Kudret Özersay’ın da vurguladığı gibi, elbette hukuken suçlu ilan edilmesi söz konusu değil ama soruşturmanın seyri açısından istifa doğru bir tavırdır!
-*-*-
Haaa asıl meselemiz, sadece Arıklı'nın istifa edip etmemesi olmamalıdır…
Asıl mesele, KKTC adını verdiğiniz bu “sözde” yapıda, devletin gerçek anlamıyla var olup olmadığının belirlenmesi veya daha açık yazayım, devletin var olmadığının kabul edilmesidir!
-*-*-
Bakın, bir dernek başkanı, Sir Stelios Haji-Ioannou’nun her kaybın ailesine 10 bin Euro yardım etmesi konusunu “… KKTC’yi tanımıyoooorrrr; devletimizden bile söz edemediiiii; devletimizden Kıbrıs’ın Kuzey kıyıları diye bahsettiiiiii” diye yorumluyor!
-*-*-
Bu yorum bile, açık bir “kompleks” halidir!
-*-*-
En iyi ihtimalle, “çok teşekkür ederiz almayalım” derdiniz ki ona da gerek yok!
-*-*-
Sir Stelios Haji-Ioannou’nun babası, bir Kıbrıs köylüsüdür…
Sir Stelios Haji-Ioannou, daha önce benzer facialarda da mağdurlara benzer yardımları yapan bir vakfın kurucusudur, insandır…
-*-*-
Haaaa, sözde bir devlet; her şeye Türkiye’nin karar verdiği bir yapı; bu yapı içerisinde bazı koltuklara oturup asla kalkmak istemeyen tipler resmen gülünç duruma düşüyor!
Ne uğruna?
İki aferin almak uğruna!
Sadece iki aferin!
“Aslansın, kaplansın, Türk’sün, bravo!”
-*-*-
E sen yardım et o zaman!
Stelios Haji-Ioannou’ya bırakma!
Bence 250 bin Euron vardır!
Hatta bundan eminim!
Konuşma, saçmalama, sen ver yardımı!
Ya da ebediyen sus, işine odaklan, işini çok iyi yaptığının da çok canlı bir tanığıyım o da ayrı bir mesele!
-*-*-
Efendim, size bir şey daha söyleyeyim; “KKTC doğru dürüst, iç ve dış denetimleri sağlam bir devlet” veya “Kıbrıs sorunu çözülmüş, federal bir yapıya sahip, çağdaş bir AB ülkesi” olmuş olsaydı; bu gemi batmazdı! Çünkü sefere çıkmasına gayet görünür bir şeydir, izin verilmeyecekti!!!
-*-*-
KKTC’yi doğru dürüst bir devlet haline getirme şansınız var mı?
Bunca yıldır yapamadınız!
O zaman, bırakın, ellerinizi çekin, Kıbrıs sorunu çözülsün, değil Erhan Arıklı, gerekirse Tufan Erhürman da hesap versin!
-*-*-
Nasıl mı?
-*-*-
11 Temmuz 2011'de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Mari köyü yakınlarındaki Evangelos Florakis Deniz Üssü'nde patlama meydana geldi…
Patlamada 7 denizci ve 6 itfaiyeci olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetti.
-*-*-
Patlama sonrasında siyasi bir kriz yaşandı ancak konu ceza davasına da dönüştü.
-*-*-
Dönemin Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas hakkında çok ağır siyasi sorumluluk tespiti yapıldı ama siyasi sorumluluk almadı… Anayasal dokunulmazlığı gereği de yargılanamadı… Ama popülaritesi neredeyse yarı yarıya azalmıştı…
-*-*-
Larnaka Ağır Ceza Mahkemesi'nde toplam 6 kişi sanık oldu…
Çatır çatır yargılandı…
Yargılama sonucunda dönemin Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu ve Ulusal Muhafızların Komutan Yardımcısı Savvas Argyrou beraat etti…
İtfaiye Müdürü Andreas Nikolaou alt mahkemede iki yıl hapis aldı, üst mahkeme beraat verdi…
-*-*-
Ancaaak, Savunma Bakanı Kostas Papakostas beş yıl; İtfaiye Müdür Yardımcısı Charalambos Charalambous iki yıl ve Güney Kıbrıs'ta itfaiyenin özel eğitimli arama - kurtarma birimi EMAK’ın Komutanı Andreas Loizides iki yıl hapis cezası aldı…
-*-*-
Erhan Arıklı’nın siyasi sorumluluk alıp istifa etmesi, doğru bir davranış olur!
Tekrar tekrar söylüyorum!
Siyasi sorumluluk alıp istifa etmek, “Suçludur” anlamına gelmez!
-*-*-
Suçlu olup olmadığına yapılacak araştırma sonucunda karar verilir ki asıl ince nokta da buradadır; KKTC ne yazık ki normal – olması gereken – yasal – düzgün bir devlet olmadığından dolayı; “TÜRKİYE isterse” o soruşturma başlatılabilir!
Veya Türkiye isterse sonuca gidilebilir!
-*-*-
Mesela “askeri ekipler kaza yerine gecikti mi?”
Askeri gemilerin batmak üzere olan gemiyi yüzeyde tutmak için balonla müdahale şansı var mıydı?
Bu iki soru veya benzerlerinin KKTC’de konuşulması dahi “yasalar” kapsamında değildir!
-*-*-
Bakın, özellikle Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı ve Sahil Güvenlik; belki de bu ülkede en ciddi, en güvenilir iki kurumdur ve sakın suçladığım anlamını çıkarmayın!
Size acı bir gerçekten söz ediyorum!
-*-*-
Ve tekrar edeyim; iddialıysanız, gücünüz varsa buyurun Kuzey Kıbrıs’ı 82’nci iliniz ilan edin!
Veya buyurun, KKTC’yi tanıtın!
Ancak şu andaki sistem, şu andaki yapı “sözde devlet” yapısıdır, sonuç da 514 metre derinde yatmaktadır!
İçinde 20 insanla!
Hatta kim bilir belki de çok daha fazla!
-*-*-
Ve gelelim KKTC’nin ahalisine!
-*-*-
KKTC’de ne acıdır, ne iğrençtir, ne utanılacak bir durumdur ki insanlar “sınıf yapısına göre” mücadele vermesin diye; etnik köken veya Türkiyeli – Kıbrıslı diye bölünerek yönetiliyor!
-*-*-
Evet bunu yapan insanlar var!
Ve bunu yapan insanlar arasında, ne yazık ki Erhan Arıklı da bulunuyor!
Ve Erhan Arıklı bu konuda kendini savunurken, “kendilerine!!!” de aynısının yapıldığını iddia ediyor!
-*-*-
Eğri oturun ve doğru konuşun; Erhan Arıklı da haksız değildir!
-*-*-
Evet, ne acıdır ve ne utanılacak bir durumdur ki; Türkiye’yi yönetenler de, buradaki işbirlikçileri de bu durumdan “pek de sıkıntılı” değildir!







