İkiz, evde, sokakta, okul yolunda, alışveriş sırasında veya gece eve dönerken herkesin kendisini güvende hissetme hakkına sahip olduğunu belirterek, “Korkunun değil güvenin, şiddetin değil yaşamın egemen olduğu bir ülkede yaşamak hepimizin ortak hakkıdır” dedi.
“GÜVEN İÇİNDE YAŞAMAK BİR AYRICALIK DEĞİL”
Güvenli yaşamın en temel insan haklarından biri olduğunu kaydeden İkiz, toplumdaki güvensizlik duygusunu şu sözlerle anlattı:
“Evimizde, sokakta, çocuklarımızı okula götürürken, alışveriş yaparken, gece eve dönerken ya da sevdiklerimizle vakit geçirirken kendimizi güvende hissetmek isteriz. Çünkü güven içinde yaşamak bir ayrıcalık değil, en temel hakkımızdır.”
Son dönemde Kıbrıs’ın kuzeyinde art arda yaşanan kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı, bıçaklı saldırı, trafik ölümleri ve diğer şiddet olaylarının yalnızca saldırıya uğrayan kişileri ve ailelerini etkilemediğini belirten İkiz, yaşananların tüm toplumu etkileyen ciddi bir halk sağlığı ve toplumsal güvenlik sorunu haline geldiğini kaydetti.
Sağlıklı toplumun yalnızca hastalıkların bulunmadığı bir toplum anlamına gelmediğini belirten İkiz, “İnsanların korkmadan yaşayabildiği, çocuklarını güvenle büyütebildiği, kadınların ve tüm insanların yaşam hakkının korunduğu, herkesin kamusal alanlarda ve kendi evinde kendini güvende hissettiği bir toplum, gerçek anlamda sağlıklı bir toplumdur” dedi.
“İNSAN, SUÇ İŞLENDİKTEN SONRA DEĞİL, EN BAŞINDAN KORUNMALIDIR”
Yaşam hakkının korunmasının devletin en temel sorumluluklarından biri olduğunu belirten İkiz, yalnızca suç işlendikten sonra müdahale edilmesinin yeterli olmadığının altını çizdi:
“İnsan, suç işlendikten sonra değil, daha en başından korunabileceğini hissetmelidir. Bunun için yalnızca suç gerçekleştikten sonra müdahale etmek yeterli değildir. Suçu önleyici sosyal politikalar, etkin koruma mekanizmaları ve hukukun hızlı, adil ve caydırıcı şekilde işlemesi büyük önem taşımaktadır.”






