Lefkoşa 28°USD48,62EUR56,21GBP65,64GRAM ALTIN6.757,10 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Prof. Dr. Nilüfer Galip Çelik yazdı: Okul zili çaldı… Çocuklarımızın sağlığı için dikkat etmemiz gerekenler

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Galip Çelik, yeni eğitim-öğretim yılının başında öğretmen ve...

6 dakika okumaHaber: Öykü Kendir
Paylaş
Prof. Dr. Nilüfer Galip Çelik yazdı: Okul zili çaldı… Çocuklarımızın sağlığı için dikkat etmemiz gerekenler

Çelik, okul çantalarının ağırlığından sınıfların havalandırılmasına, beslenme alışkanlıklarından vitamin ve mineral takviyelerine, aşıların kontrolünden temel hijyen kurallarına kadar birçok konuda dikkat edilmesi gereken noktaları kaleme aldı.

Prof. Dr. Nilüfer Galip Çelik’in köşe yazısının tamamı şöyle: 

Yaz tatili sona erdi… Bir yanda okul alışverişleri, yeni kıyafetler, defterler, kalemler; diğer yanda yeni bir okula başlayan çocukların ailelerinde “Acaba alışabilecek mi?” endişesi… Çocuklu evlerdeki tatlı koşuşturma, yerini yeni eğitim yılının heyecanına bıraktı. Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken çocuklarımızın sağlığı açısından birkaç küçük ayrıntıyı gözden geçirmek, yıl boyunca karşılaşabileceğimiz bazı sorunların önüne geçebilir ve ebeveynlerin aklından geçen birtakım sorulara ışık tutabilir. Bu düşünceyle hazırladığım yazıda, beş başlık altında topladığım konulara hızlıca göz atalım.

Çanta ağırlığı ne olmalı?

Çocukların her gün taşıdığı okul çantaları, ailelerin çoğu zaman fark etmeden gözden kaçırdığı bir konu. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklarda ağır çantalar; boyun, omuz ve sırt bölgesinde ciddi yük oluşturmakta, duruş bozukluklarına ve ileride ciddi omurga hastalıklarına sebep olabilmekte.

Amerikan Pediatri Akademisi, çocuklarda okul çantasının çocuğun vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 10-20’sini aşmamasını önermektedir. Örneğin 30 kilogramlık bir çocuğun çantasının 3-4 kilogram civarında tutulması güvenli bir ağırlık olacaktır. Bu nedenle gerçekten ihtiyaç duyulmayan eşyaların çantaya doldurulmadığından emin olmak, günlük ders programına göre hareket ederek kullanılmayacak kitap ve defterlerin gereksiz ağırlık yapmasını önlemek önemli.

Çantanın her iki omuz askısının da birlikte takılması, askıların sünger destekli olması, çocuğun omuzlarına uygun şekilde ayarlanması ve çantanın sırta yakın taşınması da yükün daha dengeli dağılmasını sağlar. Kısacası, çocuklarımızın çantasında gereksiz ağırlık değil, yalnızca o gün gerçekten ihtiyaç duyacakları eşyalar olsun.

Hijyen için mucize spreyler yok! Sınıfın havalandırılması önemli

Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarımız günün önemli bir bölümünü kapalı sınıflarda geçirmeye başladı. Kalabalık sınıflarda yeterli havalandırma yapılmaması ise özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını kolaylaştırabilir. Bu nedenle sınıfların düzenli olarak havalandırılması basit ama etkili bir önlem. Özellikle ülkemizde hava koşullarının çoğunlukla ılık geçtiği düşünüldüğünde bu açıdan oldukça avantajlıyız. Hava koşullarının uygun olduğu günlerde pencerelerin belirli aralıklarla açılması ve sınıf havasının tazelenmesi önem taşıyor. Burada “Camı bütün gün açık tutmak” gibi bir yöntemden söz etmiyoruz. Önemli olan, sınıfın düzenli biçimde temiz havayla buluşması. Soğuk havalarda bile kısa süreli ve etkili havalandırma yapılabilir.

