Çelik, okul çantalarının ağırlığından sınıfların havalandırılmasına, beslenme alışkanlıklarından vitamin ve mineral takviyelerine, aşıların kontrolünden temel hijyen kurallarına kadar birçok konuda dikkat edilmesi gereken noktaları kaleme aldı.
Prof. Dr. Nilüfer Galip Çelik’in köşe yazısının tamamı şöyle:
Yaz tatili sona erdi… Bir yanda okul alışverişleri, yeni kıyafetler, defterler, kalemler; diğer yanda yeni bir okula başlayan çocukların ailelerinde “Acaba alışabilecek mi?” endişesi… Çocuklu evlerdeki tatlı koşuşturma, yerini yeni eğitim yılının heyecanına bıraktı. Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken çocuklarımızın sağlığı açısından birkaç küçük ayrıntıyı gözden geçirmek, yıl boyunca karşılaşabileceğimiz bazı sorunların önüne geçebilir ve ebeveynlerin aklından geçen birtakım sorulara ışık tutabilir. Bu düşünceyle hazırladığım yazıda, beş başlık altında topladığım konulara hızlıca göz atalım.
Çanta ağırlığı ne olmalı?
Çocukların her gün taşıdığı okul çantaları, ailelerin çoğu zaman fark etmeden gözden kaçırdığı bir konu. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklarda ağır çantalar; boyun, omuz ve sırt bölgesinde ciddi yük oluşturmakta, duruş bozukluklarına ve ileride ciddi omurga hastalıklarına sebep olabilmekte.
Amerikan Pediatri Akademisi, çocuklarda okul çantasının çocuğun vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 10-20’sini aşmamasını önermektedir. Örneğin 30 kilogramlık bir çocuğun çantasının 3-4 kilogram civarında tutulması güvenli bir ağırlık olacaktır. Bu nedenle gerçekten ihtiyaç duyulmayan eşyaların çantaya doldurulmadığından emin olmak, günlük ders programına göre hareket ederek kullanılmayacak kitap ve defterlerin gereksiz ağırlık yapmasını önlemek önemli.
Çantanın her iki omuz askısının da birlikte takılması, askıların sünger destekli olması, çocuğun omuzlarına uygun şekilde ayarlanması ve çantanın sırta yakın taşınması da yükün daha dengeli dağılmasını sağlar. Kısacası, çocuklarımızın çantasında gereksiz ağırlık değil, yalnızca o gün gerçekten ihtiyaç duyacakları eşyalar olsun.
Hijyen için mucize spreyler yok! Sınıfın havalandırılması önemli
Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarımız günün önemli bir bölümünü kapalı sınıflarda geçirmeye başladı. Kalabalık sınıflarda yeterli havalandırma yapılmaması ise özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını kolaylaştırabilir. Bu nedenle sınıfların düzenli olarak havalandırılması basit ama etkili bir önlem. Özellikle ülkemizde hava koşullarının çoğunlukla ılık geçtiği düşünüldüğünde bu açıdan oldukça avantajlıyız. Hava koşullarının uygun olduğu günlerde pencerelerin belirli aralıklarla açılması ve sınıf havasının tazelenmesi önem taşıyor. Burada “Camı bütün gün açık tutmak” gibi bir yöntemden söz etmiyoruz. Önemli olan, sınıfın düzenli biçimde temiz havayla buluşması. Soğuk havalarda bile kısa süreli ve etkili havalandırma yapılabilir.
Diğer yandan ailelerin çocuklarına temel hijyen alışkanlıklarını hatırlatması yararlı olacaktır. Elleri düzenli yıkamak, öksürürken veya hapşırırken ağzını ve burnunu kapatmak, kendisini hasta hissettiğinde bunu öğretmenine ve ailesine söylemek gibi basit davranışlar, okul ortamında enfeksiyonların yayılmasını önlemede büyük önem taşır. Çocuklara öksürürken veya hapşırırken ağızlarını ve burunlarını mendille, mendil yoksa dirsek içiyle kapatmaları mutlaka öğretilmeli. Ateş, belirgin hâlsizlik, kusma, ishal veya bulaşıcı bir hastalık şüphesi bulunan çocukların okula gönderilmemesi hem çocuğun iyileşmesi hem de diğer öğrencilerin korunması açısından önem taşıyor. Son zamanlarda sosyal medyada ne yazık ki hiçbir bilimsel temeli olmadan popüler hâle gelen bazı ürünlerle ilgili hastalarımdan sıklıkla sorular alıyorum. Her ne kadar içerikleri doğal ya da zararsız görünse de çocuğunuzu enfeksiyonlardan, kıyafetlerine sıkacağınız spreylerle korumak mümkün değildir. Bu tür doğal içerikler, laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda antiviral ya da antibakteriyel etkiler göstermiş olsa dahi çocuğun etrafında virüslere karşı bir kalkan görevi göremez.
Beslenme çantası olabildiğince renkli olsun
Çocuklarımızın okul başarısını yalnızca ders çalışmakla ilişkilendirmek doğru değil. Uyku, hareket, beslenme ve genel sağlık durumu da çocuğun dikkatini ve öğrenme kapasitesini etkileyen en önemli unsurlardandır.
Okul çağındaki çocukların beslenmesinde amacımız “mükemmel” bir menü hazırlamak değil, mümkün olduğunca dengeli ve çeşitli seçenekler sunmak olmalı. Beslenme çantasında meyvelere; süt, yoğurt ve peynir gibi protein kaynaklarına; ceviz ve badem gibi sağlıklı atıştırmalıklara, tam tahıllı ekmek gibi seçeneklere yer verilebilir. Su ise çocuğun gün boyunca yanında olması gereken en temel içecektir.
Şekerli içeceklerin, işlenmiş gıdaların ve yüksek miktarda şeker içeren atıştırmalıkların günlük beslenmenin merkezine yerleşmemesine dikkat etmek gerekir. Bir başka önemli nokta da elbette kahvaltı. Sabah aceleyle evden çıkarken kahvaltının atlanması kolaylaşıyor. Oysa güne uygun bir kahvaltıyla başlamak, çocuğun okul saatlerindeki enerjisini ve tokluk hissini destekleyebilir.
Çocukları sağlıklı beslenmeye yönlendirmenin en etkili yolu ise çoğu zaman nasihat etmek değil, onlara örnek olmaktır. Evde sofraya ne koyuyorsak çocukların alışkanlıkları da büyük ölçüde bundan etkilenir. Dolayısıyla renkli ve çeşitli sofralar hazırlayarak bu alışkanlığı bebeklik döneminden itibaren geliştirmek çok önemli.
Gereksiz vitaminlere bel bağlamayalım: Her çocuğa aynı takviye, aynı reçete uygun değil






