***
Taşkınköy’de bir süpermarkette yaşanan bıçaklı saldırıda 22 yaşındaki bir kadın ağır yaralandı, yaşama tutunmaya çalışıyor, zanlı da yaralandı.
Daha birkaç gün önce Girne’de bir doğum günü kutlamasında başlayan tartışma cinayetle sonuçlandı ve 40 yaşındaki Nizam Allanazarov yaşamını yitirdi. Olayla ilgili yedi kişi tutuklandı.
Kadına yönelik şiddet ise artık tek tek yaşanan olayların ötesine geçmiş durumda. Yenidüzen’in son çalışmasında 2001’den bu yana kayıtlara geçen kadın cinayetlerinin sayısının 48’e ulaştığı vurgulanıyor...
Ve daha birkaç gün önce Girne’de görülen toplu cinsel saldırı davasında beş sanığa toplam 55 yıl hapis cezası verildi.
Bütün bunlar bize, toplumun alarm verdiğini söylüyor.
***
Bir suç işleniyor.
Polis müdahale ediyor.
Zanlı tutuklanıyor.
Mahkeme süreci başlıyor.
Sonra birkaç gün geçiyor…
Yeni bir olay yaşanıyor.
Ve biz yeniden aynı döngünün içine giriyoruz.
Oysa devlet yönetmek, yalnızca suç işlendikten sonra polisi olay yerine göndermek değildir.
Devlet yönetmek, suçun oluşacağı zemini önceden görmek ve o zemini ortadan kaldırmaktır.
İşte burada hükümete şunu sormamız gerekiyor; Bu ülkenin güvenlik politikası nedir? Sokaklarımızı daha güvenli hale getirmek için hangi plan uygulanıyor? Ülkeye giriş-çıkışlarda hangi risk analizleri yapılıyor? Muhaceret sistemi ne kadar etkin? Kim ülkeye giriyor? Ne amaçla geliyor? Ne kadar süre kalıyor? Çalışma izni bitenler nerede? Öğrenci statüsünü kaybedenler nerede? İkamet izni sona erenler nerede? Ülkede yıllarca kaçak yaşayan insanların nasıl olup da sistemin radarından çıkabildiğini sorguluyor muyuz?
Ve daha nice sorular, sorular, sorular...
***
Temmuz ayında bir kişinin Kıbrıs’ın kuzeyinde 868 gün kaçak yaşadığı ortaya çıktı.
Mart ayında başka bir kişinin 1300 gün kaçak yaşadığı mahkemeye yansıdı.
Bir başka vakada ise bir kişinin ülkesine dönmek için polise yardım amacıyla başvurduğu ve 465 gündür kaçak yaşadığının ortaya çıktığı haberleştirildi.
Bunlar tek başına bile sistemin ciddi biçimde sorgulanmasını gerektiren örneklerdir.