Diğer yandan ailelerin çocuklarına temel hijyen alışkanlıklarını hatırlatması yararlı olacaktır. Elleri düzenli yıkamak, öksürürken veya hapşırırken ağzını ve burnunu kapatmak, kendisini hasta hissettiğinde bunu öğretmenine ve ailesine söylemek gibi basit davranışlar, okul ortamında enfeksiyonların yayılmasını önlemede büyük önem taşır. Çocuklara öksürürken veya hapşırırken ağızlarını ve burunlarını mendille, mendil yoksa dirsek içiyle kapatmaları mutlaka öğretilmeli. Ateş, belirgin hâlsizlik, kusma, ishal veya bulaşıcı bir hastalık şüphesi bulunan çocukların okula gönderilmemesi hem çocuğun iyileşmesi hem de diğer öğrencilerin korunması açısından önem taşıyor. Son zamanlarda sosyal medyada ne yazık ki hiçbir bilimsel temeli olmadan popüler hâle gelen bazı ürünlerle ilgili hastalarımdan sıklıkla sorular alıyorum. Her ne kadar içerikleri doğal ya da zararsız görünse de çocuğunuzu enfeksiyonlardan, kıyafetlerine sıkacağınız spreylerle korumak mümkün değildir. Bu tür doğal içerikler, laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda antiviral ya da antibakteriyel etkiler göstermiş olsa dahi çocuğun etrafında virüslere karşı bir kalkan görevi göremez.

Beslenme çantası olabildiğince renkli olsun

Çocuklarımızın okul başarısını yalnızca ders çalışmakla ilişkilendirmek doğru değil. Uyku, hareket, beslenme ve genel sağlık durumu da çocuğun dikkatini ve öğrenme kapasitesini etkileyen en önemli unsurlardandır.

Okul çağındaki çocukların beslenmesinde amacımız “mükemmel” bir menü hazırlamak değil, mümkün olduğunca dengeli ve çeşitli seçenekler sunmak olmalı. Beslenme çantasında meyvelere; süt, yoğurt ve peynir gibi protein kaynaklarına; ceviz ve badem gibi sağlıklı atıştırmalıklara, tam tahıllı ekmek gibi seçeneklere yer verilebilir. Su ise çocuğun gün boyunca yanında olması gereken en temel içecektir.

Şekerli içeceklerin, işlenmiş gıdaların ve yüksek miktarda şeker içeren atıştırmalıkların günlük beslenmenin merkezine yerleşmemesine dikkat etmek gerekir. Bir başka önemli nokta da elbette kahvaltı. Sabah aceleyle evden çıkarken kahvaltının atlanması kolaylaşıyor. Oysa güne uygun bir kahvaltıyla başlamak, çocuğun okul saatlerindeki enerjisini ve tokluk hissini destekleyebilir.

Çocukları sağlıklı beslenmeye yönlendirmenin en etkili yolu ise çoğu zaman nasihat etmek değil, onlara örnek olmaktır. Evde sofraya ne koyuyorsak çocukların alışkanlıkları da büyük ölçüde bundan etkilenir. Dolayısıyla renkli ve çeşitli sofralar hazırlayarak bu alışkanlığı bebeklik döneminden itibaren geliştirmek çok önemli.

Gereksiz vitaminlere bel bağlamayalım: Her çocuğa aynı takviye, aynı reçete uygun değil

Okulların açılmasıyla birlikte vitamin ve mineral takviyeleri de yeniden gündeme geliyor. Ancak “Okullar açıldı, çocuğun bağışıklığı güçlensin.” düşüncesiyle her çocuğa rutin olarak vitamin vermek doğru bir yaklaşım değil. Vitamin ve mineral desteği; çocuğun yaşına, beslenmesine, sağlık durumuna ve varsa tespit edilmiş eksikliğine göre değerlendirilmelidir. Gereksiz veya yüksek dozda kullanılan bazı vitamin ve minerallerin de zararsız olmadığını unutmamak gerekir. D vitamini ve demir gibi vitamin ve minerallerin eksikliğine daha sık rastlayabiliyoruz. Ancak eksiklik şüphesi durumunda bunun doktor değerlendirmesi ve gerekli görüldüğünde laboratuvar tetkikleriyle belirlenmesi, ihtiyaç varsa uygun dozda takviye kullanılması en doğru yoldur.

