Halk arasında “kurdeşen” olarak bilinen ürtiker, toplumda her 5 kişiden birinin hayatının en az bir döneminde karşılaştığı yaygın bir tablo olarak öne çıkıyor. Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Arzu Babayiğit, ürtikerin her zaman gıdaya bağlı olmadığını belirterek doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Babayiğit, özellikle 6 haftayı aşan şikayetlerde uzman değerlendirmesinin önemine vurgu yaptı.
1 Ekim Dünya Ürtiker Günü dolayısıyla, Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Arzu Babayiğit, halk arasında “kurdeşen” olarak bilinen ürtiker hakkında doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti.
Aniden başlayan kaşıntılar ve kızarık kabarıklıkların çoğu zaman basit bir alerji sanılıp geçiştirildiğini belirten Babayiğit, ürtikerin çocuklardan yetişkinlere toplumda her 5 kişiden birinin hayatının en az bir döneminde karşılaştığı son derece yaygın bir durum olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Babayiğit, geçtiğimiz haftalarda kliniğine 5 yaşında bir çocuk hasta ve endişeli ailesinin başvurduğunu belirterek, çocuğun 4 gün önce aniden tüm vücudunda, adeta ısırgan otu değmişçesine yaygın, kızarık ve yoğun kaşıntılı döküntüler oluştuğunu aktardı.

Ailenin “Yediği bir gıda mı dokundu, böcek mi ısırdı, yoksa evdeki kediye mi alerjisi gelişti?” kaygısıyla çocuğu değerlendirmeye getirdiğini anlatan Babayiğit, bu süreçte çocuğun beslenmesinin aşırı kısıtlandığını ve alınan önlemler nedeniyle evdeki yaşamın durma noktasına geldiğini kaydetti.
Yapılan muayene ve değerlendirmeler sonucunda tablonun, çocuğun bir hafta önce geçirdiği basit bir üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı gelişen akut ürtiker olduğunun tespit edildiğini belirten Babayiğit, ürtikerin toplumda yaygın olmasına rağmen kulaktan dolma bilgilerle yönetilmeye çalışıldığında hem hastalar hem de aileler için ciddi bir huzursuzluk kaynağına dönüşebildiğini söyledi.
“Sadece bir kaşıntı” deyip geçmeyin
Ürtikerin deride aniden ortaya çıkan, etrafı kızarık, ortası soluk ve kabarık döküntülerle kendini gösterdiğini belirten Babayiğit, en belirgin özelliğinin ise bu döküntülerin genellikle 24 saat içinde iz bırakmadan kaybolup vücudun başka bir yerinde tekrar belirmesi olduğunu ifade etti.
Kaşıntının yarattığı huzursuzluk ve yanma hissinin hastanın günlük yaşam dengesini tamamen altüst edebileceğine dikkat çekti.

6 haftalık kritik sınır
Ürtikerin yönetiminde en önemli kriterin hastalığın süresi olduğunu belirten Babayiğit, akut ürtikerin 6 haftadan kısa sürdüğünü kaydetti.
Özellikle çocuklarda geçirilen enfeksiyonların yanı sıra böcek sokmaları, bazen ilaçlar veya gıdalar gibi belirgin bir tetikleyici sonrası akut ürtikerin aniden gelişebildiğini ifade etti.
Döküntülerin 6 haftayı aşması halinde ise kronik ürtikerden söz edildiğini belirten Babayiğit, bu aşamada nedenin sıklıkla dış etkenler değil, bağışıklık sisteminin kendi dokularına aşırı yanıt vermesi, yani otoimmünite olduğunu aktardı.








