Lefkoşa 34°USD48,28EUR55,98GBP65,47 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Bir yandan utanıyorum; bir yandan çok üzgünüm!

Erhan Arıklı siyasi sorumluluk alıp istifa etmek zorunda mı?Evet zorundadır!-*-*-Kudret Özersay’ın da vurguladığı gibi, elbette hukuken suçlu...

6 dakika okumaHaber: Serhat İncirli
Paylaş
Bir yandan utanıyorum; bir yandan çok üzgünüm!

Kudret Özersay’ın da vurguladığı gibi, elbette hukuken suçlu ilan edilmesi söz konusu değil ama soruşturmanın seyri açısından istifa doğru bir tavırdır!

-*-*-

Haaa asıl meselemiz, sadece Arıklı'nın istifa edip etmemesi olmamalıdır… 
Asıl mesele, KKTC adını verdiğiniz bu “sözde” yapıda, devletin gerçek anlamıyla var olup olmadığının belirlenmesi veya daha açık yazayım, devletin var olmadığının kabul edilmesidir!

-*-*-

Bakın, bir dernek başkanı, Sir Stelios Haji-Ioannou’nun her kaybın ailesine 10 bin Euro yardım etmesi konusunu “… KKTC’yi tanımıyoooorrrr; devletimizden bile söz edemediiiii; devletimizden Kıbrıs’ın Kuzey kıyıları diye bahsettiiiiii” diye yorumluyor!

-*-*-

Bu yorum bile, açık bir “kompleks” halidir!

-*-*-

En iyi ihtimalle, “çok teşekkür ederiz almayalım” derdiniz ki ona da gerek yok!

-*-*-

Sir Stelios Haji-Ioannou’nun babası, bir Kıbrıs köylüsüdür… 
Sir Stelios Haji-Ioannou, daha önce benzer facialarda da mağdurlara benzer yardımları yapan bir vakfın kurucusudur, insandır… 

-*-*-

Haaaa, sözde bir devlet; her şeye Türkiye’nin karar verdiği bir yapı; bu yapı içerisinde bazı koltuklara oturup asla kalkmak istemeyen tipler resmen gülünç duruma düşüyor!
Ne uğruna?
İki aferin almak uğruna!
Sadece iki aferin!
“Aslansın, kaplansın, Türk’sün, bravo!”

-*-*-

E sen yardım et o zaman!
Stelios Haji-Ioannou’ya bırakma!
Bence 250 bin Euron vardır!
Hatta bundan eminim!
Konuşma, saçmalama, sen ver yardımı!
Ya da ebediyen sus, işine odaklan, işini çok iyi yaptığının da çok canlı bir tanığıyım o da ayrı bir mesele!

-*-*-

Efendim, size bir şey daha söyleyeyim; “KKTC doğru dürüst, iç ve dış denetimleri sağlam bir devlet” veya “Kıbrıs sorunu çözülmüş, federal bir yapıya sahip, çağdaş bir AB ülkesi” olmuş olsaydı; bu gemi batmazdı! Çünkü sefere çıkmasına gayet görünür bir şeydir, izin verilmeyecekti!!!

-*-*-

KKTC’yi doğru dürüst bir devlet haline getirme şansınız var mı?
Bunca yıldır yapamadınız!
O zaman, bırakın, ellerinizi çekin, Kıbrıs sorunu çözülsün, değil Erhan Arıklı, gerekirse Tufan Erhürman da hesap versin!

-*-*-

Nasıl mı?

-*-*-

11 Temmuz 2011'de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Mari köyü yakınlarındaki Evangelos Florakis Deniz Üssü'nde patlama meydana geldi… 
Patlamada 7 denizci ve 6 itfaiyeci olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetti. 

-*-*-

Patlama sonrasında siyasi bir kriz yaşandı ancak konu ceza davasına da dönüştü. 

