Lefkoşa 22°USD49,56 ₺▲EUR55,77 ₺▲GBP66,15 ₺▲GRAM ALTIN6.633,21 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Emojiyle konuşan bir nesil yetişiyor

KIBRIS’a konuşan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Piro, sosyal medyanın gençlerin kelime dağarcığına, okuma alışkanlıklarına ve dil kullanımına etkilerini değerlendirdi Candan MERT Sosyal medyada günümüzde yaygınlaşan…

6 dakika okumaHaber: Yusuf Bahadır AYDIN
Paylaş
Emojiyle konuşan bir nesil yetişiyor

KIBRIS’a konuşan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Piro, sosyal medyanın gençlerin kelime dağarcığına, okuma alışkanlıklarına ve dil kullanımına etkilerini değerlendirdi

Candan MERT

Sosyal medyada günümüzde yaygınlaşan emojiler, kısaltmalar, kısa videolar ve hızlı tüketilen içerikler, gençlerin dili kullanma ve bilgiye ulaşma biçimlerini de değiştiriyor. Mesajlarda birkaç kelimeyle kendini ifade etme alışkanlığı, uzun metinlere ayrılan zamanın azalması ve yapay zekâdan hazır yanıtlar alma eğilimi, kitap okuma alışkanlıklarından kelime dağarcığına kadar birçok alanda tartışma yaratıyor.

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Heves Sönmez Piro, Dünya Sözlük Günü kapsamında KIBRIS’a yaptığı değerlendirmede, gençlerin kitapla ilişkisinin tamamen kopmadığını; ancak okuma biçiminin ve niteliğinin değiştiğini belirterek, “Kelimeleri azalan insanın düşünce dünyası da daralır.” dedi.

“Gençler okumuyor demeyi doğru bulmuyorum”


Mesleğinde 25 yılı geride bırakan Piro, gençlerin kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin toplumdaki yaygın görüşe tamamen katılmadığını söyledi. Geçmişten bugüne öğrencilerin ilgi alanlarının ve dünyayı algılama biçimlerinin değiştiğini gözlemlediğini belirten Piro, eskiden bilgiye ve farklı dünyalara ulaşmanın başlıca yollarından kitabın bugün sosyal medya, dijital platformlar, oyunlar ve videolarla rekabet ettiğini ifade etti. Piro, “Ancak buradan hareketle ‘Gençler artık okumuyor’ demeyi doğru bulmuyorum.” diyerek gençlerin kitaplardan bütünüyle uzaklaştığı düşüncesine katılmadığını kaydetti.

“Asıl mesele kitapla kurulan ilişkinin değişmesi”


Günümüzde de çok iyi okurların bulunduğunu belirten Piro, kitapları arkadaşlarına tavsiye eden, sevdiği yazarların eserlerini takip eden ve okuduklarını sorgulayan öğrencilerle karşılaştığını söyledi.

Asıl sorunun gençlerin kitaptan tamamen uzaklaşması değil, kitapla kurdukları ilişkinin değişmesi ve uzun süreli, derin okumaya ayırdıkları zamanın azalması olduğunu ifade eden Piro, gençlerin gün boyunca mesajlar, sosyal medya paylaşımları, haberler ve yorumlar okuduğunu belirtti.

“Yani okuma ortadan kalkmadı; okumanın biçimi, süresi ve niteliği değişti.” diyen Piro, özellikle roman ve hikâye gibi uzun metinleri baştan sona dikkatle okuma konusunda azalma gözlemlediğini dile getirdi.
“Gençler giderek kısa metinlere alışıyor”


Kısa videoların ve hızlı tüketilen dijital içeriklerin gençlerin uzun metinlere yaklaşımını etkilediğini belirten Piro, öğrencilerin uzun bir metinle karşılaştıklarında bazen daha okumaya başlamadan zorlanabildiğini söyledi.

Bir romanın dünyasına girmenin, karakterleri tanımanın ve yazarın dilini hissetmenin zaman ve sabır gerektirdiğini vurgulayan Piro, edebiyatın kazandırdığı derinliğin de bu süreçte ortaya çıktığını ifade etti.

