- Haberler
- Sağlık
Prof. Dr. Çelik yazdı: Batı Nil virüsü ve ailelerde yeni endişeler: Çocuklar risk altında mı?
yayınlandı
5dk, 42sn
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Galip Çelik, Batı Nil virüsü hastalığına ilişkin toplumda yer alan endişeleri kaleme aldı.
Batı Nil virüsüne bağlı ağır hastalık riskinin genel olarak ileri yaştaki erişkinler ve bağışıklık sistemini baskılayan kronik hastalıkları bulunan kişilerle yakın ilişkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nilüfer Galip Çelik, “Ancak bu durum çocukların tamamen risksiz olduğu anlamına gelmez. Altta yatan başka bir hastalığın etkisiyle bağışıklık sistemi baskılanmış çocuklarda enfeksiyon daha yakından izlenmelidir.” dedi.
Nilüfer Galip ÇELİK’in köşe yazısının tamamı:
“Yaz aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda sivrisinek ısırıkları da günlük hayatın sık karşılaşılan sorunlarından biri haline geliyor ne yazık ki… Yaz aylarında yoğun olarak kaşıntılı şişlikler ve çeşitli cilt lezyonları ile günlük yaşamın bir parçası haline gelen bu sorun bu yıl yazın son günlerine gelinirken bambaşka bir endişeyi daha gündemimize taşıdı; Batı Nil virüsü hastalığı… Bilindiği gibi sivrisinekler nadiren de olsa ciddi enfeksiyonlara yol açabilecek virüslerin ya da parazitlerin taşıyıcısı olabiliyorlar. Hatta bizler bu coğrafyada ciddi sıtma salgınları ile mücadele etmiş bir toplum olarak benzer senaryolara tarihsel açıdan oldukça alışkınız da denebilir. Bu nedenle sıtmanın 1940’lı yıllarda gerçekleştirilen etkin sivrisinek mücadelesi ile nasıl sonlandırıldığı belki bu vesile ile hatırlanmalı ve vektörü sivrisinek olan tüm hastalıklar için en önemli unsurun sivrisinek popülasyonunu azaltmak olduğunu daha yazının en başında vurgulamalıyız.
Batı Nil virüsü ilk kez 1937 yılında Uganda’nın Batı Nil bölgesinde tanımlanmış bir hastalık olsa da aslında 1999 yılında New York’ta saptanmasının ardından Amerika kıtasında da hızla yayılmasıyla birlikte gündem olmaya başladı. Günümüzde dünyanın farklı bölgelerinde, özellikle sıcak aylarda sivrisinek aktivitesinin arttığı dönemlerde insan enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Yani özetle yeni ortaya çıkmış bir hastalık değil neredeyse 100 yıllık bir geçmişe sahip…
Batı Nil virüsünün insanlara enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan bir hastalık olduğunu biliyoruz. Sivrisinekler virüsü çoğunlukla enfekte kuşlardan alarak insanlara taşıyorlar. Günlük temaslar, sarılma, öpüşme, ortak eşyaları kullanma veya aynı ortamda bulunma yoluyla insandan insana bulaşması gibi bir durum söz konusu değil dolayısıyla Covid-19 pandemisindeki gibi bir durumla karşı karşıya kalmayacağımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Çok daha nadir olarak kan transfüzyonu, organ nakli ve anne karnında anneden bebeğe geçiş gibi yollarla bulaşma bildirilmiştir. Genellikle hastalık sinek ısırığından sonra 2-14 gün kuluçka süresi akabinde belirti göstermeye başlar.
Virüsle enfekte olan insanların %80 i hiçbir belirti göstermeden (asemptomatik) olarak kalır. Hastalık bulgularının ortaya çıktığı küçük popülasyonda ise belirtiler herhangi bir hastalıkta olduğu gibi ateş, halsizlik, baş ağrısı, basit viral enfeksiyon bulguları gibidir ve ayırt edici bir özelliği bulunmamaktadır. Çok daha küçük bir hasta grubunda ise virüs sinir sistemini etkileyebilir. Menenjit (beyin zarı iltihabı), ensefalit (beyin iltihabı) veya akut flask miyelit (omuriliğin etkilendiği felç benzeri hastalık tablosu) gibi nörolojik tablolar gelişebilir. Özellikle yüksek ateşe eşlik eden şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, bilinç değişikliği, havale, belirgin kas güçsüzlüğü, yürüme bozukluğu veya felç bulguları bu nedenle acil tıbbi müdahale gerektirmektedir.






