KKTC Bağımlılıkla Mücadele Sempozyumu, bugün saat 15.30’da Cumhuriyet Meclisi, Zalihe Çavuşoğlu Salonu’nda başladı.
TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile heyetinin de yer aldığı sempozyuma, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, bazı bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar, akademisyenler ve konuklar katıldı.
Sempozyumda, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Başbakan Ünal Üstel açılış konuşması yaptı.
-Yılmaz: “Bağımlılıklar, evlatlarımızın zihnini, aile yapımızı ve toplumsal istikbalimizi doğrudan hedef almaktadır”
TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz konuşmasına, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına katılımcıları selamlayarak ve Bağımlılıkla Mücadele Sempozyumu vesilesiyle ülkede olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
Farklı kurumların, akademinin ve sahadaki uzmanların bir araya geldiği sempozyumun teorik değerlendirmelerin ötesine geçerek müşterek ve somut önleyici politikalar üretmek bakımından önemli bir fırsat olduğunu kaydeden Yılmaz, “Bu fırsatın KKTC’de bağımlılıkla mücadeleyi güçlendirecek adımlara dönüşmesini ve sempozyumun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.” dedi.
Günümüzde bağımlılığın son derece karmaşık bir tehdit haline geldiğini söyleyen Yılmaz, bunun toplumun farklı alanlarını etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı ve kamu politikası alanı olarak öne çıktığını belirtti.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Tütün ve uyuşturucu madde bağımlılıklarıyla birlikte teknoloji, sanal bahis ve kumar gibi davranışsal bağımlılıklar, evlatlarımızın zihnini, aile yapımızı ve toplumsal istikbalimizi doğrudan hedef almaktadır.
Uyuşturucu ve tütün kullanımı ile teknoloji, dijital oyun, sanal bahis ve kumar gibi davranışsal bağımlılıklar farklı biçimlerde ortaya çıksa da birey, aile ve toplum düzeyinde ortak riskler oluşturmaktadır.
Bu nedenle bağımlılıkla mücadelenin, yalnızca belirli bir kurumun veya hizmet alanının sorumluluğunda değil, tüm kamu kurumlarının ve ilgili paydaşların ortak sorumluluğunda ele alınması gerekmektedir.
Etkili mücadele için riskleri henüz ortaya çıkmadan tespit edip engelleyen, proaktif bir stratejiyi sahada hâkim kılmak mecburiyetindeyiz.
Devletin tüm kurumlarını, akademiyi, yerel yönetimleri, sivil toplumu, aileleri ve sahadaki tecrübeyi tek bir vizyon etrafında kenetleyen bütüncül bir koordinasyon, bu mücadeledeki en temel gücümüzdür.”
- “Kurulumuz vasıtasıyla güçlü bir koordinasyon modelini hayata geçirdik”
Cevdet Yılmaz, Türkiye’de bağımlılıkla mücadelede edindikleri en önemli tecrübenin devletin bu alandaki sorumluluğunu merkezi ve yerel düzeyde ilgili tüm paydaşlarla koordineli planlaması, uygulaması, izlemesi ve değerlendirmesi olduğunu belirtti.
Yılmaz, “Bu nedenle ülkemizde bağımlılıkla mücadele; arz ve talebin azaltılması, koruyucu ve önleyici çalışmalar, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyum ile koordinasyon, bilim ve kapasite geliştirme olmak üzere birbirini tamamlayan bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde yürütülmektedir.” dedi.
Yılmaz, bu yaklaşımın bağımlılığın oluşmasını önlemeyi, riskleri mümkün olan en erken aşamada tespit etmeyi önceliklendirirken; aynı zamanda, ihtiyaç duyan bireyin uygun hizmete hızlı biçimde erişmesini sağlamayı, tedavi ve rehabilitasyon sonrası bireyin yeniden sosyal hayata katılımını desteklemeyi hedeflediğini anlattı.
Şu anda Türkiye’de uyguladıkları eylem planlarının üç alana odaklandığını kaydeden Yılmaz, “Bu alanlar, uyuşturucu ile mücadele; tütün kontrolü; teknoloji, dijital oyun ve kumar gibi davranışsal bağımlılıklar ile mücadele olup, eylem planlarımıza dair ilerlemeleri yakından izliyor ve değerlendiriyoruz.” dedi.
Başkanlığını yürüttüğü Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu'nda aldıkları kararların hem merkezi düzeyde hem de il ve ilçe düzeyinde uygulanmasını takip ettiklerimi belirten Yılmaz, sahadan gelen bilgileri yeni tedbirlerine yansıttıklarını ve ihtiyaçlar doğrultusunda eylemlerini güncellediklerini söyledi.
Yılmaz, şöyle konuştu:
“Kurulumuz vasıtasıyla; sağlıktan güvenliğe, eğitimden sosyal hizmetlere kadar tüm kurumlarımızı kapsayan, merkezden yerele uzanan güçlü bir koordinasyon modelini hayata geçirdik. Riskleri erken tespit için şehirlerimizdeki uyuşturucu kullanımındaki eğilimleri, İçişleri Bakanlığımız, Yeşilay, Ankara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa gibi güçlü kurumların iş birliğinde atık su analizleriyle izliyoruz. Uyuşturucunun sokaktaki varlığına karşı mücadelemizde 81 ilimizde Narkotimlerimiz kesintisiz görev yapıyor. Bağımlılığa karşı vatandaşlarımızın tedaviye ulaşabilmesi için bu alanda hizmet veren özelleşmiş merkezlerin sayısını 2014’te 30’dan 2026’da 145’e çıkardık. Arındırma tedavisini tamamlayan vatandaşlarımız için geliştirilen BAHAR rehabilitasyon modelini yaygınlaştırmayı sürdürerek, 23 merkezde uyguluyoruz. Danışmanlık hizmetlerine erişimi de yaygınlaştırdık. ALO 191 hattımız 7/24 başvuru alırken, sağlıklı hayat merkezlerimiz ve Yeşilay Danışmanlık Merkezleri vatandaşlarımıza yüz yüze destek sunuyor. İstanbul’da İŞKUR ile başlattığımız pilot uygulamayla tedavi ve rehabilitasyon sürecinden geçenlerin çalışma hayatına dönüşünü de destekliyoruz. Mücadelemizi, tehlikeyi fark ettiğimiz andan insanımızın yeniden sağlığına kavuşmasına kadar kesintisiz sürdürmeye çalışıyoruz. Önleyici çalışmalarımızı okul çağından başlatıyoruz. Okulda Bağımlılığa Müdahale Programıyla risk taşıyan öğrencilere bağımlılık gelişmeden destek sağlamaya çalışıyoruz. Değişen risklere yönelik önleme çalışmalarımızda ise 2025 yılında güvenli teknoloji kullanımı eğitimleriyle 1,3 milyonu aşkın kişiye ulaştık.”