Kitap okumayı sevmediğini söyleyen öğrencilerin doğru eserle karşılaştıklarında fikir değiştirebildiklerini anlatan Piro, öğretmenlerin görevinin yalnızca öğrencilere kitap okumalarını söylemek değil, onları kendilerine hitap eden eserlerle buluşturmak olduğunu kaydetti.
  

“Dil giderek hızın etkisi altında kalıyor”


Günlük konuşma dilinde ve yazılı iletişimde yaşanan değişimlere değinen Piro, özellikle dijital iletişimde insanların mümkün olduğunca kısa sürede ve az sözcükle kendilerini ifade etmeye çalıştıklarını belirtti. Piro, “Noktalama işaretlerinin kullanılmaması, kelimelerin kısaltılması, yabancı sözcüklerin gereksiz yere tercih edilmesi ve birkaç kelimeyle çok şey anlatmaya çalışma alışkanlığı gençlerin yazılı anlatımına da yansıyabiliyor.” dedi. Bütün sorumluluğu gençlere yüklemenin doğru olmadığını vurgulayan Piro, dilin yaşayan bir varlık olduğunu ve toplumdaki değişimlerle birlikte kendisinin de değiştiğini söyledi. Kelime dağarcığının genişlemesinin düşünce dünyasını da zenginleştirdiğini ifade eden Piro, gençlere Türkçenin zenginliğini fark ettirmenin önemine işaret etti.

 “Bir gün size yemek yemeyi unutturacak bir roman bulacaksınız”


Dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda hafızayı, kültürü ve düşünme biçimini yansıttığını belirten Piro, gençlere okumaktan vazgeçmemeleri çağrısında bulundu.

Çocukların arkadaşlarıyla mesajlaşırken kullandıkları dil ile dilekçe, akademik metin veya edebî eser yazarken kullanacakları dil arasındaki farkı bilmeleri gerektiğini söyleyen Piro, şu ifadeleri kullandı:

Okuyun. Elbet bir gün sizi yerinizden kaldıramayacak, yemek yemeyi unutturacak, elektrik kesilirse mum bulmak için zorlayacak bir roman bulacaksınız. Yeter ki denemekten vazgeçmeyin.
  

“Ekran süreleri artan gençlik samimiyeti kaybediyor”


Son 10 yılda öğrencilerin bilgiyle kurdukları ilişkide ve hız algılarında belirgin değişiklikler gözlemlediğini belirten Piro, günümüzde hızlı tüketimin ön plana çıktığını söyledi. Gençlerin bilgiye en kısa ve en özet biçimde ulaşmak istediğini ifade eden Piro, görselliğin öne çıkmasının da bu değişimde etkili olduğunu kaydetti.

“Birbirleriyle sohbet etmek yerine telefonlarıyla oynuyorlar. Ekran süreleri artan gençlik samimiyeti kaybediyor.” diyen Piro, dijital araçların yüz yüze iletişim ve insani ilişkiler üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
  

“Dikkat sürelerinde ciddi düşüş var”


Artan ekran sürelerinin gençlerin dikkat ve odaklanma becerilerini de etkilediğini belirten Piro, özellikle sosyal medyadaki saniyelik videoların çocukların bilgiyle ilişki kurma biçimlerinde değişime yol açtığını söyledi.

Öğrencilerin bir konuya, romana veya derse kesintisiz odaklanmakta zorlanabildiğini ifade eden Piro, sınıfta ilgiyi canlı tutmak için öğretmenlerin anlatım yöntemlerini sürekli çeşitlendirmek durumunda kaldıklarını belirtti.
  

“Sınır çizilmeyen çocuk uyum sorunu yaşıyor”


Teknolojiyle birlikte ailelerin çocuk yetiştirme tutumlarında da değişimler yaşandığını belirten Piro, günümüzde bazı ebeveynlerin çocuklarına sınır koymakta zorlandığını söyledi.

Geçmişte velilerin öğretmenlerle daha fazla iş birliği yaptığını gözlemlediğini aktaran Piro, günümüzde yoğun iş temposunun da etkisiyle çocuklara sınır çizmenin zorlaşabildiğini ifade etti. Piro, sınırlarla karşılaşmadan büyüyen çocukların okul ortamındaki kurallara ve otoriteye uyum sağlamakta zorlanabildiğini kaydetti.