-*-*-

Dönemin Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas hakkında çok ağır siyasi sorumluluk tespiti yapıldı ama siyasi sorumluluk almadı… Anayasal dokunulmazlığı gereği de yargılanamadı… Ama popülaritesi neredeyse yarı yarıya azalmıştı… 

-*-*-

Larnaka Ağır Ceza Mahkemesi'nde toplam 6 kişi sanık oldu… 
Çatır çatır yargılandı… 
Yargılama sonucunda dönemin Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu ve Ulusal Muhafızların Komutan Yardımcısı Savvas Argyrou beraat etti… 
İtfaiye Müdürü Andreas Nikolaou alt mahkemede iki yıl hapis aldı, üst mahkeme beraat verdi…

-*-*-

Ancaaak, Savunma Bakanı Kostas Papakostas beş yıl; İtfaiye Müdür Yardımcısı Charalambos Charalambous iki yıl ve Güney Kıbrıs'ta itfaiyenin özel eğitimli arama - kurtarma birimi EMAK’ın Komutanı Andreas Loizides iki yıl hapis cezası aldı… 

-*-*-

Erhan Arıklı’nın siyasi sorumluluk alıp istifa etmesi, doğru bir davranış olur!
Tekrar tekrar söylüyorum!
Siyasi sorumluluk alıp istifa etmek, “Suçludur” anlamına gelmez!

-*-*-

Suçlu olup olmadığına yapılacak araştırma sonucunda karar verilir ki asıl ince nokta da buradadır; KKTC ne yazık ki normal – olması gereken – yasal – düzgün bir devlet olmadığından dolayı; “TÜRKİYE isterse” o soruşturma başlatılabilir!
Veya Türkiye isterse sonuca gidilebilir!

-*-*-

Mesela “askeri ekipler kaza yerine gecikti mi?”
Askeri gemilerin batmak üzere olan gemiyi yüzeyde tutmak için balonla müdahale şansı var mıydı?
Bu iki soru veya benzerlerinin KKTC’de konuşulması dahi “yasalar” kapsamında değildir!

-*-*-

Bakın, özellikle Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı ve Sahil Güvenlik; belki de bu ülkede en ciddi, en güvenilir iki kurumdur ve sakın suçladığım anlamını çıkarmayın!
Size acı bir gerçekten söz ediyorum!

-*-*-

Ve tekrar edeyim; iddialıysanız, gücünüz varsa buyurun Kuzey Kıbrıs’ı 82’nci iliniz ilan edin!
Veya buyurun, KKTC’yi tanıtın!
Ancak şu andaki sistem, şu andaki yapı “sözde devlet” yapısıdır, sonuç da 514 metre derinde yatmaktadır!
İçinde 20 insanla!
Hatta kim bilir belki de çok daha fazla!

-*-*-

Ve gelelim KKTC’nin ahalisine!

-*-*-

KKTC’de ne acıdır, ne iğrençtir, ne utanılacak bir durumdur ki insanlar “sınıf yapısına göre” mücadele vermesin diye; etnik köken veya Türkiyeli – Kıbrıslı diye bölünerek yönetiliyor!

-*-*-

Evet bunu yapan insanlar var!
Ve bunu yapan insanlar arasında, ne yazık ki Erhan Arıklı da bulunuyor!
Ve Erhan Arıklı bu konuda kendini savunurken, “kendilerine!!!” de aynısının yapıldığını iddia ediyor!

-*-*-

Eğri oturun ve doğru konuşun; Erhan Arıklı da haksız değildir!

-*-*-

Evet, ne acıdır ve ne utanılacak bir durumdur ki; Türkiye’yi yönetenler de, buradaki işbirlikçileri de bu durumdan “pek de sıkıntılı” değildir!

-*-*-

Düşünün ki; kimse yazmıyor, yazamıyor; konuşmuyor, söylemiyor olabilir ancak sayıları çok az olsa da, bu ırkçı yapıdan siyasi nemalanma sağlayanlar var!
Herkes, Türkiye’deki yönetim ne derse, yüzde yüz biata mecburdur!
Biat etmeyen haindir!
Linç uygundur!

-*-*-

KKTC’deki “ahali”; Filo Jet adlı tabutun batması olayına, normal bir ülkedeki gibi tepki verecek kabiliyette değildir!

-*-*-

KKTC’deki “ahali” evet üzülmüştür ama üzülmenin boyutu, demokratik bir tepkiye dönüşmemiştir!
Klavye tepkisi tamam!
Facebook devrimciliği tamam!

-*-*-

Oysa 28 kişinin 8’i ölü olarak bulunmuş; geriye kalan 20’si bu satırlar yazılırken aranmaktadır!
28 kayıp!

