Çünkü rakamları yalnızca topladığınızda başka, suçların niteliğine baktığınızda bambaşka bir ülke görüyorsunuz.
Adli suçlara ilişkin dosyalanan dava sayısı 2022’de 9 bin 162’yken, 2025’te 5 bin 700’e gerilemiş.
Yaklaşık yüzde 38’lik bir düşüş…
İlk bakışta sevindirici.
Ama biraz yakından bakalım.
Cinayete teşebbüs vakaları 2023’te 8’ken, 2025’te 14’e çıkmış.
Artış yüzde 75.
Ağır yaralama ve vahim darp 63’ten 113’e yükselmiş.
Yüzde 79 artış.
Ateşli silah ve patlayıcı madde taşıma suçları?
40’tan 87’ye…
Yüzde 118 artış!
Uyuşturucuyla bağlantılı suçlar 364’ten 500’e çıkmış; artış yüzde 37.
Müstahdem tarafından sirkat yüzde 47, resmi evrakta sahteleme ve sahtekârlık yüzde 36 artmış.
Cinsel istismara yönelik dosyalanmış vakalar da 59’dan 65’e yükselmiş.
***
Şimdi yeniden soralım: Suç azalıyor mu?
Belki dosya sayısı azalıyor.
Ama şiddetin dozu yükseliyor.
Silah daha fazla hayatımıza giriyor.
Uyuşturucu daha fazla yayılıyor.
Sahtekârlık büyüyor.
İnsanların asıl korktuğu suçlar ağırlaşıyor.
Üstelik bunlar yalnızca mahkemeye taşınmış, kayda geçmiş dosyalar.
Polisin suçları aydınlatma oranının yüzde 99’un üzerinde olması elbette son derece önemli.
Ama yetmiyor.
***
CTP dün Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırdı.
Tüm bunlar daha geniş konuşulabilirdi.
Nüfus, muhaceret, kayıt dışılık, silahlanma, uyuşturucu, şiddet ve değişen suç yapısı…
“Hükümet” olarak anılan ortaklık Meclis’e uğramadı.
Uzaktan izlediler!
Kendi yarattıkları enkaza baktılar aslında…
***
Rakamları görmezden gelince silahlar kaybolmuyor, uyuşturucu sokaktan çekilmiyor, şiddet azalmıyor.
Tam tersine…
Bir ülkede suçun niteliği ağırlaşırken siyaset konuşmaktan kaçıyorsa, artık yalnızca bir güvenlik sorunu yoktur.
Bir yönetim sorunu vardır.
Sorunun aslı da budur zaten…
Bu yazı toplam 39 defa okunmuştur.