.

Soruşturmanın dikkatli ve kapsamlı şekilde yapılması gerekir. En büyük endişem, soruşturmanın layıkıyla yapılmama ihtimali ve bu konunun da İSİAS davasının sonucu benzeri bir sona varmasıdır. Bu olay, umarım İSİAS davasındaki gibi sonuçlanmaz.

“Kaptanın sorumluluğu kadar, ikinci kaptanın da sorumluluğu var”

Soru: Şu ana kadar edindiğiniz bilgiler, kazazedelerin çektiği video ve fotoğraflara bakarak vardığınız kanı, elde edilecek başka verilerle değişebilir mi?

Göker: Elimizdeki veriler yeterlidir. Burada bir ihmaller zinciri var ve bunun sonucu çok kötü oldu.Voyage Data Recorder - VDR bulunacakmış, belki de hiç çalıştırılmadı. Çok sayıda video var, onlar Voyage Data Recorder’den daha çok bilgi veriyor. Kazazedelerin çektiği videolar ve fotoğraflar her şeyi gözler önüne seriyor, bu gemi su alıyordu. Mahkemede ikinci kaptan da, bunu bildiklerini söylüyor. Merak ettiğim önemli bir nokta var, kaptan, ikinci kaptan veya personelden birisi şirkete bu konuda bilgi verdi mi? Kaptanın sorumluluğu kadar, ikinci kaptanın da sorumluluğu vardır. İkinci kaptanın, kaptana telkinde bulunmuş olması yeterli değildir. Geminin su aldığını şirkete bildirmek, kaptanın görevi olduğu kadar, ikinci kaptanın da göreviydi. Kaptan bildirmediyse, ikinci kaptan bildirmiş olmalıydı. İkisinin de sorumluluğu vardır. Şirket bilgilendirilmediyse, çok büyük kusur. ISM geregi şirketin teknik elemanları vardır, onlar gemiyi belli aralıklarla kontrol yaptı mı? ISM kuralları gereği, güverte enspektörünün, makina enspektörünün gemiyi yılda en az iki kez ziyaret etmesi gerekir. Bu yapıldı mı?

“Soruşturmanın gidişatında endişe verici noktalar var”

Soruşturmanın gidişatında endişe verici noktalar var. Umarım bu gemi gözden çıkarılmamıştır.

Dilerim ki, aklıma gelen başımıza gelmez, sigortadan para almak için bu gemi ve içindeki insanlar heba edilmiş olmasın. Geçmişte, bu tür vakalar olmuştur. Bu, ailelerin de üstüne gitmesi gereken bir konudur. Henüz şoktadırlar, yas sürecindedirler. Gidenin yerini para doldurmaz, ama eğer göz göre göre bu insanlar, bu gemiyle birlikte gözden çıkarıldıysa, ailelerin de bunun üstüne düşmesi ve tazminat için hareket etmeleri gerekir.

“Gemi çevreyi de ciddi anlamda kirletti”

Konunun bir de çevre boyutu var. Bu gemi batarken, çevreyi de ciddi anlamda kirletti. Çevre Dairesi’nin, Çevre Bakanlığı’nın, çevreyi korumak adına, olaya müdahil olması gerekirdi. Bir hafta geçti, bu konuda tedbir alınmadı. Dipteki batık gemi, hala kirlilik yaratmaya devam ediyor, mazot ve yağ sızmaya devam ediyor.

Kazazedelerin bir çoğu mazotla yıkandı, mazot vücutlarına zarar verdi. Şu anda çok algılayacak durumda değiller, ama mutlaka tüyleri dökülmüş olanlar, vücutlarında yanıklar olanlar vardır. Yine de şanslıyız ki, yangın da çıkabilirdi. İnsanlar mazotla yıkandı, hiçbir tedbir yoktu, telefonla görüntü alanlar, ailesini arayanlar, aynı zamanda sigara içen kazazedeler vardı. Olay içinde vahim durumlar olabilirdi, yangın çıksaydı herkes yanacaktı, kurtulan kazazedeler oraya yardım için giden tekneler de tehlike altındaydı. Bu vesileyle, sizin aracılığınızla, bir denizci olarak hiçbir karşılık beklemeden, en kısa sürede kazazedelerin yardımına koşan kahraman amatör denizci kardeşlerimizi tebrik ederim, hepimiz onlara müteşekkiriz.

Fotoğraflar: Hüseyin ÖZBARIŞCI

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler