İnsan vücudunda yaşayan mikroorganizmaların duygu ve davranışlar üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları, bu kez psikopatik kişilik özellikleriyle bağırsak ve ağız mikrobiyotası arasında dikkat çekici bağlantılar belirledi. Ancak araştırmacılar, bulguların bakterilerin bu davranışlara neden olduğunu kanıtlamadığını özellikle vurguluyor.
Bağırsaklarımızda ve ağzımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın yalnızca sindirim ve bağışıklık sistemiyle sınırlı kalmayan etkileri olduğu uzun süredir biliniyor. Yeni bir çalışma, mikrobiyota ile empati eksikliği, dürtüsellik ve antisosyal davranışlar gibi psikopatik kişilik özellikleri arasında da ilişki bulunabileceğini ortaya koydu.
Porto ve Oxford üniversitelerinden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, Translational Psychiatry dergisinde yayımlandı. Araştırmada genel nüfustan seçilen 200 sağlıklı yetişkin incelendi.
200 KİŞİDEN KAN, TÜKÜRÜK VE DIŞKI ÖRNEĞİ ALINDI
Katılımcılar, psikopatik kişilik özelliklerini ölçmek amacıyla kullanılan Kısa Form Öz Bildirim Psikopati Ölçeği’ni doldurdu. Empati ve kaygı düzeylerine ilişkin ek testler de uygulandı.
Bilim insanları daha sonra katılımcılardan kan, tükürük ve dışkı örnekleri alarak bağırsak ve ağız mikrobiyotasının bileşimini analiz etti. Kan plazması ve dışkı örneklerindeki bazı metabolik maddeler de araştırmaya dahil edildi.
Sonuçlara göre bağırsak ve ağız mikrobiyotasının genel çeşitliliği, psikopatik özellikleri yüksek ve düşük olan grupları tek başına birbirinden ayırmadı. Buna karşılık bazı bakteri türlerinin göreceli miktarlarıyla psikopati ölçeğinden alınan puanlar arasında istatistiksel bağlantılar bulundu.
ÜÇ BAKTERİ DAHA YÜKSEK PUANLARLA İLİŞKİLENDİRİLDİ
Bağırsaklarda bulunan Allisonella ve Prevotella cinsleriyle Cloacibacillus evryensis türünün daha yüksek miktarda olması, psikopatik kişilik özelliklerinin daha güçlü görülmesiyle ilişkilendirildi.
Ağız mikrobiyotasındaki Treponema vincentii bakterisinde ise ters yönde bir bağlantı belirlendi. Bu bakterinin daha fazla bulunduğu katılımcıların psikopati puanlarının daha düşük olma eğilimi gösterdiği bildirildi.






