Kıbrıs Türk Barolar Birliği, Girne açıklarında meydana gelen deniz faciasına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak, soruşturmanın hem cezai sorumluluğu hem de kamu kurumlarının olası idari ve siyasi sorumluluğunu kapsaması gerektiğini bildirdi.
Birlik, “Böylesine ağır sonuçları olan bir deniz kazasında araştırılması gereken husus yalnızca gemi şirketinin, kaptanın veya mürettebatın bir kusuru bulunup bulunmadığı olmayıp, idarenin izinlendirme, denetim ve deniz emniyetine ilişkin görevlerini gereği gibi yerine getirip getirmediğinin de araştırılması gerekmektedir” dedi.
“CEZAİ SORUŞTURMA, KAMU KURUMLARININ SORUMLULUĞUNUN ARAŞTIRILMASINI ORTADAN KALDIRMAZ”
Barolar Birliği, cezai sorumluluk ile idari ve siyasi sorumluluğun aynı nitelikte olmadığına dikkat çekerek, “Cezai soruşturmanın yürütülüyor olması kamu kurumlarının görevlerini yerine getirip getirmediğinin ayrıca araştırılması gereğini ortadan kaldırmamaktadır” açıklamasını yaptı.
Birlik, bağımsız soruşturma gerekliliğini Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün Deniz Kazaları Soruşturma Kodu üzerinden de değerlendirdi.
IMO’nun MSC.255(84) sayılı kararıyla kabul edilen Kod’un 16.1 ve 16.1.1 maddelerinin, deniz emniyeti soruşturmasının tarafsız yürütülmesini ve soruşturmacıların hem kazaya karışan taraflardan hem de ilgili kişi veya kuruluşlar hakkında idari ya da disiplin işlemi yapabilecek makamlardan işlevsel olarak bağımsız olmasını öngördüğü aktarıldı.
Barolar Birliği bu standardı şu sözlerle açıkladı:
“Kazanın meydana gelmesinde idarenin de bir kusuru veya ihmali bulunup bulunmadığı araştırılacaksa, soruşturmayı yürütenlerin hem bu idareden hem de kazayla ilgili idari veya disiplin kararı alma yetkisine sahip makamlardan işlevsel olarak bağımsız olması ve soruşturmanın idarenin etkisi altında yürütülmemesi gerekir.”
ABAD KARARINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Açıklamada Avrupa Birliği’nin deniz kazalarının araştırılmasına ilişkin 2009/18/EC sayılı Direktifi de hatırlatıldı. Direktifin soruşturmayı yürüten makamın, çıkarları soruşturmayla çatışabilecek kişi veya kurumlardan örgütsel, hukuki ve karar alma süreçleri bakımından bağımsız olmasını aradığı kaydedildi.
Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın bu konudaki kararına da yer veren Barolar Birliği, deniz güvenliğinin denetimi ve uygulanmasında görev alan kişilerin aynı zamanda deniz kazasını araştıran kurulda bulunmasının gerekli bağımsızlığı sağlamadığı sonucuna dikkat çekti.
Birlik, “Mesele yalnızca soruşturmayı yapan kişilerin fiilen taraflı davranıp davranmadıkları olmayıp, soruşturulan idari yapı ile soruşturmayı yapan yapı arasındaki ilişkinin kendisi de bağımsızlık bakımından önem taşımaktadır” dedi.
“GEMİNİN DENİZE ÇIKMASINA KİM İZİN VERDİ?”
Barolar Birliği, Filo Jet faciasında cevaplandırılması gereken soruların kazanın teknik nedenleriyle sınırlı tutulamayacağını kaydetti.
Açıklamada şu sorular sıralandı:
“Geminin denize çıkmasına kim izin verdi? Hangi denetimler yapıldı? Mevzuatın gerektirdiği güvenlik şartları yerine getirildi mi? İlgili kamu kurumları üzerlerine düşen denetim ve gözetim görevlerini yerine getirdi mi? Getirmedilerse bunun idari ve siyasi sorumluluğu kimdedir?”
Bu soruların ancak bağımsız bir incelemeyle güvenilir biçimde cevaplandırılabileceğini bildiren Birlik, ilgili kamu kurumlarının işlem veya ihmalleri soruşturmanın konusu olacaksa aynı kurumların soruşturmanın yürütülmesi veya yönlendirilmesi üzerinde etkili olmasının bağımsız soruşturma ilkesiyle bağdaşmayacağını kaydetti.






