Eğlenmedik dersem yalan olur!
UBP kurultayından söz ediyorum!
-*-*-
Sonuçları beklerken, Tottenham’ın Chelsea deplasmanına odaklanmışken ve bu maç, yüreğime su serper bir şekilde, son 13 dakikada gelen iki golle, Tottenham lehine 2-0’la biterken, UBP’nin adayları da kesinleşiyordu!
-*-*-
Yoksa kesinleşemiyor muydu?
-*-*-
İtirazlar ve yeniden sayım mı?
-*-*-
Bakalım!
-*-*-
UBP’nin aday belirleme kurultayı çok önemli gerçekleri ortaya çıkarması açısından önemliydi...
-*-*-
Hangi gerçekler?
-*-*-
Hah bu soru çok önemli!
-*-*-
Her bireyin kendi gerçekleri var!
-*-*-
Mesela 9 bin civarında üye oy kullandı ve “bu bir rekordur” dendi değil mi?
-*-*-
24 bin üyenin olduğu iddia edilen bir partide sadece 9 bin kişi oy kullanıyorsa bu bir demokrasi rezaleti de olabilir!
-*-*-
Katılım oranı iki aşağı üç yukarı yüzde 35 dolaylarında!
Bin eksik katılsaydı, katılım yüzde 31’di!
-*-*-
Yorumum: Bu üye sistemi UBP’ye gitmez, eski delege sistemine geri dönün, ayrıca elektronik ortamda seçim için UBP’nin TMT’den kalma kafası adına en az 31 fırın ekmeğe ihtiyacı var!
-*-*-
Üstelik yarış çok önemli ve çok çekişmeli falan yani...
Optik denen herife UBP’li güvenmez ki!
-*-*-
Ne acıdır, “optik okuyucu” denilen mekanizmayı “optik isimli bir yabancı” sanan bayağı partilimiz bulunmaktadır!
-*-*-
Öte yana da bakalım; “UBP teknolojiyi kullandı, helal olsun” da diyebilirsiniz ama salonda bir de anket yapsanız, oy veren 9 bin kişinin tamamı “bu işin içinde bir iş var” diyecek çünkü istisnasız hiç bir UBP’li, yıllardır bu partide dönen veya döndürülen dolaplar nedeniyle, bu türden sayımlara kesinlikle güvenmiyor!
-*-*-
71 aday adayından 17’si sonuçlara itiraz etmiş!
-*-*-
“Bravo! Demokrasi!” de diyebilirsiniz!
Ama “neredeyse her dört adaydan biri sonuçlara inanmıyor, yapılan seçime güvenmiyor, sistemde bir pislik var diye düşünüyor” da diyebilirsiniz!
-*-*-
Haaaa yorum mu?
-*-*-
Mesela Faiz Sucuoğlu’nun Lefkoşa’da ilk sırayı almasını nasıl yorumlarsınız?
-*-*-
Ben diyorum ki; “This is a tokat to Dilbandis!”
Pardon!
Dilbandilere tokat!
-*-*-
Hatta gazetem olsa ve manşeti ben atsaydım, “UBP’li üyelerden Türkiye’ye ağır cevap! Daha önce genel başkan ve başbakan olması Türkiyeli bir kaç dilbandi tarafından zor kullanılarak engellenen Faiz Sucuoğlu, aynı dilbandilerin organize ettiği bir başka kurultayda UBP’li üyeden yine en yüksek oyu aldı”...
-*-*-
İçimde şöyle de bir korku vardı sonuçlar açıklandıktan sonra; “acaba sabah uyandığımda, Faiz bey liste dışı kalır mı?”
-*-*-
Alın size bir başka yorum; “Hakan Dinçyürek bize doktor olarak lazımdı, kaç gündür kendisine ulaşmak istiyorum, inşallah üç – beş güne kadar ayağımdaki soruna bakacak şekilde göreve döner”...
Görev derken “bakanlık”tan bahsetmedim!
-*-*-
Alın size bir başka yorum: Bir önceki seçimde başka bir partinin yöneticisiyken, şimdi UBP’nin fanatik ve de en birinci elemanı endamında görünmeye çalışmak da işe yaramadı!
Hatta eski partiyi “acaba gitsem, aday yaparlar mı?” diye yoklamak da!
-*-*-
Dediğim gibi bakış açısı çok önemli...