Lütfen çocuğunuza herhangi bir takviye başlamadan önce doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

Sosyal medyadan, komşularınızdan veya arkadaşlarınızdan alacağınız öneriler sizin çocuğunuz için uygun olmayabilir. Hatta bazı vitaminler vücutta birikerek zarar verecek düzeylere ulaşabilir.

Aşı kartlarını kontrol edelim, eksikleri tamamlayalım

Aşılar, tarih boyunca sağlık alanında kazanılmış en büyük başarılardan biridir. Öncelikle bu gerçeği hatırlamakta fayda var. Bugün insanlık, 30’lu ve 40’lı yaşlarda basit enfeksiyonlardan kaynaklanan ölümleri değil; 80’li ve 90’lı yaşlarda nasıl daha sağlıklı ve daha uzun yaşayabileceğimizi konuşuyorsa bu, aslında aşılar sayesinde gelinen noktayı göstermektedir.

Aşıların zamanında yapılması, çocukların ve toplumun bulaşıcı hastalıklara karşı korunmasındaki temel araçlardan biridir. Bu nedenle ailelerin çocuklarının aşı kayıtlarını kontrol etmesi, yaşına ve sağlık durumuna göre eksik aşı bulunup bulunmadığını sağlık kuruluşları üzerinden teyit etmesi önemli.

Özellikle okul çağındaki çocukların aşı kayıtlarının okul hazırlığı kapsamında gözden geçirilmesi; unutulmuş, eksik kalmış veya gecikmiş bir aşının fark edilmesi açısından iyi bir fırsattır.

Ne yazık ki ülkemizde artan nüfusla birlikte aşılama konusunda artık eskisi kadar kendimizi güvende hissedemiyoruz. Sağlık sistemimiz, tam olarak bilinmeyen bir nüfusla karşı karşıya ve kapasitesinin çok üzerinde hizmet vermeye çalışıyor. Aşı kayıt sisteminin olmayışı ise büyük eksikliklerimizden biri olarak yıllardır gündemimizde çözümsüz bir sorun olarak duruyor.

İşte bu noktada aşı takibinin yapılması da ebeveynlerin sorumluluğuna kalıyor. Bunu okul hazırlığının bir parçası hâline getirmek, aşı kontrollerinin hatırlanması açısından faydalı olacaktır.

Aşıları günü gününe ve eksiksiz yaptırdığınızdan emin olsanız bile tekrar kontrol ettirmenizde fayda var. Çünkü çocuğunuzun bebekliği döneminde mevcut olmayan bir aşı, bugün tüm çocuklara öneriliyor olabilir.

Örneğin şu an 14 yaşında olan ve tüm aşıları eksiksiz yapılmış bir çocuğun Meningokok B aşısı, çocuğun doğduğu yıllarda ülkemizde mevcut olmadığı için yapılmamış olabilir. Bir başka örneği de suçiçeği aşısı üzerinden verebiliriz. Tek doz aşının yeterli koruyuculuk sağlamadığını uzun zamandır biliyor olmamıza rağmen Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, suçiçeği aşısının 4 yaşında yapılması gereken ikinci dozunu henüz çok yakın bir zamanda aşı takvimine ekledi. Bu nedenle aşıları 6 yaşına kadar Türkiye’de yapılmış bir çocukta ikinci doz suçiçeği aşısının atlanmış veya eksik kalmış olma olasılığı yüksektir.

Yeni eğitim-öğretim dönemine sağlıkla başlayalım

Aslında bütün bu önerilerin ortak bir noktası var. O da şu: “Büyük ve zahmetli değişikliklere ihtiyacımız yok.

Çantayı biraz hafifletmek, sınıfı düzenli havalandırmak, beslenme çantasına daha çeşitli ve doğal yiyecekler koymak, dengeli beslenmeye önem vererek gereksiz takviyelerden kaçınmak ve aşı kayıtlarını kontrol etmek…

Bunların her biri küçük birer adım. Fakat çocuklarımızın okulda geçirdiği yüzlerce gün düşünüldüğünde, bu küçük adımların toplam etkisi oldukça büyük. Yeni eğitim yılı başlarken çocuklarımızın yalnızca kalemlerini, defterlerini ve kıyafetlerini değil, sağlık alışkanlıklarını da okula hazırlayalım.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler