Avrupa’da, yeni bağımsızlığını kazanmış daha büyük bir ülkede yaşayan iki etnodilsel topluluk arasında yaşanan çatışmanın ardından bağımsızlığını ilan etmiş, uluslararası alanda tanınmayan bir devlet bulunmaktadır. Bu iki topluluktan nüfusça daha büyük olanı, ülkenin kendi “anavatanına” katılmasını savunurken, daha küçük olan topluluk ise daha büyük ve güçlü bir “anavatanın” desteğiyle nihayetinde kendilerine ait küçük bir devlet kurmuştur.
Bu devlet, kendisini Pridnestrovya Moldova Cumhuriyeti (PMC) olarak adlandırmaktadır ve büyük ölçüde, kendisini Moldova Cumhuriyeti’nden ayıran Dinyester Nehri’nin doğu kıyısı ile doğusunda sınır komşusu olduğu Ukrayna arasında yer almaktadır.
Bölge, dünya genelinde daha çok Transdinyester adıyla bilinir.
Uluslararası toplum, PMC Moldova’nın bir parçası olarak kabul etse de PMC kendisini Moldova’dan ayrı bir devlet olarak görmektedir. Dinyester Nehri’nin doğu kıyısında tarihsel olarak daha çok etnik Ruslar yaşamışken, Moldova’nın geri kalanında nüfusun çoğunluğunu Romence konuşanlar oluşturmaktadır.
Ancak durum, nehrin bir yakasında Rumenlerin, diğer yakasında ise Rusların yaşamasından ibaret değil. Transdinyester, Ukraynalılara, Romanlara, Bulgarlara ve aralarında Başbakan Aleksandr Rozenberg’in de bulunduğu Yahudilere de ev sahipliği yapıyor.
Fakat, nehrin kıyıları arasındaki demografik farkından dolayı, 1980’lerin sonlarında Sovyetler Birliği dağılmaya başlayıp Moldova’da milliyetçi duygular güçlenirken ve Romanya ile birleşme ihtimali gündeme getirilirken, Dinyester Nehri’nin doğusunda yaşayanlar bu gelişmelere sert tepki gösterdi.
PMC, 1990 yılında, günümüz Moldova Cumhuriyeti’nin öncülü olan Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nden bağımsızlığını ilan etti. Bunun ardından, 1990 ile 1992 yılları arasında Moldova güçleri ile Rusya’nın desteğini kazanmış olan ayrılıkçılar arasında kanlı bir savaş yaşandı.
PMC: Yollar inşa eden, pasaport düzenleyen, vergi toplayan kendi yönetimine sahip
O tarihten bu yana Moldova hükûmeti, Dinyester Nehri’nin doğusunda fiilî bir denetim sağlayamamıştır. Uluslararası alanda tanınmamasına rağmen PMC, yollar inşa eden, pasaport düzenleyen ve vergi toplayan kendi yönetimine sahiptir. Hatta yalnızca kendi toprakları içerisinde geçerli olan PMC rublesi adlı para birimini bile basmaktadır.
Bu devletin en dikkat çekici özelliği, Sovyetler Birliği’nin dağılmasına rağmen, Doğu Avrupa’nın büyük bölümünün aksine, SSCB’nin simgelerini ve görsel mirasını korumuş olmasıdır. Kızıl bayraklar ve Vladimir Lenin heykellerinin yanı sıra “anavatan” olarak görülen Rusya’yı temsil eden heykellere de sıkça rastlanmaktadır.
Yine de devlet kendine özgü bir kapitalizm biçimini benimsemiştir. Ancak Sheriff adlı tek bir şirket, süpermarketlerden bankalara, şarap üretim tesislerinden restoranlara, otellerden benzin istasyonlarına ve hatta bir zamanlar Real Madrid’i mağlup etmeyi başarmış bir futbol takımına kadar hemen her sektöre hâkim durumdadır.
KKTC ile olan benzerlikler Moldova’da da gözden kaçmamıştır. Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, Aralık 2025’te Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’e, ülkesinin “vatanının bölünmüş olmasının ne anlama geldiğini” bildiğini söylemiştir.
