Çünkü bu yapının önünde durduğunuzda yalnızca Dubai'ye bakmıyorsunuz. Bir kentin geçmişine, bugünkü iddiasına ve geleceğe dair hayallerine aynı anda bakıyorsunuz.
Üstelik bunu bir çerçevenin içinden yapıyorsunuz.
***
Dubai'nin hikâyesini anlamadan Dubai Frame'i anlamak mümkün değil.
Bugün dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın ziyaret ettiği, uluslararası ticaretin, turizmin, finansın ve modern mimarinin önemli merkezlerinden biri olan Dubai'nin geçmişi, bugünkü görüntüsünden oldukça farklı.
Arap Yarımadası'nın Basra Körfezi kıyısında yer alan bu yerleşim, uzun yıllar boyunca balıkçılık, deniz ticareti ve inci avcılığıyla yaşamını sürdüren küçük bir kıyı topluluğuydu.
Dubai Creek adı verilen doğal koy, kentin gelişiminde önemli bir rol oynadı. Ahşap tekneler, geleneksel pazarlar, tüccarlar ve inci dalgıçları bu coğrafyanın ekonomik ve toplumsal hayatını şekillendirdi.
Özellikle 19. yüzyılda deniz ticaretinin gelişmesiyle Dubai, bölgesel bir ticaret merkezi olarak önem kazanmaya başladı. 1833 yılında Bani Yas kabilesinden Maktoum ailesinin bölgeye yerleşmesi de kentin siyasal tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu.
Ancak Dubai'nin ekonomik yapısı uzun süre denizin sunduğu imkânlara bağlı kaldı.
İnci ticareti, balıkçılık ve bölgesel alışveriş, insanların geçim kaynaklarıydı. Bugün modern Dubai'nin simgesi olan yüksek binaların yerinde, mütevazı evler, dar sokaklar, geleneksel çarşılar ve denizle iç içe bir yaşam vardı.
***
20. yüzyılın ilk yarısında Japonya'da kültür incilerinin üretiminin yaygınlaşması, dünya inci piyasasını derinden etkiledi. Büyük Buhran'ın ekonomik sonuçları da bölgedeki ticareti zorlaştırdı. Böylece Dubai, ekonomik modelini yeniden düşünmek zorunda kaldı.
1960'lı yıllardan itibaren petrol gelirleri, altyapı yatırımları ve yeni ekonomik politikalar kentin dönüşümünü hızlandırdı.
1971'de Birleşik Arap Emirlikleri'nin kurulmasıyla birlikte Dubai, federasyon içerisindeki yerini alarak yeni bir döneme girdi.
Ancak Dubai'nin bugünkü başarısını yalnızca petrol gelirleriyle açıklamak eksik olur. Ticaret, limanlar, havacılık, lojistik, finans, turizm, gayrimenkul ve uluslararası yatırımlar üzerine kurulan ekonomik çeşitlenme, kentin dünya sahnesindeki yerini değiştirdi.
Bir zamanlar inci aramak için denize açılan insanların yaşadığı bu kıyı, bugün dünyanın dört bir yanından sermayenin, emeğin, teknolojinin ve insan hareketliliğinin buluştuğu bir merkeze dönüştü.
***
Dubai Frame'in inşa edilmesi düşüncesi, 2009 yılında düzenlenen uluslararası bir mimari tasarım yarışmasına dayanıyor.
Yarışmaya 926 tasarım katıldı.
Mimar Fernando Donis'in önerisi, kente yeni bir gökdelen eklemek yerine, var olan kenti dev bir çerçevenin içine yerleştirme fikriyle öne çıktı.
Bu düşünce oldukça ilginçti.
Çünkü Dubai zaten gökdelenleri, lüks otelleri ve iddialı mimari projeleriyle tanınıyordu. Yeni bir yapı daha inşa etmek yerine, kentin kendisini bir sanat eseri gibi çerçevelemek farklı bir yaklaşımdı.
***
Dubai Frame, 1 Ocak 2018 tarihinde ziyaretçilere açıldı.
Yaklaşık 150 metre yüksekliğinde ve 95 metre genişliğindeki yapı, iki dikey kulenin üst bölümde bir köprüyle birleştirilmesiyle oluşturulmuş. Altın rengindeki dış kaplaması, güneş ışığıyla birlikte farklı bir görsel etki yaratıyor. Tasarımında kullanılan geometrik oranlar ve altın oran olarak bilinen 1,618 değeri de yapının estetik yaklaşımının önemli unsurları arasında.
İnşasında binlerce ton çelik, beton ve lamine cam kullanılmış. Yapının tepesindeki seyir köprüsü ise ziyaretçilere Dubai'yi yaklaşık 150 metre yükseklikten, 360 derecelik bir açıyla izleme olanağı sunuyor.
Ancak Dubai Frame'in asıl başarısı, bu teknik özelliklerin ötesinde yatıyor.
Çünkü bu yapı, bulunduğu konum itibarıyla Dubai'nin iki farklı yüzünü aynı bakış açısında buluşturuyor.
Bir tarafta eski Dubai'nin izleri, diğer tarafta modern kentin yükselen gökdelenleri...
Bir tarafta geçmişin dar sokakları, geleneksel çarşıları ve denizle kurduğu ilişki; diğer tarafta geniş bulvarlar, devasa yapılar, alışveriş merkezleri ve geleceğe dönük mimari projeler.









