Peki meme kanseri nedir?
Meme kanseri, meme dokusundaki bazı hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması ve zaman içerisinde tümör oluşturmasıyla ortaya çıkan bir kanser türüdür. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre meme kanseri, kadınlarda dünyada en sık görülen kanserlerden biridir. Üstelik meme kanserlerinin önemli bir bölümü, bilinen belirgin bir risk faktörü olmayan kadınlarda ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle “Benim ailemde yok, benim başıma gelmez” düşüncesi doğru bir güvence değildir.
Peki kendimiz nasıl fark edebiliriz?
Meme kanseri başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir. Bu nedenle yalnızca ağrı olduğunda doktora gitmek doğru değildir. Memede yeni ortaya çıkan bir kitle veya sertlik, memenin boyut ya da şeklinde değişiklik, ciltte çökme veya kızarıklık, meme ucunda içeri doğru çekilme ya da memeden akıntı gelmesi dikkate alınması gerekir. Her kitle kanser değildir; ancak yeni ve olağan dışı bir değişiklik mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Burada önemli olan bir başka nokta ise tarama ile tanı arasındaki farktır. Tarama, hiçbir şikâyeti olmayan kişide hastalığı erken dönemde yakalamaya çalışır. Belirti ortaya çıktığında ise artık tanısal değerlendirme gerekir.
Mamografi neden önemli?
Mamografi, düşük doz X-ışını kullanılarak meme dokusunun görüntülenmesini sağlayan ve henüz elle hissedilemeyecek kadar küçük değişikliklerin fark edilmesine yardımcı olan önemli bir tarama yöntemidir. Ülkemizde tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir mamografi ve yıllık klinik meme muayenesi önerilmektedir.Taramalar ülkemizde ücretsiz olarak sunulmaktadır. Tabi, herkesin tarama programı aynı değildir. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan, BRCA1/BRCA2 gibi genetik risk taşıyan veya başka yüksek risk faktörleri olan kişilerde tarama yaşı ve yöntemi kişiselleştirilebilir. Bu nedenle özellikle birinci derece akrabasında meme kanseri bulunan kişilerin doktorlarıyla risk değerlendirmesi yapması önemlidir.