PMC’de, KKTC gibi, bir cumhurbaşkanı, Vadim Krasnoselsky, bir başbakan, Aleksandr Rozenberg, ve bir parlamentosu var. Ayrıca, Moldova hükûmetiyle yürütülen barış görüşmelerinde başmüzakereci görevini de üstlenen bir dışişleri bakanı, Vitaly Ignatiev, var.
Dışişleri bakanlığı: “35 yılı aşkın başarılı bir devlet inşası tecrübesine sahibiz”
Dışişleri bakanlığı, YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada, PMC’nin bağımsızlık iddiasının yalnızca 1990 yılında ilan ettiği bağımsızlık bildirgesine dayanmadığını vurguladı.
“Pridnestrovya, devlet olmanın tüm niteliklerine sahip, bağımsız, egemen ve tam anlamıyla teşekkül etmiş bir devlettir. Ayrıca, 35 yılı aşkın başarılı bir devlet inşası tecrübesine sahiptir,” dedi.
Ayrıca, “Pridnestrovya’nın devlet statüsü, kusursuz siyasi ve hukuki temellere dayanmaktadır ve yüksek düzeyde meşruiyete sahiptir,” diye ekledi.
Molotov-Ribbentrop Paktı
Bu konuda, 1939 yılında Doğu Avrupa’yı Nazi ve Sovyet nüfuz bölgeleri arasında paylaşan Molotov-Ribbentrop Paktı’nın, Dinyester Nehri’nin doğu kıyısını Besarabya ile birleştirerek yeni kurulan Moldova SSC bir parçası hâline getirmesinin yanlış olduğunu belirtti.
Günümüzde Moldova’nın geri kalan toprakları olarak bilinen bu bölgeye ilişkin olarak, Moldova hükûmetinin de söz konusu anlaşmayı hukuka aykırı kabul ettiğini ifade etti.
“1940 yılında Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulmasına ilişkin işlemin hukuka aykırılığını ve Molotov-Ribbentrop Paktı ile ek protokolünün siyasi ve hukuki sonuçlarının geçersizliğini kabul eden Moldova Cumhuriyeti, yalnızca söz konusu birlik cumhuriyetini fiilen feshetmekle kalmamış, aynı zamanda 1940 öncesinde Besarabya’dan ayrı bir tarihsel gelişim süreci geçirmiş olan Pridnestrovya topraklarından da hukuken vazgeçmiştir,” dedi.
Bakanlık, Moldova hükümetinin Molotov-Ribbentrop Paktı’na şiddetle karşı çıktığı konusunda haklı. Nitekim Sandu, Ağustos ayında yaptığı açıklamada, paktın “dünyayı bölüşmeye karar veren, halkların özgürlük ve onur haklarını hiçe sayan iki totaliter rejim” tarafından imzalandığını söylemişti.
Ancak Moldova Cumhuriyeti’nin 1991 yılında yayımladığı bağımsızlık bildirgesinde Transdinyester, “halkımızın tarihî ve etnik topraklarının ayrılmaz bir parçası” olarak tanımlanıyor.
PMC’nin uluslararası düzeyde tanınmaması “çifte standart”
Moldova’nın tutumuna rağmen, PMC dışişleri bakanlığı, YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada, “Pridnestrovya Moldova Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda geniş çaplı diplomatik tanınmadan yoksun olmasının yalnızca jeopolitik koşullardan ve günümüz uluslararası ilişkilerinde yaygın olarak uygulanan çifte standart politikasından kaynaklandığını” vurguladı.
Bunun, “komşu devletler tarafından uygulanan abluka niteliğindeki kısıtlayıcı tedbirleri” de kapsadığını söyledi.
Bu sorunların, “tarife ve maliye politikalarına ilişkin tedbirleri, bankacılık kısıtlamalarını ve mamul malların ihracatını etkileyenler de dâhil olmak üzere yapay idari engelleri” kapsadığını belirtti. Ayrıca, Moldova hükûmeti tarafından ihraç edilen ürünlere uygulanan “haksız gümrük vergilerinin” de bu sorunlar arasında yer aldığını ifade etti.
Örnekler arasında olan biri, Transdinyesterli işletmelerin Moldova bankacılık sistemine erişimde zorluklar yaşadıklarını bildirmeleridir. Transdinyester’in kendi bankacılık sistemi dünyanın geri kalanından tamamen kopuk olduğundan, uluslararası ticaret yapmak isteyen her işletmenin bir Moldova banka hesabına sahip olması gerekmektedir.
Ancak hem Moldova hükûmeti hem de Avrupa Birliği, bankacılık kısıtlamalarının yalnızca kara para aklamayı önleme mevzuatını veya vergi düzenlemelerini ihlal eden işletmelere uygulandığını savunmaktadır. Gümrük vergileri konusunda ise Transdinyesterli işletmelerin yalnızca Moldova’da kayıtlı diğer şirketlerle aynı vergileri ödemekle yükümlü olduklarını belirtmektedirler.
Daha belirgin bir sorun ise Transdinyester’e hiçbir uçuşun bulunmamasıdır. Devletin başkenti Tiraspol’da bir havalimanı vardır; ancak ne Moldova ne de Ukrayna, Tiraspol’a iniş yapan veya buradan havalanan uçakların kendi hava sahalarını kullanmasına izin vermektedir. Bu nedenle bölgeye yalnızca kara yoluyla ulaşılabilmektedir.
“5+2” formatında müzakereler
Moldavya başkenti Kişinev ile Tiraspol arasındaki genel anlaşmazlığa çözüm bulmaya yönelik girişimler de bir süredir çıkmaza girmiş durumdadır. Anlaşmazlığın tarihinin büyük bölümünde görüşmeler, “5+2” olarak bilinen formatta yürütülmüştür. Bu formatta Moldova ve Transdinyester’in yanı sıra Rusya, Ukrayna ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) “beşli” grubu oluştururken, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ise “ikili” grubu oluşturmuştur.
Ancak, 2019 yılında Bratislava’da gerçekleştirilen bu görüşmelerin en son turunda, o dönemde Moldova başbakanı olan Maia Sandu, görüşmelerin nihai protokol belgesini imzalamayı engelledi. Sandu, büyük ölçüde ekonomik temelli bir dizi güven artırıcı önlemi ifade eden ve “küçük adımlar” olarak adlandırılan uygulamaların, sürecin genel yönü olan Transdinyester’in Moldova’ya yeniden entegrasyonu meselesi “netleştirilmeden” devam etmesine izin veremeyeceğini belirtti.
Dışişleri bakanlığı: Moldova, diyaloğu “sistematik olarak sabote” etti
PMC dışişleri bakanlığı, bunu Moldova tarafının “diyaloğu sistematik olarak sabote etmesi” şeklinde nitelendirerek, “Moldova, meşru diyalog platformlarını ortadan kaldırmayı, baskıyı artırmayı ve ablukayı sürdürmeyi amaçlıyor,” dedi.
Daha yakın bir dönemde, “5+2” formatında görüşmelerin düzenlenmesi, 2022’den bu yana katılımcılardan ikisi olan Rusya ve Ukrayna’nın birbiriyle savaş hâlinde olması nedeniyle mümkün olmaktan çıkmıştır. Buna rağmen, YENİDÜZEN’e konuşan bakanlık, uluslararası toplumun bölgedeki fiilî durumu tanıması gerektiğini özellikle vurgulamıştır.
“Pridnestrovya, otuz yılı aşkın bir süredir şekillenen nesnel gerçekliğin, yani Dinyester Nehri kıyısında iki ayrı devlet yapısının varlığının ve gelişiminin tanınmasını savunmaktadır. Üstelik Pridnestrovya, istikrarlı değerler etrafında birleşmiş, Moldova’nınkinden temelden farklı, kendine özgü bir kimliğe sahip ve toplumsal bütünlüğünü koruyan daha olgun bir devlettir,” dedi.
“Pridnestrovya’nın çok uluslu halkının, çıkarlarının korunmasının ve güvenliklerinin sağlanmasının yegâne güvencesi olarak kendi devletleri bünyesinde yaşama ve gelişme hakkına sahip olduğu yönündeki tutumu, mevcut tüm uluslararası platformlarda savunmaya ve desteklemeye devam edeceğiz.”
Transdinyester, Kuzey Kıbrıs’la bazı benzerlikler taşıyor
Bir yer olarak Transdinyester, Kuzey Kıbrıs’la bazı benzerlikler taşıyor. Tiraspol’un ve bölgenin ikinci büyük şehri olan Bender’in ana caddelerinde, Avrupa’daki şehirlerin çoğuyla kıyaslandığında uluslararası markaların bulunmaması, geçmiş yıllardaki KKTC hatırlatıyor. Fakat Transdinyester, uluslararası bankacılık sistemlerinden kopuk olması nedeniyle çok daha fazla yalıtılmış durumda.
Bu durum, Batı ülkelerine ait banka kartlarının bölgenin hiçbir yerinde geçerli olmadığı anlamına geliyor. Tüm işletmelerin yalnızca Transdinyester rublesi üzerinden işlem yapması nedeniyle, yurt dışından gelen ziyaretçilerin Transdinyester sınırları içerisindeki döviz bürolarına gitmesi gerekiyor.
Aynı şekilde, PMC pasaportu sahipleri bu pasaportla yalnızca Moldova’ya kadar seyahat edebiliyor. Bununla birlikte, tüm PMC vatandaşları Moldova, Rusya ve Ukrayna pasaportlarından en az birine de sahip.
Başkent Tiraspol, şehir planlaması bakımından Sovyetler Birliği’nden ayrılan birçok eski Sovyet şehrini andırıyor. Şehri boydan boya kesen geniş bulvarlar ve dikdörtgen biçimli yeşil parklar, kente nefes aldırıyor.
Rusya İmparatoriçesi Büyük Katerina’nın adını taşıyan Büyük Katerina Parkı’nın merkezinde, Transdinyester ve Rusya bayraklarının yanı sıra Transdinyester’in ilçelerinin bayraklarıyla birlikte, uluslararası alanda tanınmayan diğer iki devlet olan Abhazya ve Güney Osetya’nın bayrakları da yer alıyor.
O iki isim, daha önce düzenlenen Conifa turnuvalarında KKTC millî takımıyla karşılaşmış olmaları nedeniyle Kıbrıslı Türk futbolseverlere tanıdık gelecektir. Hem Abhazya hem de Güney Osetya, uluslararası alanda Gürcistan’ın bir parçası olarak tanınmakta ve her ikisi de Transdinyester gibi Rusya tarafından desteklenmektedir.
Fakat, Rusya’nın Transdinyester’e sağlayabileceği askerî desteğin kapsamı sınırlıdır. Resmî olarak bölgede yalnızca 1.500 Rus askeri konuşlandırılmıştır. Ancak bunların çoğunluğu, Rus pasaportu taşıyan Transdinyester yerlilerinden oluşmaktadır. Rusya’dan bölgeye fiilen gelen askerlerin sayısı ise az olmakla birlikte kesin olarak bilinmemektedir. Bu askerler, genellikle Kişinev’e uçakla geldiklerinde turist gibi davranmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı seçimler 13 Aralık’ta düzenlenecek
Siyasi açıdan bakıldığında, parlamento yalnızca Obnovlenie adlı tek bir partiden oluşmaktadır. Rusya yanlısı ve muhafazakâr çizgideki parti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Birleşik Rusya Partisi ile resmî olarak bağlantılıdır. Ayrıca, 13 Aralık’ta yapılması planlanan bölgedeki başkanlık seçimlerinde yarışması beklenen iki aday da bu parti tarafından gösterilmektedir.
Vadim Krasnoselsky’nin ikinci ve son görev süresinin sona yaklaşmasıyla birlikte, yerine geçmek için yarışacak adaylar 50 yaşındaki Başbakan Yardımcısı Vitali Neagu ile 33 yaşındaki Parlamento Başkanı Tatyana Zalevskaya. Zalevskaya’nın seçilmesi hâlinde, Transdinyester’in ilk kadın devlet başkanı olması bekleniyor.