Yaklaşan seçim sürecinde toplumun en önemli gündeminin ekonomi ve geçim sıkıntısı olduğunu ifade eden Atan, ülkede ekonomi, siyaset ve hayat pahalılığının ciddi bir yük haline geldiğini söyledi. Atan, yaşanan sorunların temelinde ise yanlış politikalar ve kötü yönetim anlayışının bulunduğunu belirtti.
“Hayat pahalılığı arttıkça vatandaşın alım gücü eriyor”
Temmuz ayı enflasyonunun aylık yüzde 2,90, yıllık bazda ise yüzde 38,10 olarak açıklanmasına dikkat çeken Atan, bu rakamların doğrudan vatandaşın yaşamına yansıdığını belirtti.
Hayat pahalılığının kontrolsüz şekilde ürün fiyatlarına yansıdığını ve gerekli denetimlerin yapılmadığını vurgulayan Atan, “Hayat pahalılığı ülkedeki enflasyonun karşılığıdır. İstatistik Kurumu’nun açıkladığı rakamlar vatandaşın yaşadığı gerçeği gösteriyor. Ancak burada önemli olan fiyatların neden bu kadar arttığıdır. Denetim yapılmazsa, kayıt dışılık önlenmezse, vergi adaleti sağlanmazsa vatandaşın cebinden daha fazla para çıkmaya devam eder” dedi.
Herkesin kendi fiyat politikasını belirlediği bir sistemin sürdürülebilir olmadığını ifade eden Atan, bunun bir noktada vatandaşa yapılan haksızlık olduğunu söyledi.
“Asgari ücret artıyor, etiketler de aynı anda değişiyor”
Asgari ücrette yapılan yüzde 16,95’lik artışın olumlu bir adım olduğunu ancak mevcut ekonomik koşullarda yeterli olmadığını belirten Atan, ücret artışlarının kısa sürede fiyat artışlarıyla etkisiz hale geldiğini kaydetti.
Atan, “Asgari ücret yüzde 16,95 artırıldı. Ancak aynı süreçte birçok ürüne zam geldi. Asgari ücret toplantısı başlamadan etiketlerin değişmeye başladığını görüyoruz. Siz hayatı ucuzlatmadan sadece maaş artırırsanız, vatandaş yine aynı noktaya gelir. Bizim talebimiz hayat pahalılığı verilmesi değil, hayatın ucuzlatılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını dile getiren Atan, “Bugün insanlar maaşını alıyor ama aynı gün zamlarla karşılaşıyor. Bu düzen böyle devam ederse insanlar bir gün bir avuç parayla ancak bir ekmek alabilecek duruma gelecek” dedi.
“Dünyada petrol düşerken bizde akaryakıt pahalılaşıyor”
Akaryakıt ve elektrik fiyatlarına da değinen Atan, döviz ve enerji politikalarının vatandaş üzerindeki ekonomik yükü artırdığını söyledi.
“Dünyada petrol fiyatları düşerken bizde akaryakıt neden pahalı oluyor? Elektriğe neden sürekli zam geliyor? Bunların tamamı yönetim anlayışıyla ilgilidir” diyen Atan, ekonomik kararların toplum üzerindeki etkilerinin yeterince dikkate alınmadığını vurguladı.
“35 milyara yakın borç varsa bunun hesabı sorulmalı”
Maliye Bakanı’nın “Gelecek hükümet üç ayda yönetemez” yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Atan, mevcut ekonomik tablonun sorgulanması gerektiğini belirtti.
Atan, “Peki bugüne kadar doğru mu yönetildi? Yaklaşık 35 milyara yakın borçtan bahsediliyor. Eğer bu borçlar ödenemiyorsa sadece faizi ödenir. Gerçek olan şudur; ekonomi vatandaşın üzerine ağır bir yük olarak binmiştir” dedi.
“Ekonomi, uzmanlar tarafından yönetilmeli”
Ekonominin uzmanlık gerektiren bir alan olduğunu vurgulayan Atan, mali yönetimin ehil kadrolarla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Dünyadaki uygulamalarda ekonomi yönetimlerinde maliyeden anlayan uzman ekiplerin görev yaptığını belirten Atan, “Doğru yönlendirme bu ekiplerle sağlanır. Bizde ise çoğu zaman ‘maaşlar ödensin, gerisi Allah kerim’ anlayışı hakim oluyor” ifadelerini kullandı.
Kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için mücadele ederken ekonomik yapının tamamının düzeltilmesini istediklerini kaydeden Atan, “Biz sadece maaşlar ödensin, gerisi ne olursa olsun anlayışını savunmuyoruz” dedi.






