Framo bahçenin sınırlarını ve oturana ait özel alanı belirler. Bir anlamda evde oturanların “misak-ı milli” sidir. Framo her sınır gibi aşma isteği ve merak uyandırır. Her sınır gibi ihtilaf nedenidir. Kimin sınırı nerede biter kimin alanı nerede başlar hep bir çatışma konusu olmuştur. Framo bir aşma arzusunun tetikler.
Siz bu yazıyı okurken etkinlik tamamlanmış olacak. Onca emek ve hazırlık, yaratıcı beyin jimnastiği karşılık bulacaktır diye düşünüyorum. Dört ayrı mekânda gelişecek etkinlikte kimler yok ki: Burak Türsoy, Oya Silbery, Halil Karapaşaoğlu, Mehveş Beyidoğlu, Bekir Şimşek, Neşe Yaşın, Pınar Yeşilada, Alev Adil, Aslı Bolayır, Anber Onar, Dize Kükrer ve Gürgenç Korkmazel.
Ben kendi işime Erotas versus Thanatos adını verdim. Yaşama şehveti ve ölümü karşı karşıya koyarak. Erotas erotik kelimesine de kaynaklık ederken yalnızca cinsellik olarak algılanıyor oysa tam da ölümü temsil eden Thanatos’un karşısındaki duygu bu. Pınar Yeşilada ile bu ortak bir işte framodan atlamayı kurcalıyoruz yani. Benimki hem bir graffiti hem de bir hikâye anlatımı. Pınar’ın framodan atlayan adamın parçalanışını sembolize eden heykeli bunu tamamlıyor. İki müzisyen ise Maria me ta kitrina, Sarılı Maria şarkısını söyleyecekler benim anlatımın ardından. Şarkıda Maria’ya sorulur: Kocanı mı seviyorsun komşunu mu diye ve Maria şöyle cevap verir. Kocamı seviyorum ama komşumu daha fazla. Kocam basamak olsun komşum gül. Basamağa çıkıp gülü keseyim.
Benim hikayem komşunun framonun ardındaki kadına göz koyması ve bunun getirdiği felaketlerle ilgili. Bir aile hikayesi. Babamın anlattığı bir hikâye. Bizim kocanene dediğimiz babamın nenesi Müsteyde ile ilgili. Bahçe duvarına Troyalı Helen mi Lefkoşalı Müsteyde mi yazdım. Troyalı Helen’in güzelliği bir savaşa neden oldu ve tarihi değiştirdi. Müsteyde’nin hikayesinin de Türkiye ve Kıbrıs’taki politik tarihe dair uzantıları var. Müsteyde nenemin gençlik fotoğrafını epey aradım ama bulamadım. Onun yerine yapay zekaya koyup gençleştirdim. Babamla annemin neneleri kardeşti. Yani Müsteyde aslında annemin büyük teyzesi. Yapay zekanın verdiği fotoğraf anneme benziyor. Bu nedenle isabetlidir diye düşünmek istiyorum. Bu hikâyeye çok gülerim. Bakalım katılanlar nasıl bulacak.
Troyalı Helen demişken Seferis’in Platres’in bülbüllerinden söz ettiği şiiri aslında Helen başlığını taşıyor ve şiirin başında şair Euripides’in Helen oyunundan bir alıntı yapıyor.
Euripides’in Helen oyunu Helen’in hiç Troya’ya gitmediğini, Mısır’a kaçırıldığını, yerini bir hayaletin aldığını anlatan alternatif Helen efsanesine dayalı bir trajikomedi.
TEUCER: …. Apollo tarafından yaşamam buyurulan denizlerle çevrili Kıbrıs’ta,
Kendi ada evimin anısına Salamis adını vererek…






