Kaybettiğimiz insanlarımızın acısı tazeyken, ailelerin ve toplumun cevap bekleyen soruları ortadayken ve kazaya ilişkin polis soruşturması devam ederken, yoğunlaşmamız gereken mesele bu facia olmalıdır. Ancak hükümetin önceliklerine baktığımızda son derece vahim bir tabloyla karşılaşıyoruz.
Facianın hemen ardından, daha yasal yas süresi içerisindeyken, Pazartesi, Çarşamba ve bugün Cumhuriyet Meclisi komitelerinde yoğun bir mesai yürütülmektedir.
Üstelik bu mesai, “Şimdi zamanı değildir! Toplum böylesine büyük bir acı yaşarken Meclis’in önceliği bunlar olamaz” yönündeki bütün uyarı ve telkinlerimize rağmen ısrarla sürdürülmektedir.
Hükümet makamları, deniz faciasına ilişkin sorumluluklarını eksiksiz biçimde yerine getirme, yaşananların bütün yönleriyle aydınlatılmasını sağlama ve kamuoyunun haklı sorularına cevap verme konusunda ciddi bir zafiyet içindeyken, UBP’li komite üyelerinin hiçbir aciliyeti bulunmayan yasa değişiklikleri için yoğun bir mesai yürütmesi ne anlaşılabilir ne de kabul edilebilir!
Daha da vahimi, bugün komitelerde ilerletilmeye çalışılan düzenlemelerin önemli bir bölümünün kamu yararından çok, UBP’nin yaklaşan seçimlere yönelik siyasi beklentileriyle doğrudan ilişkili olmasıdır.
Bir tarafta, Maliye Bakanlığı’ndaki yasa dışı uygulamalar hakkında devam eden polis soruşturmasına rağmen, tartışmalı uygulamalara yasal zemin yaratmak amacıyla hazırlanan düzenlemeler görüşülüp sonuçlandırılmaya çalışılırken; diğer tarafta, devlette sözleşmeli olarak görev yapan personelin sözleşme sürelerini bir yıldan beş yıla çıkarmaya yönelik yasa değişikliği gündeme taşınmaktadır.
Halkımızın böylesine ağır bir acıyla sarsıldığı günlerde, hiçbir aciliyeti bulunmayan ve seçim öncesinde siyasi fayda beklentisiyle ele alındığı açık olan düzenlemeleri apar topar Meclis’ten geçirmeye çalışmanın ne vicdanla ne de devlet ciddiyetiyle açıklanabilir bir tarafı vardır.






