Ele aldıkları konu 2011 yılında Azerbaycan ve Ermenistan’da katıldığım bir çalışma… Katılımcılar Kıbrıslı Türklerden ve Rumlardan oluşan, siyasi ve teknokrat sayılan sembol isimlerden oluşmuş bir grup… Çalışma teması da Kıbrıs’ta savaş sonrasında tarafların yakınlaşması ve barış sürecini çalıştırılması deneyimini Azerbaycan ve Ermenistan halkları ile paylaşmak. Proje Türkiye Dış İşleri Bakanlığının… Uygulamasını ise Türkiye- Azerbaycan-Ermenistan hassasiyetleri nedeniyle ise, hani ‘Kolaylaştırıcı’ denir ya, İngiliz Dış İşleri Bakanlığı üstlendi. Proje uygulamasının yönetimi de İngiliz eski başbakanı Tony Blair’ın müsteşarı Johnatan Powell ve ekibinde… Johnatan Powell İngiltere-İrlanda arasında 10 Nisan 1998’de yapılan Hayırlı Cuma Anlaşmasının mimarı; Başbakan Blair’in tam yetki verdiği müzakerecisi…
Projenin vizyonu 1993’de kapatılan Türkiye- Ermenistan sınırının tarafların kullanımına yeniden açılması… Bu gerçekleşebilirse, Türkiye için 1 milyar ABD Doları kapasiteli bir dış ticaret olanağı canlanacak, Kafkasya bölgesinin enerji ve telekomünikasyon hatları da bağlanacak. Sınır kapalı olduğu halde Türkiye-Ermenistan arasında yıllık 350 milyon ABD Doları hacminde resmi bir ticaret faaliyeti Gürcistan üzerinden devam ediyordu; gayri resmi, yani konu sınırda kaçak ticaret hacmi de bu miktara yakın…
Bu proje sadece Kıbrıslı taraflarla yapılan çalışmadan ibaret değildi, daha başka ve değişik ekiplerle de atölye çalışmaları, konferanslar yapılıyordu. Kıbrıslı tarafların yer aldığı çalışma ise yaşadıkları deneyimlerin paylaşımı ile Azerbaycan ve Ermeni halklarının sınırın açılmasına ikna edilmelerine katkıda bulunmak…. Kıbrıslı ekibin Azerbaycan, Ermenistan ve dahi Dağlık Karabağ bölgelerinde yaptığı çalışmalar her iki ülkenin Dış İşleri Bakanlık üst düzey yetkililerinin bilgisi dahilinde gerçekleşmiştir; ekibin Dağlık Karabağ’a gidişi için de Azerbaycan Dış İşleri Bakanlığı’ndan izin alınmıştı çünkü ekip o bölgeyi Azerbaycan’ın parçası olarak kabul ediyordu. Lojistik için de onların katkıları olmuştu.
Ekibin Dağlık Karabağ ziyareti bilahare Azerbaycan basınına bir şekilde sızdırıldı, projeyi benimsememiş unsurların marifetiydi doğal olarak. Basında yer alınca, Azerbaycan Dış İşleri Bakanlığı kendi katkı ve katılımcılığını ret ve inkar etti. Özellikle de Ermenistan işgalindeki Dağlık Karabağ’a giden bir Türk olarak eleştiri odağına da beni aldılar ve dahi ‘İstenmeyen Şahıs’ ilan ettiler. Bir süre sonra da, yani tepkiler yatışınca, bu kararı kaldırdıklarına dair bana bilgi gönderdiler. Karar geçerli mi değil mi bilmiyorum; umurumda da değil… Azerbaycan siyasetinin ne kadar umurundaysa Kıbrıslı Türkler, benim de o kadar umurumdadır Azerbaycan yönetimi… Kardeş devlet derler, Bakü temsilciliğimiz aslında Kıbrıs Türk Ticaret Odası temsilciliği namı ile varlığını sürdürebiliyor. Azerbaycan Dış İşleri Bakanlığı’nın yabancı misyonlara açık toplantı ve resepsiyonlarına KKTC temsilcisi davet edilmiyor. Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliğinin verdiği resepsiyona davetli olarak katılan KKTC temsilcisi ile hiçbir Azerbaycan resmi görevlisi aynı fotoğraf karesine girmiyor. KKTC temsilciliği arabası da diplomatik araç değil. Dolayısıyla, kişi olarak benim de Azerbaycan yönetimine sempatim yoktur; halkı ile evet kardeş halkız.
Şimdi, gelelim Sn Arıklı’nın paylaşımındaki sunum ve yoruma… Vay da ben nasıl gitmişim, panellere nasıl katılmışım ve üç ülke (Türkiye, Azerbaycan- KKTC) benim Ermenistan’a gidişime nasıl izin vermişler?! Ben 5. Kol unsuru olmuşum. Ve daha bir sürü safsata… Sn Arıklı, bir yoldaşına ait bu içerikteki paylaşımını kendi sayfasında kullanmış. Kendileri bir bakan, ülke yönetiyorlar ve böylesine ciddi bir ithamı tereddütsüz aktarıyorlarsa, aslı-astarı nedir diye sormayı bırakın düşünmüyor ise, KKTC’nin son yıllarda yaşadığı yönetim zafiyeti ve başarısızlığının ve dahi kötü niteliğinin bir nedeninin de yönetenlerin kapasitesinin yetersizliğinden ve başkalarının yalan-yanlış fikirlerini kabullenmelerinden olduğunu düşünmemek elde değil.






