Gençleri üniversitelerimizde eğitim almaya davet ediyoruz. Peki, kampüs kapılarının ötesine kolayca ulaşamadıkları bir yerde onlara nasıl bir öğrencilik deneyimi sunuyoruz? Kentlerimizi, köylerimizi ve mutfak mirasımızı keşfetmek büyük ölçüde özel araç kullanımına bağlıyken sürdürülebilir turizm hedefimizi nasıl gerçekleştirebiliriz?
Kuzey Kıbrıs, yükseköğretimi ve turizmi kalkınmasının temel sektörleri arasında görüyor. Ancak bu iki sektörü gündelik yaşamla buluşturan ulaşım altyapısı yeterince gündeme gelmiyor. Oysa uygun fiyatlı, güvenilir ve erişilebilir toplu taşıma, her ikisinin de sürdürülebilir gelişimi için temel bir ihtiyaçtır.
Öncelikle meseleyi doğru tanımlayalım: Kuzey Kıbrıs’ta otobüsler, minibüsler, havaalanı servisleri ve üniversite servisleri bulunmaktadır. Asıl soru, bu hizmetlerin farklı güzergâhlar, saatler ve ihtiyaçlar açısından özel araç kullanımına gerçekçi bir alternatif sunup sunmadığıdır. Bir otobüsün varlığı; öğrencinin akşam düzenlenen bir kültür etkinliğine katılabildiği, turistin bir köyü ziyaret edebildiği veya turizm stajyerinin geç biten mesaisinden sonra evine dönebildiği anlamına gelmez.
Eğitim, sınıfın duvarlarıyla sınırlı değildir
Üniversite yaşamı, derslerden ve sınavlardan çok daha fazlasını kapsar. Gençler; arkadaşlıklar kurarak, spor yaparak, kültürel etkinliklere katılarak, gönüllü çalışmalarda bulunarak ve farklı yaşam deneyimlerine sahip insanlarla tanışarak gelişir.
Ulaşım seçenekleri yetersiz kaldığında bu olanaklara katılım, ailenin gelirine, araç sahipliğine veya bir başkasının sağlayacağı ulaşıma bağlı hâle gelebilir. Bir öğrenci tiyatroya gitmek, bir toplumsal sorumluluk projesine katılmak ya da başka bir kentteki arkadaşlarını ziyaret etmek isteyebilir. Ancak yolculuğun maliyeti veya dönüş ulaşımının belirsizliği nedeniyle bu isteğinden vazgeçebilir.
Bu engeller, gençlerin bağımsızlık kazanma, özgüven geliştirme ve topluma aidiyet hissetme olanaklarını daraltabilir. Uluslararası öğrenciler açısından ise ev sahibi toplumla kurulan ilişkileri sınırlandırabilir. Böylece bir genç, adada yıllarca yaşamasına rağmen ülkenin insanlarını, kültürünü ve gündelik yaşamını yeterince tanımadan mezun olabilir.
Birleşmiş Milletler, ulaşıma erişimi bir kalkınma meselesi olarak ele alıyor. Kurumun 188 ülkedeki 2.039 kentten derlenen 2023 verilerine dayanan değerlendirmesine göre, dünyada kentlerde yaşayan her on kişiden yalnızca yaklaşık altısı toplu taşımaya kolay erişebiliyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 11.2 numaralı hedefi ise herkes için güvenli, uygun fiyatlı, erişilebilir ve sürdürülebilir ulaşım sağlanmasını öngörüyor. Dolayısıyla ulaşım, toplumsal katılımın temel koşullarından biridir.
Uluslararası bir yükseköğretim merkezi olmayı hedefleyen bir ada, bu ilkeyi öğrencilere sunduğu yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline getirmelidir.
Bütün sorumluluk üniversitelere bırakılamaz
Üniversitelerin sunduğu servis hizmetleri önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Örneğin Doğu Akdeniz Üniversitesi, öğrencilerinin yaklaşık yüzde 60’ının kentin farklı bölgelerinde yaşadığını belirtiyor; yedi ayrı güzergâhta ücretsiz öğrenci taşımacılığının yanı sıra kampüs içi ulaşım hizmeti sunuyor. Bu örnek, eğitim ile ulaşımın ne kadar yakından bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Ancak bir ülkenin ulaşım altyapısının tamamını üniversitelerin sağlaması beklenemez. Her kurumun kendi ihtiyaçlarına göre oluşturduğu servis sistemi değerlidir. Bunun yanında kampüsleri konut alanlarına, işyerlerine, hastanelere, kültür merkezlerine ve çevredeki yerleşimlere bağlayan bir toplu taşıma ağına ihtiyaç duyulmakta.
Öğrenciler bu fırsatlara ekonomik biçimde ulaşamıyor ve sonrasında güvenle evlerine dönemiyorsa mesleki gelişim olanaklarına erişimde eşitsizlik oluşur.
Üniversitelerin sürdürülebilir gelişimi değerlendirilirken öğrencilerin yaşam kalitesi de dikkate alınmalıdır. Öğrenci sayıları ve yeni binalar, gelişimin yalnızca bir bölümünü gösterir. Gençlerin kampüs dışındaki yaşama ne ölçüde katılabildiği de en az bunlar kadar önemlidir.
Toplu taşıma, turizmin kazancını topluma yayar
Aynı sorun, ziyaretçilerin deneyimini de şekillendiriyor.
Bir turistin köy pazarına gitmek, aile işletmesi bir restoranda yemek yemek veya yerel bir gastronomi festivaline katılmak istediğini düşünelim. Bu ziyaret için araç kiralaması ya da yüksek taksi ücreti ödemesi gerekiyorsa deneyim cazibesini kaybedebilir veya bütçesini aşabilir.
Güvenilir toplu taşıma, turizm harcamalarının konaklama bölgelerinin dışındaki küçük işletmelere ve yerel topluluklara ulaşmasını kolaylaştırabilir. Kültürel mekânları; bağımsız gezginler, genç ziyaretçiler ve araç kullanamayan ya da kullanmayı tercih etmeyen kişiler için daha erişilebilir hâle getirebilir.
Üniversite öğrencileri de bu ekonomik ve kültürel hareketliliğin bir parçasıdır. Ülkeyi gezer, restoranlara gider, ailelerini ve arkadaşlarını ağırlarlar. Yerel toplumla bağlantılarının güçlenmesi, yıl boyunca kültürel etkileşim ve ekonomik katkı yaratabilir.