-*-*-

“Erhan Arıklı istifa etsin” noktasındayız; soruşturma tamamlanmadan neredeyse en başta Arıklı olmak üzere, herkesi suçlu ilan etmek konusunda da maşaallah hepimiz Yüksek Mahkeme Başkanı’yız!

-*-*-

Haaa ne mi yapmalıydık?

-*-*-

Bunca yıldır yazdıklarımı yazacağım, özür dilerim ama bu ülkeyi sevmeliydik!
Kimse kusura bakmasın, büyük çoğunluk sadece soyuyor!
Geriye kalanlar sadece söyleniyor!

-*-*-

Çok soyanlar, çok söylenenleri “Rumcu” ilan ediyor; şaka gibi!!!

-*-*-

Sevmeden soyduğumuz için; hem ülkeyi batırıyoruz hem de “bizden olmayan” ve “bizden olan”lar yaratıyoruz!
Ona göre üzülüyoruz!
Ona göre seçim yapıyoruz, göstermelik!

-*-*-

Bu yapımızın üzerine de çıkıyor mesela Erhan Arıklı, “bizden olmayanları” toparlıyor; parti kuruyor falan… 

-*-*-

“Ahali ayaklanmalı mıydı?”

-*-*-

Ahaliler ayaklanamaz!
Toplumlar da ayaklanamaz!

-*-*-

Halklar ayaklanır!
Biz “halk” olamadık!

-*-*-

Aslında şu anda Kuzey Kıbrıs’ta “ahali” bile yoktur; “kalabalık” vardır!

-*-*-

Kalabalık, “aynı yerde bulunan insan topluluğu”dur.

-*-*-

Halk ise, ortak geçmişe, ortak kültüre sahip ve ortak meseleler karşısında ortak düşünce oluşturabilen, ortak talepte bulunabilen ve gerektiğinde demokratik yollarla yönetime hesap sorabilen insan topluluğudur… 

-*-*-

Halk olmuş olsaydık, demokratik bir toplumsal baskı oluşturabilirdik!
Var mı öyle bir baskı?
Yoktur!
Bir yanda Arıklı istifa etsin diyenler, öte yanda “gemiyi başkanımız mı batırdı?” diyenler var!

-*-*-

Arıklı istifa etmezse görevden alınabilir mi?
Alınabilir!
Peki nasıl?
Tayyip Erdoğan, “suyu ısındı” derse mesela!

-*-*-

Halk olsaydık, Erhan Arıklı’ya “İstifa et!” dediğimizde, orada kalma süresi 10 saniye olmazdı!

-*-*-

“Bağımsız soruşturma istiyoruz!” diyebilir miyiz?
Türkiye’den “gerek yok” dendiği anda o soruşturmayı kim açabilir ki?

-*-*-

“Denetim raporları açıklansın!” diyebilir misiniz?
“Kim sorumluysa hesap versin!” diyebilir misiniz?
Birey birey yes; diyoruz zaten hatta “Bakan siyasi sorumluluğunu üstlensin!” diyoruz, sallıyor mu bizi?
Ama Erdoğan parmağını sallasın, Arıklı adını herkes unutacak!

-*-*-

Neyse, ölen öldü!
Acısı, yakınlarını, evlatlarını, analarını, babalarını kaybedenlerde…
Allah rahmet eylesin; acılı aileleri düşündükçe içim yanıyor…” 

-*-*-

Elbette üzüldük, üzülmeyen yok!
Üzüldük ama bu akşam neredeyiz?
Nicosia Mall mu?
“Güney’de bir meyhanecik buldum, çok ucuz ve çok şahane… Beleş beleş!”

-*-*-

Başlıktaki gibi; “bir yandan utanıyorum; bir yandan çok üzgünüm!”

savas-madi.jpg

Savaş Madi hocamızı da yitirdik… 61 yaşındaydı… Kıbrıslı kimliğinin ve kültürünün, öğretmenliğin çok önemli bir insanıydı… Çok zamansız aramızdan ayrıldı…  Allah rahmet eylesin, ailesine, arkadaşlarına, öğrencilerine, ülkemize başsağlığı dilerim…

Bu yazı toplam 166 defa okunmuştur.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler