Taçoy: “UBP’nin en kötü hali, CTP’nin en iyi haliyle yarışır”
UBP Milletvekili Hasan Taçoy, partisinin “en kötü halinin” dahi CTP’nin “en iyi haliyle” yarışacağını savundu. UBP’nin tek rakibinin yine UBP’liler olduğunu söyleyen Taçoy, parti içindeki kavga ve dalaşmaları ise “demokrasi gereği” diye açıkladı.
Bugün Kıbrıs
UBP Milletvekili Hasan Taçoy, Ada TV’de Aslıhan Ünver’in sorularını yanıtlarken seçim tarihinden karma oya, parti içindeki kavgalardan UBP’nin oy oranına kadar çeşitli değerlendirmelerde bulundu. CTP’nin erken seçim söylemiyle seçmenin zihninde farklı bir algı yaratmaya çalıştığını savunan Taçoy, yerel ve genel seçimlerin 6 Aralık’ta birlikte yapılacağını söyledi.
Yerel ve genel seçimlerin aynı tarihte yapılmasının avantaj sağlayacağını belirten Taçoy, böylece demokratik kriterlerin daha iyi işleyebileceği bir ortamın oluşacağını kaydetti.
“KARMA OYUN KALKIP KALKMAMASI UMURUMDA DEĞİL”
Karma oy tartışmalarına da değinen Taçoy, siyasi yaşamı boyunca karma oy kullanmadığını ve seçmenden karma oy istemediğini belirtti:
“Ben hiç hayatımda karma oy kullanmadım. Bu kadar yıldır siyasetin içerisindeyim. Kimseden gidip karma oy istemedim. Hiç hayatımda böyle bir şey yapmadım.”
Her zaman UBP’ye mühür vurulmasını istediğini anlatan Taçoy, yaklaşan seçimde de aynı tutumu sürdüreceğini söyledi. Taçoy, “Ben hep partime mühür istedim ve hep mühüre çalıştım, partime çalıştım. Yine aynı şeyi yapacağım. Karma oyun kalkıp kalkmaması umurumda değil” dedi.
Karma oyun büyük partilerde seçim sonucunu ve aday sıralamasını fazla değiştirmeyeceğini savunan Taçoy, daha az oy alan partilerde ise belirleyici olabileceğini öne sürdü. Tartışmanın zamanlamasına ilişkin “Seçime 3 gün kala böyle bir tartışma yaratmamıza gerek var mı?” diye soran Taçoy, UBP Genel Başkanı Ünal Üstel’i etkilemeye çalışanların bulunduğunu ileri sürdü.
Taçoy, diğer partilerin de kurumsal çıkarlar yerine kişisel hesaplarla hareket ettiğini savunarak şunları söyledi:
“Ulusal Birlik Partisi gibi 60 bin kişinin mühürünü alan bir partinin içerisinde ikibin üçbin aralığındaki karma oy hiçbir rakamı değiştirmez. Sıralamayı da değiştirmez. Ama 10 bin oy alan bir partinin içerisinde ikibin üçbin aralığındaki hatta bin beşyüz ikibin aralığındaki bir oy çok şeyleri değiştirir.”
“UBP’NİN EN KÖTÜ HALİ CTP’NİN EN İYİ HALİYLE YARIŞIR”
CTP’nin seçim sonuçlarına ilişkin beklentilerine de yanıt veren Taçoy, ana muhalefete yönelik iddialı bir karşılaştırma yaptı:
“Ana muhalefete söyleyeceğim şudur: Ulusal Birlik Partisi’nin en kötü hali onların en iyi haliyle yarışabilecek durumdadır.”
UBP’nin rakibinin CTP ya da başka bir siyasi parti olmadığını savunan Taçoy, asıl rakibin yine parti içinden çıktığını belirtti. Taçoy, UBP’nin seçimde alabileceği en düşük oy oranını yüzde 28 olarak tahmin ederken, adayların belirlenmesiyle bu oranın yüzde 35’e kadar çıkabileceğini öne sürdü:
“Ulusal Birlik Partisi’nin tek rakibi yine Ulusal Birlik Partililerdir. Hiç başka kimse değildir. Ne Cumhuriyetçi Türk Partisi’dir, ne diğer siyasi partilerdir. Dolayısıyla hiç kimse kendini öyle çok yükseklerde görmesin. Ulusal Birlik Partisi bu seçime giderken alacağı oy yüzde 30 artı eksi 3’tür. En kötü ihtimalle. Yani yüzde 28’in altına düşecek iddiasını hayatta yapmam, yapamam. Ama seçim yaklaştıkça, adaylar belli oldukça bu sayı yukarıya çıkar mı? Evet çıkar. Ulusal Birlik Partisi çok daha yukarıya çıkar ve yüzde 35’leri konuşur duruma gelir.”
PARTİ İÇİ KAVGALARA “DEMOKRASİ” AÇIKLAMASI
UBP’nin seçime hazırlanırken diğer “savaş aletlerini” bırakıp seçim hazırlığını tek savaş aracı haline getirdiğini söyleyen Taçoy, parti içindeki kavgaları da demokrasiyle açıkladı:
“Her ne kadar da kavga etsek, her ne kadar da birbirimizle dalaşsak da biz bunu demokrasi gereği demokrasiye yanıt vermek için yaparız.”
Seçim döneminde parti içi birliğin önemini bildiklerini kaydeden Taçoy, Üstel’e hangi görev verilirse verilsin üstlenmeye hazır olduğunu söyledi. UBP’ye oy verenlerin sorumluluğunu taşıdıklarını belirten Taçoy, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Seçime giderken ben Sayın Üstel’e de bizzat söyledim ve hangi görev olursa olsun ben yaparım dedim. Partiden gelecek olan tüm görevler bizim görevimiz olur dedim ve bu şekilde de hareket ettik. Bize oy veren insanların sorumluluğunu omuzlarımızda taşıyoruz ve bu sorumlulukla seçime gideceğiz. Ulusal Birlik Partisi’nin en kötü hali diye nitelendirilen haliyle onların en iyi haliyle yarışabilecek durumda olduğunu bir kez daha görecekler, yaşayacaklar ve bunu bilecekler.”