Açıklamada, söz konusu ifadelerin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilgili hesap verme sürecinden kaçan bir yönetimin acziyetini yansıttığı savunuldu. Netanyahu yönetiminin Türkiye’yi yeni bir tehdit unsuru olarak gösterme çabasının bölgesel ve küresel barış açısından risk taşıdığı ifade edildi.
Türkiye’nin bölgede barış, adalet ve istikrarı savunmayı sürdüreceği belirtilirken, mazlumların yanında durma politikasının devam edeceği vurgulandı.
Açıklamanın tamamı şöyle:
İsrail Başbakanlık Ofisinin Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan, tarihî gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun hadsiz hezeyanları; savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçan bir yönetimin içine düştüğü acziyetin bir başka göstergesidir.
Netanyahu ve şürekasının seçimlerde kendisine avantaj sağlamayı da amaçlayan bu ucuz siyasetinin, ne kendi toplumunda ne bölgemizde ne uluslararası toplumda ne de bizde herhangi bir karşılığı yoktur. Soykırım suçlamasıyla uluslararası adalet mekanizmalarının önünde hesap vermeyi bekleyen bir yönetimin bu seviyesiz açıklamaları, Türkiye’nin sözünün ve Cumhurbaşkanımızın hakikat karşısında susmayan duruşunun kimleri ne ölçüde rahatsız ettiğinin ibretlik bir vesikasıdır.
Son günlerde giderek daha açık biçimde görüldüğü üzere, İsrail’de seçim kampanyası sorumsuz bir güvenlikçi popülizmin ve giderek sertleşen bir tehdit siyasetinin etkisi altına girmiştir. Netanyahu yönetiminin Türkiye’yi yeni bir tehdit figürü olarak inşa etme çabası da bu ucuz siyasetin bir parçasıdır. İç siyasi rekabet uğruna sürdürülen bu tehdit siyaseti ve gerilimi tırmandırma çabası, yalnızca İsrail toplumu açısından değil, bölgesel ve küresel barış ve istikrar açısından da ciddi riskler taşımaktadır.
Türkiye, dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya; bedeli ne olursa olsun bölgemizde barışı, adaleti ve istikrarı kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
Türkiye’den İsrail’e sert tepki