Lefkoşa Belediye Tiyatrosu (LBT) sunduğu oyunların, düzenlediği festivallerin ve kültür-sanat etkinliklerinin yanında, yıllar boyunca biriktirdiği yaratıcı emekle, demokrasi ve barış mücadelesiyle, yaşattığı değerlerle ve dokunduğu hayatlarla 46 yaşını doldurdu ve 47’ye ulaştı.
Bazı sahneler vardır ki, üzerinde yalnızca oyunlar oynanmaz, bir halkın hafızası can bulur, yaşanmışlıkları dile gelir, acıları yankılanır, sevinçleri çoğalır, itirazları yükselir, direnişleri dile gelir ve umutları geleceğe taşınır.
LBT, 46 yıldır yalnızca perdelerini açıp kapatan bir sanat kurumu olmadı. Kıbrıslı Türk toplumunun sesine, belleğine, vicdanına ve kültürel varoluş mücadelesine omuz veren köklü bir emek merkezi oldu.
Her oyunun ardında görünmeyen nice alın teri, nice fedakârlık ve her sahnede iz bırakan nice sanatçının yüreği ve emeği vardır.
Tiyatro, sahnede, bazen söylenemeyeni söylemek, bazen unutulmak isteneni hatırlatmak, bazen de bütün zorluklara rağmen umudu ayakta tutmaktır. LBT, 46 yıldır bu sorumluluğu sanatın diliyle, inatla, cesaretle ve büyük bir özveriyle taşımaktadır.
LBT, tiyatronun estetik dilini en yetkin düzeyde kullanırken, o dil ile bir yüzleşme ve sorgulama sağlar...
46 yıl… Bir tiyatro kurumunun takviminde yalnızca yılların birikimi değildir bu. Bu bir toplumun değişen koşullarına tanıklık etmek, toplumsal kırılmaları sahneye taşımak, düşünceyi özgürleştirmek, sorgulamak, yüzleştirmek, itiraz etmek ve bütün zorluklara rağmen sanat üretmek demektir.
LBT’nin 46 yıllık öyküsü, Kıbrıs Türk toplumunun kültürel ve toplumsal tarihinden ayrı düşünülemez. Bu öykü, aynı zamanda küçük bir coğrafyada sanatın nasıl bir varoluş alanına, tiyatronun nasıl bir toplumsal belleğe ve sahnenin nasıl bir direniş mekânına dönüşebileceğinin öyküsüdür.
BİR DOĞUŞUN ARKASINDAKİ MÜCADELE
LBT’nin kuruluşunu anlamak için 1980 yılının Kıbrıs'ına, o dönemin, sosyal, siyasal, sanat ortamına ve Kıbrıs Türk tiyatrosunun içinde bulunduğu koşullara bakmak gerekir.
LBT’nin ortaya çıkışı, sıradan bir belediye kültür girişiminin çok ötesinde, dört sanatçının Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu’ndaki görevlerine son verilmesiyle başlayan tarihsel bir sürece dayanır. Söz konusu sanatçılar, siyasetin ve bürokrasinin sanat üzerindeki müdahalesine karşı çıkarak tiyatronun özgürlüğünü, kurumsal özerkliğini ve bağımsızlığını savunurlar ve kendi sanatsal iradeleriyle özgür bir tiyatro yaratma kararlılığını ortaya koyarlar. Sanatçıların bu duruşu ve mücadelesi, 12 Eylül 1980 faşist darbesinin yarattığı baskıcı ortamdan güç alan dönemin yöneticilerinin müdahalesiyle cezalandırılır. Dört sanatçının sahnelediği “Vatandaş” oyunu da gerekçe gösterilerek sanatçıların işlerine son verilir.
LBT, işte bu anti-demokratik müdahaleye karşı dört sanatçının özgürlük, özerklik ve bağımsız tiyatro mücadelesinin sonucu doğar.
Dönemin Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mustafa Akıncı'nın desteğiyle, 13 Kasım 1980 tarihinde, Lefkoşa Belediye Meclisi kararıyla Lefkoşa Belediye Tiyatrosu kurulur. Ancak daha Belediye Meclisi karar almadan, işlerine son verilen dört sanatçı cesaretle ve kararlılıkla, 3 Kasım 1980'den itibaren Lefkoşa Belediye Tiyatrosu adı altında, “Vatandaş” oyunuyla seyirciyle buluşmaya başlar.
LBT’nin dört kurucu sanatçısı; Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu’ndaki görevlerine son verilen Yaşar Ersoy, Osman Alkaş, Erol Refikoğlu ve Işın (Refikoğlu) Cem’dir.
Bu dört sanatçının önemi, yalnızca yeni bir tiyatronun kuruluşuna öncülük etmeleriyle sınırlı kalmaz. Onlar, aynı zamanda Kıbrıs Türk tiyatrosunda yeni bir dönemin kapısını aralar... Toplumcu gerçekçi, politik ve eleştirel tiyatro anlayışının öncüleri olarak tiyatronun toplumsal sorumluluğunu, dönüştürücü gücünü ve özgürlükçü niteliğini sahneye taşırlar. Böylece LBT, Kıbrıs Türk tiyatrosunda yeni bir sanatsal ve düşünsel yönelimin de başlangıç noktası olur.
İlk oyun olan “Vatandaş” oyunu ise, bu doğuşun simgesidir.
“DÖRT DUVAR BİR TABUT”
Bugün tiyatro denildiğinde akla ışıklarla donatılmış sahneler, kulisler, teknik ekipler, kostüm odaları, dekor atölyeleri ve profesyonel çalışma koşulları gelir.






