Politis Yazarı Stavros Antoniou, bugünkü yazısında Rum Lider Hristodulidis’in Kıbrıs Politikasını çarpıcı sözlerle eleştirdi.
İşte yazısı
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, yıllardır Kıbrıs sorununda girişimleri, açıklamaları ve diplomatik çabalarıyla beklentileri yükseltti. Peki gerçekten ne elde etti? Stavros Antoniou soruyor.
Son yıllarda Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, çeşitli girişimleri ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarla Kıbrıs sorununa ilişkin yüksek beklentiler yarattı. Hatta 2026 yılı sonuna kadar bir çözüm planından dahi söz etti. Avrupa Birliği’ne özel temsilci ataması çağrısında bulundu ve uluslararası topluma, müzakerelere tamamen hazır olduğu mesajını sürekli verdi.
Peki sonuçta Cumhurbaşkanı Hristodulidis neyi başardı?
Bu sorunun yanıtını, geçtiğimiz hafta Ulusal Konsey toplantısından ayrılırken 26 yaşındaki Fidias Panayiotou verdi. En genç siyasi lider, Crans-Montana’dan bu yana 111 ay geçtiğini ve müzakerelerin yeniden başlamasına olanak sağlayacak hiçbir somut gelişme yaşanmadığını söyledi. Nikos Hristodulidis’e atıfta bulunarak, onun “Kıbrıs sorununu yeniden müzakere masasına getiremeyen tek Cumhurbaşkanı olabileceğini” ifade etti.
Burada acı bir gerçeğe dikkat çekmek gerekiyor.
Siyasi liderler arasında bu konuyu kamuoyunun önünde gündeme getirmeye cesaret eden yalnızca Fidias Panayiotou oldu. Birçok yurttaşımız bunun farkında olmayabilir; ancak genç Avrupa Parlamentosu üyesi en yurtsever tutumu benimsedi. Çünkü Rum liderliklerinin yıllardır süren tereddütleri ve hataları nedeniyle vatanın yarısının kaybedilmesi riski bulunuyor.
2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri sırasında siyasi konularda yeterli bilgisi olmadığını söyleyen 26 yaşındaki bir siyasi liderin arkasına saklanmamalıyız. Aradan yalnızca iki yıl geçtikten sonra bu genç isim, argümanları ve muhakemesiyle Cumhurbaşkanı Hristodulidis’in başarılı bir dış politika yürüttüğü yönündeki kamuoyu algısını çürütebiliyor.
Elbette birçok Rum, her şeyden Türkiye’nin sorumlu olduğuna inanıyor ve Rum tarafının yapması gereken her şeyi yaptığı yanılgısıyla yaşıyor. Liderliğin eksikliklerine dikkat çekmeye ve farklı düşünmeye cesaret edenler ise çeşitli sıfatlarla yaftalanıyor, Türkiye yanlısı olmakla suçlanıyor.
Bu kişi Birleşmiş Milletler yetkilisi olsa bile.






