SON DAKİKA

Alihtia:Hristodulidis görüşmeye hazır ama randevuyu Ağustos sonuna verdi

Gazete, yüz yüze görüşme için neden, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ada’dan ayrılmasının üzerinden 4 hafta geçmesi gerektiğini sorguladı.

3 dakika okuma
Paylaş
Alihtia:Hristodulidis görüşmeye hazır ama randevuyu Ağustos sonuna verdi

Gazete, yüz yüze görüşme için neden, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ada’dan ayrılmasının üzerinden 4 hafta geçmesi gerektiğini sorguladı.

Gazete haberi, “‘Dünden Hazır’ Ama Ağustos Sonuna Randevu Verdi… Hristodulidis Genişletilmiş Görüşmeye Hazır Olduğunu Söylüyor Ancak Erhürman ile İlk Görüşme Guterres Ziyaretinin 4 Hafta Sonrasına Belirlendi” başlık ve spotlarıyla manşete çekti.

Haberde Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Guterres’in ziyaretinin hemen ardından, haftada bir görüşmeye hazır olduğunu söylediğini, bunu 3 Ağustos’ta da kamuoyu önünde tekrarladığını, aynı gün Rum Başkanlık Basın Ofisi Müdürü Viktoras Papadopulos’un “Rum tarafının ‘dün bile’ görüşmeye katılacak siyasi iradeye sahip olduğunu” söylediği hatırlatıldı.

Viktoras Papadopulos’un 3 Ağustos’ta Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in “Ağustos’un tamamında BM’nin emrinde olduğunu ve çalışmanın, Guterres’in Ada’dan ayrılmasının hemen ertesinde başladığını” açıkladığı anımsatılarak, dün ise liderlerin 26 Ağustos’ta görüşeceğinin açıklandığına işaret edildi.

Guterres ile ortak görüşmenin 29 Temmuz’da yapıldığını, bir sonraki randevunun ise 26 Ağustos’a verildiğini vurgulayan gazete, “Bu gecikmenin sorumluluğunun kesin olarak Hristodulidis’e yüklenemeyeceğini ancak görüşmeye hazır olunduğu açıklaması ile ilk görüşme için ay sonunun belirlenmesinin birbiriyle uyuşmadığına” dikkat çekti.

Gazete, Rum yönetiminin, 26 Ağustos görüşmesinin yeni genişletilmiş konferans için “Uygun ön hazırlık” çerçevesinde olduğunu açıkladığını da hatırlattı. Haberde, ön hazırlığın müzakereciler, teknik komiteler, BM ve diplomatik temaslar aracılığıyla yürütülebileceği ancak metodoloji, müzakerelerin referans noktası ve özlü anlaşmazlıkların halli için en üst düzeyde siyasi uzlaşı gerektiği vurgulandı.

Gazete, liderlerin ortak metodolojiyi tek başına oluşturamayacağına, hangi yakınlaşmaların kapanmış sayıldığının tek başına teyit edemeyeceğine ve öteki taraf olmadan hangi GYÖ’nün uygulanacağı konusunda anlaşmaya varamayacağına da dikkat çekti. “Ağustos’un tamamında ön hazırlık yapılacağı" açıklamasının “26 Ağustos’tan önce tam olarak ne tamamlanacak ve iki lider görüşene kadar hangi meseleler mecburen açık kalacak” sorusunu gündeme getirdiğini yazdı.

-“Eski Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis”

Haravgi, eski Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis’in Rum Haber Ajansı’na (KİPE) verdiği söyleşide, iki toplumlu federasyonun, Rum tarafının “Maksimum tavizi olduğunu” söylediğini aktardı.

Gazeteye göre, 1974 sonrasındaki şartlar altında federasyonun kabulünün “Çok önemli bir taviz olduğunu” söyleyen Mavroyannis “1977 Denktaş-Makarios Doruk Anlaşmasında" iki toplumlu federasyonun, daha sonra da iki bölgelilik mantığının kabul edildiğini belirtti ve “Bu taviz askerlerin çekilmesi, toprak düzenlemesi, göçmenlerin geri dönmesi ve mülkiyetin düzenlenmesi beklentisiyle bağlantılıydı” dedi.

Mavroyannis, 2004’teki AB üyeliğinin “2017 müzakerelerine yansıyan önemli bir fırsat yarattığını” söyledi.

Annan planına “Hakemlik ürünü olan sorunlu bir çözüm gördüğü için” evet demediğini belirten Mavroyannis, Crans Montana’ya kadarki müzakerelerin sonucunu ise, “Serbest müzakerelerle ortaya çıktığı için çok iyi bulduğunu” kaydetti. “Crans Montana’da taraflar hiç olmadığı kadar yakındı” diyen Mavroyannis “Bu fırsatın yitirilmesinin, Rum tarafının sorumlu olduğu anlamına gelmediğini de öne sürdü ve zamanın Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun garantilerin derhal kaldırılmasını ve askerlerin tamamen çekilmesi perspektifini kabul etmediğini" söyledi.

Mavroyannis, Cuellar Göstergeleri ve Gali Fikirler Demeti’nin ise daha ileri müzakere için zemin olduğunu, “Net siyasi hedef için her olanağın değerlendirilmesi gerektiğini” söyledi.

Andreas Mavroyannis, yolun bundan sonrası ile ilgili soruya karşılık “Sürecin kazanımlarını korumalı, Genel Sekreter Antonio Guterres’in 6 maddesini yitirmemeliyiz” dedi.

-“Eski Rum Meclis ve EDEK Başkanı Yannanis Omiru”

Haravgi’ye göre, eski Rum Meclis Başkanı ve EDEK Başkanı Yannakis Omiru da KİPE’ye verdiği söyleşide, 1977 Denktaş-Makarios ve 1979 Denktaş Kiprianu Doruk Anlaşmaları’nın “Kıbrıs sorununun çözüm çabalarının bundan sonraki sürecindeki en belirleyici gelişme olduğu” görüşünü ortaya koydu.

Omiru, Rum tarafının federal çözüm şeklini 1977-79 Doruk Anlaşmalarında, “Serbest dolaşım ve yerleşime, mülkiyet hakkına ve insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygıya güçlü atıflar yaparak kabul ettiğini” söyledi. 1992 Gali Fikirleri ve 2017 Guterres Çerçevesinin anlaşmayla sonuçlanmadığını kaydeden Omiru, “2017’deki başarısızlığın Türk tarafının garantileri tek yanlı müdahale hakkını ve Türk askerinin tamamen çekilmesini kabul etmemesinden kaynaklandığını” öne sürdü.

Yannakis Omiru, Annan planını “Kıbrıs sorununun tek kapsamlı çözüm planı” olarak niteledi ancak planın Avrupa müktesebatından sapmalar, yerleşim kısıtlamaları ve Türk askeri varlığı, garantiler ve TC kökenlileri içerdiği için Rum tarafının talep ve beklentilerinin karşılanmadığını” söyledi.

“Kıbrıs Helenizm’i,askerlerin çekilmesini ve garanti ve müdahale haklarını ortadan kaldıracak bir çözüm istiyor.” diyen Omiru “Demokratik, işleyebilir, sürdürülebilir, uluslararası hukuka ve Avrupa hukukuna dayalı tek uluslararası tüzel kişiliği, tek egemenliği ve tek vatandaşlığı olan ortak ve birleşik federasyon devleti” istedi.

Paylaş

İlgili Haberler