Ailelerin çocuklarını desteklerken gerekli sınırları da belirlemesi gerektiğini vurgulayan Piro, sabırsızlık ve anlık sonuç bekleme eğiliminin yalnızca eğitimde değil; yaşamın birçok alanında hazır tüketim alışkanlığını beslediğini söyledi.
 

“Teknoloji derin okumalarda mekanikleşmeye yol açtı”

Teknolojinin öğrenme süreçlerini daha görsel ve dinamik hale getirdiğini, gençlerin dünyaya açılan pencerelerini genişlettiğini belirten Piro, buna karşın derin okuma, anlama ve yorumlama gerektiren alanlarda bazı sorunlar ortaya çıkabildiğini dile getirdi.

Öğrencilerin ödevlerinde yapay zekâdan yararlanmalarına da değinen Piro, teknolojinin ölçülü kullanılmasının ve öğrencilerin kendi düşüncelerini ortaya koymasının önemini vurguladı. Bir ödevin neredeyse tüm sınıf tarafından yapay zekâya hazırlatıldığını fark ettiğinde öğrencilerle bunu konuştuğunu anlatan Piro, “Yanlış olsun ama o cevap sizin olsun. Ben sizi görmek, sizin kelimelerinizi okumak isterim” dediğini aktardı.

Piro, yapay zekâ kullanımına karşı olmadığını ancak bunun öğrencinin kendi emeğinin ve düşüncesinin önüne geçmemesi gerektiğini belirterek, “Biz kullanmıyor muyuz? Tabii ki kullanıyoruz ama ölçülü olsun, bizim olsun.” ifadelerini kullandı.
 

“Bugünün çocukları müthiş potansiyele sahip”


Günümüz çocuklarının yalnızca zorluklarıyla değil, güçlü yönleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Piro, gençlerin özgüvenlerine, pratik zekâlarına ve küresel bakış açılarına dikkat çekti. Çocukların teknolojiye hâkim olduklarını, hızlı öğrendiklerini ve haklarını arama konusunda cesur davrandıklarını belirten Piro, kendileriyle samimi bir bağ kurulduğunda büyük bir potansiyel ortaya koyabildiklerini ifade etti.
“Kelimeler azalınca düşünce dünyası da daralıyor”


Geleceğe ilişkin en büyük endişelerinden birinin dil kullanımındaki zayıflama ve okuma alışkanlıklarının gerilemesi olduğunu belirten Piro, duygusuzluk ve akran zorbalığının da eğitimcileri kaygılandırdığını söyledi.

Gençlerin emoji ve kısaltmalarla iletişim kurmasının kelime dağarcığının gelişimini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Piro, kitapların, şiirin ve nitelikli edebiyat eserlerinin gençlerin yaşamındaki yerinin azalmasından üzüntü duyduğunu dile getirdi. Piro, “Kelimeleri azalan insanın düşünce dünyası da daralır” diyerek dilin zenginliğinin korunmasının önemini vurguladı.
  

“Çocuklar sevgiyle bakan o gözleri unutmuyor”


25 yıllık meslek deneyiminden hareketle öğretmen-öğrenci ilişkisinin önemine de değinen Piro, teknoloji ve hızın insani bağların yerini tutamayacağını belirtti. Öğrencilerin derslerde öğrendikleri bazı bilgileri zamanla unutabileceklerini ancak kendilerine sevgiyle yaklaşan öğretmenlerini unutmadıklarını ifade eden Piro, öğretmenliğin yalnızca müfredatı tamamlamakla sınırlı olmadığını söyledi.

Çocukların samimi bir sohbete, sıcak bir tebessüme ve kendilerini anlayan yetişkinlere ihtiyaç duyduğunu kaydeden Piro, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

Öğretmen olmakla dünyanın en güzel mesleğine sahip olduğumu düşünüyorum. Bir gün bile ‘Keşke başka bir iş yapsam’ demedim. Nasıl kendi minik oğluma hep sevgi verdiysem, öğrencilerime de hep sevgimi gösterdim. Sınıfta onlara hep ‘çocuklarım’ derim, çünkü hepsi benim çocuklarımdır. İyi ki öğretmenim. İyi ki…

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler